ABD'nin başkenti Washington DC'de bulunan ünlü John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi'nde (Kennedy Center) eski Başkan Donald Trump'ın adının bulunduğu tabela ve işaretlerin kaldırılmasına yönelik çalışmalar, federal mahkeme kararının ardından Cuma günü başladı. Görevliler, merkezin çeşitli noktalarına iskele kurarken, akşam saatlerine kadar toplanan kalabalık çalışmaları izledi. Ancak bölgede etkili olan fırtına nedeniyle tabela söküm işlemleri Cumartesi gününe ertelendi. Karar, kültür-sanat kurumlarının siyasi tartışmaların odağı haline gelmesi açısından dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Kennedy Center, ABD Kongresi tarafından 1958'de kurulan ve federal bütçeden destek alan ulusal bir kültür kurumu. Merkezin yönetim kurulu başkanlığını uzun yıllar Trump yönetiminin atadığı isimler yürüttü. Ancak Ocak 2021'deki Kongre baskını sonrasında Trump'ın adının kurumdan çıkarılması yönünde kampanyalar başlatılmıştı. Demokrat milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları, Trump'ın demokratik sürece yönelik tehditlerinin kültür-sanat alanında da sembolik olarak reddedilmesi gerektiğini savundu.
Federal mahkeme, geçtiğimiz hafta aldığı kararda Kennedy Center yönetiminin, Trump döneminde yapılan bağışlar ve isimlendirmelerin kamu yararına aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, "Bir kamu kurumunda, demokratik değerleri ihlal eden bir kişinin adının yaşatılması, kurumun misyonuyla bağdaşmaz" ifadeleri yer aldı. Trump'ın hukuk ekibi kararı temyiz edeceklerini açıklasa da, mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddetmesi nedeniyle söküm işlemleri başladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, ABD'de siyasi figürlerin kamu kurumlarındaki mirasının sorgulanması açısından emsal teşkil ediyor. Benzer tartışmalar, üniversite kampüslerinden federal binalara kadar birçok alanda yaşanıyor. Trump'ın adının Kennedy Center'dan kaldırılması, ABD'deki kültür savaşlarının yeni bir cephesi olarak görülüyor. Muhafazakar çevreler kararı 'tarihi silme' olarak nitelendirirken, Demokratlar bunu 'demokratik normların yeniden tesis edilmesi' şeklinde yorumluyor. Küresel ölçekte ise bu gelişme, kültür kurumlarının siyasi tarafsızlık iddiasının ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Özellikle otoriter eğilimli liderlerin bulunduğu ülkelerde, bu tür kararların uluslararası kültür diplomasisini nasıl etkileyeceği merak ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bu gelişme, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın kültür-sanat alanına yansımalarını göstermesi bakımından önemli. Türkiye, ABD ile kültürel alışveriş ve diplomasi yürüten bir ülke olarak, Kennedy Center gibi prestijli kurumlardaki bu tür değişimlerin iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere doğrudan etkisi olmayabilir. Ancak ABD'deki iç siyasi gelişmelerin, özellikle seçim yıllarında, Türkiye-ABD ilişkilerinin genel seyrini etkileme potansiyeli bulunuyor. Ayrıca bu karar, Türkiye'de de benzer kamu kurumlarında siyasi figürlerin isimlerinin kullanımına yönelik tartışmalara ışık tutabilir.