Katar’ı dünyanın ihtiyaç duyduğu ülke haline getiren adam, Baba Emir artık yok. Pazar günü 74 yaşında hayatını kaybeden Şeyh Hamad bin Halife El Sani, modern Katar’ın mimarı olarak anılıyor. Ancak bu tanım, ne kadar yerinde olsa da, gerçekte başardıklarının büyüklüğünü eksik anlatıyor. O, sadece küçük bir Körfez devletini modernleştirmedi. Egemenlik anlayışının işletim sistemini yeniden yazdı. 1995’te babası Şeyh Halife bin Hamad’ı kansız bir darbeyle devirerek tahta çıkan Hamad, Katar’ı doğal gaz zengini bir emirlikten, diplomatik manevralarıyla büyük güçleri bir araya getiren, El Cezire gibi küresel bir yayın ağına ev sahipliği yapan ve dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçısına dönüştüren vizyoner bir liderdi.
Katar’ın altın çağı: Hamad bin Halife’nin reformları
Şeyh Hamad, 18 yıllık iktidarı boyunca ülkesini köklü bir dönüşüme uğrattı. İlk iş olarak, Katar’ın devasa doğal gaz rezervlerinin işletilmesine odaklandı. Kuzey Sahası’ndaki kaynakları değerlendirmek için yabancı ortaklıklar kurdu ve LNG üretimini patlattı. Bu sayede Katar, dünyanın en büyük LNG ihracatçısı haline gelirken, kişi başına düşen milli gelirde dünyanın zirvesine yerleşti. Ekonomik büyümenin yanı sıra, sosyal reformlara da imza attı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı, anayasa hazırladı ve belediye seçimlerine izin verdi. Eğitim ve sağlık alanlarında büyük yatırımlar yaparak Katar’ı bölgenin en cazip merkezlerinden biri haline getirdi. En dikkat çekici hamlesi ise 1996 yılında El Cezire kanalını kurması oldu. Bu kanal, Arap dünyasında benzeri görülmemiş bir yayıncılık anlayışıyla, hem bölgesel hem de küresel anlamda ses getiren bir haber kaynağına dönüştü. El Cezire, sadece haber vermekle kalmadı, aynı zamanda Arap Baharı sürecinde önemli bir rol oynayarak Katar’ın diplomatik ağırlığını artırdı.
Bölgesel ve küresel boyut: Katar’ın arabuluculuk rolü
Şeyh Hamad’ın liderliğinde Katar, küçük bir ülke olmasına rağmen bölgede büyük bir oyuncu haline geldi. Özellikle arabuluculuk alanında öne çıkan Katar, Yemen, Sudan, Lübnan ve Filistin gibi sorunlu bölgelerde tarafları bir araya getiren diplomatik girişimlere imza attı. 2008 yılında Lübnan’daki siyasi krizin çözümünde Doha Anlaşması’na ev sahipliği yaptı. Afganistan’da Taliban ile ABD arasındaki müzakerelerde de kilit bir rol üstlendi. Bu diplomatik başarılar, Katar’ın İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakipleriyle bile pragmatik ilişkiler geliştirmesini sağladı. Ancak bu bağımsız duruş, 2017’de Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Bahreyn’in Katar’a uyguladığı ablukayla sonuçlandı. Şeyh Hamad, 2013 yılında oğlu Şeyh Temim bin Hamad lehine tahttan çekilmişti, ancak bu abluka krizi sırasında sergilediği sakin ve stratejik duruş, Katar’ın baskılara rağmen ayakta kalmasını sağladı. Onun mirası, bugün hâlâ Doha’nın bölgesel bir güç olarak varlığını sürdürmesinde kendini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şeyh Hamad döneminde kurulan Katar-Türkiye ilişkileri, stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. İki ülke arasındaki askeri, ekonomik ve diplomatik iş birliği, özellikle 2017 Körfez ablukası sırasında Türkiye’nin Katar’a verdiği destekle pekişmiştir. Hamad’ın vizyonuyla şekillenen bağımsız Katar dış politikası, Türkiye’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiklerinden biri haline gelmesini sağlamıştır. Katar’ın LNG ihracatındaki lider konumu, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır. Ayrıca Katar’ın arabuluculuk rolü, Türkiye’nin Afganistan ve Filistin gibi dosyalarda ortak hareket edebileceği bir platform sunmaktadır. Hamad’ın ölümü, bu ortaklığın temellerinin sarsılmadığını gösterse de, Türkiye’nin Doha ile ilişkilerini yeni dönemde de aynı kararlılıkla sürdürmesi beklenmektedir.