Kenya Yüksek Mahkemesi, ülkedeki küçük Rastafari topluluğunun dini özgürlük çerçevesinde esrar kullanma talebini reddetti. Mahkeme, Rastafari inancının merkezinde esrar bulunmadığına hükmederek, başvuruyu oy birliğiyle geri çevirdi. Karar, Doğu Afrika ülkesinde dini pratikler ile ceza yasaları arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
Kenya Anayasası’nın 32. maddesi, her bireye din özgürlüğü ve dini vecibelerini yerine getirme hakkı tanıyor. Rastafari topluluğu, bu maddeye dayanarak esrarın (kenevir) dini ritüellerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savundu. Ancak mahkeme, Rastafari inancının temel metinlerinde esrarın zorunlu bir ibadet unsuru olarak yer almadığını belirtti. Kenya’da esrar, 2022’de kabul edilen Narkotik İlaçlar ve Psikotrop Maddeler Yasası uyarınca yasa dışı kabul ediliyor. Yasa, endüstriyel kenevir üretimine izin verse de rekreasyonel veya dini amaçlı kullanımı kesinlikle yasaklıyor.
Rastafari hareketi, 1930’larda Jamaika’da ortaya çıkan ve Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’yi kutsal kabul eden bir inanç sistemi. İnanışa göre esrar (ganja), meditasyonu derinleştiren ve Tanrı ile bağlantıyı güçlendiren bir bitki. Ancak Kenya’daki yaklaşık 10 bin kişilik Rastafari cemaati, çoğunlukla sahil bölgelerinde yaşıyor ve sıklıkla polis baskısına maruz kalıyor. 2023’te üç Rastafari lideri, dini tören sırasında esrar bulundurdukları gerekçesiyle tutuklanmış ve bu dava ülke gündemine oturmuştu.
Bölgesel veya küresel boyut
Kenya mahkemesinin kararı, Afrika’da dini özgürlükler ile uyuşturucu yasaları arasındaki gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Güney Afrika’da Rastafari topluluğu, 2018’de Anayasa Mahkemesi’nin esrarın özel alanda kullanımına izin vermesinin ardından benzer bir taleple mahkemeye başvurmuş ancak henüz sonuçlanmamış bir dava bulunuyor. Jamaika ise 2015’te dini amaçlarla esrar kullanımını yasallaştıran ilk ülke oldu. Küresel ölçekte Rastafari hareketi, esrarın dini bir sakrament olarak tanınması için mücadele ediyor; ancak uluslararası uyuşturucu kontrol rejimi BM 1961 Tek Sözleşmesi gibi anlaşmalarla bu tür taleplerin önünü tıkıyor.
Kenya’daki karar ayrıca, Doğu Afrika’da giderek artan kenevir endüstrisi tartışmalarına da ışık tutuyor. Kenya, tıbbi kenevir üretimine izin verse de ihracat potansiyeli henüz tam olarak değerlendirilememiş durumda. Rastafari talebinin reddedilmesi, hükümetin ekonomik fırsatları dini özgürlüklerin önünde tuttuğu yönünde yorumlara neden oldu. Öte yandan mahkeme, endemik bitkilerin korunması ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele gerekçelerini de kararında vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya’daki bu karar, Türkiye’de dini özgürlükler ve uyuşturucu politikaları arasındaki benzer tartışmalar için bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, uyuşturucuyla mücadelede sert yasalar uygularken, son yıllarda tıbbi kenevir üretimine sınırlı izin verdi. Rastafari kararı, dini ritüellerin yasal sınırlarını belirlemede mahkemelerin rolünü hatırlatıyor. Doğrudan bir ilişki olmasa da, Küresel Güney ülkelerindeki bu tür davalar, Türkiye’nin de üyesi olduğu uluslararası uyuşturucu kontrol rejiminin esneklik sınırlarını göstermesi açısından önemli. Ayrıca, Kenya gibi gelişmekte olan bir ülkede dini azınlıkların hak arayışı, Türkiye’deki benzer toplulukların uluslararası hukuk stratejilerine ışık tutabilir.