Kenya Devlet Başkanı William Ruto'nun Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetimiyle kurduğu yakın ilişkiler, ülkede giderek artan bir kamuoyu tepkisine neden oluyor. Muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları ve bazı akademisyenler, Nairobi yönetiminin Washington'un çıkarlarına öncelik vererek Kenya vatandaşlarının ihtiyaçlarını ihmal ettiğini iddia ediyor. Özellikle son aylarda imzalanan ticaret anlaşmaları ve Trump'ın Afrika politikasına verilen destek, Ruto hükümetinin bağımsız bir dış politika izlemekten uzaklaştığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Ruto-Trump Döneminde Artan Yakınlaşma
William Ruto'nun Ağustos 2022'de devlet başkanı seçilmesinin ardından Kenya-ABD ilişkilerinde belirgin bir ısınma yaşandı. Ruto, selefi Uhuru Kenyatta'nın daha dengeli bir dış politika izleme çabalarından farklı olarak, Washington'la doğrudan bağları güçlendirmeye odaklandı. Trump'ın Ocak 2025'te ikinci kez göreve başlamasıyla birlikte bu eğilim daha da belirginleşti. Kenya, Trump'ın Afrika'ya yönelik yeni ticaret girişimi "Afrika Refahı Anlaşması"nı (African Prosperity Deal) destekleyen ilk ülkeler arasında yer aldı. Anlaşma, Afrika ülkelerine ABD pazarına tercihli erişim sağlarken, karşılığında Amerikan şirketlerine geniş ticari ayrıcalıklar tanıyor.
Ancak eleştirmenler, anlaşmanın Kenya'nın yerel sanayisini zayıflatacağı ve ülkeyi Amerikan tarım ürünleri için bir çöplük haline getireceği uyarısında bulunuyor. Kenya Ulusal İnsan Hakları Komisyonu eski başkanı Dr. Alice Nderitu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma, Kenya'nın kalkınma hedefleriyle örtüşmüyor. Tarımda kendi kendine yeterlilik yerine dışa bağımlılığı artırıyor" dedi. Ayrıca Ruto hükümetinin, Trump'ın göçmenlik politikalarına sessiz kalması ve ABD'nin Somali'deki askeri varlığını artırma planlarına destek vermesi de eleştiri konusu oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika Boynuzu'nda Dengeler Değişiyor
Kenya'nın Trump yönetimiyle olan yakınlaşması, Doğu Afrika bölgesinde önemli jeopolitik sonuçlar doğuruyor. Kenya, geleneksel olarak Batı yanlısı bir dış politika izlese de, son yıllarda Çin ve Rusya ile de dengeli ilişkiler geliştirmişti. Ruto'nun Trump'a yakın durması, özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Kenya'ya yaptığı yatırımların geleceğine ilişkin soru işaretleri yaratıyor. Pekin yönetimi, Kenya'nın bu hamlesini dikkatle izlerken, Moskova da Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu artırmak için Kenya'nın komşusu Sudan ve Etiyopya ile ilişkilerini derinleştiriyor.
Bölgesel düzeyde ise Kenya'nın Trump'a yakınlaşması, Afrika Birliği (AfB) içinde tartışmalara yol açtı. Bazı AfB üyeleri, Kenya'nın ABD'yle özel bir ortaklık kurarak kıtasal dayanışmayı zayıflattığını öne sürüyor. Öte yandan, Ruto hükümeti bu eleştirilere, "Kenya'nın ulusal çıkarlarını önceliklendirmek en doğal hakkıdır" yanıtını veriyor. Ancak kamuoyunda yapılan anketler, Kenyalıların yalnızca %34'ünün Trump yönetimine güvendiğini gösteriyor. Bu durum, Ruto'nun dış politikasının iç desteğini kaybetme riski taşıdığına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya'nın Trump yönetimiyle yakınlaşması, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan, Türkiye'nin Kenya'yla olan ticari ve askeri işbirliği anlaşmaları (örneğin, Türk yapımı İHA satışları ve altyapı projeleri) ABD rekabeti nedeniyle yeniden değerlendirilebilir. Öte yandan, Kenya'nın Batı'ya kayması Ankara'yı Doğu Afrika'da alternatif ortaklar aramaya itebilir. Türkiye, Etiyopya ve Somali'yle olan bağlarını güçlendirerek bölgedeki dengeyi koruyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika Birliği'yle ilişkileri kapsamında, Kenya'nın bu hamlesi kıtasal dayanışma tartışmalarını etkileyebilir. Sonuç olarak, Ankara'nın Nairobi-Washington eksenindeki gelişmeleri yakından izlemesi ve kendi çıkarlarına uygun bir denge politikası geliştirmesi önem kazanmaktadır.