Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan'ın görev süresinin sona ermesi, özellikle Filistin'de işlenen savaş suçlarına ilişkin yürütülen soruşturmanın geleceğini belirsizliğe sürükledi. Khan, 2021'de göreve başlamış ve görev süresi boyunca Gazze'deki çatışmalara ilişkin soruşturmayı hızlandırmıştı. Onun ayrılışı, mahkemenin en kritik ve tartışmalı dosyalarından biri olan Filistin soruşturmasının akıbeti konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yeni başsavcının atanma süreci ve olası adaylar, uluslararası toplumun dikkatini çekiyor.
Soruşturmanın arka planı ve Khan'ın rolü
Karim Khan, göreve gelmesinin ardından Filistin soruşturmasına öncelik verdiğini açıklamış ve 2023'te Gazze'deki Hamas saldırıları ve İsrail'in askeri operasyonlarına ilişkin soruşturmaları hızlandırmıştı. Geçtiğimiz yıl, hem Hamas liderleri hem de İsrail hükümeti yetkilileri hakkında savaş suçu işledikleri iddiasıyla tutuklama emri talep etmişti. Bu karar, İsrail ve ABD tarafından sert şekilde eleştirilmiş, Filistin yönetimi tarafından ise memnuniyetle karşılanmıştı.
Khan'ın ayrılığı, bu soruşturmanın hızını kesebilir. Zira yeni başsavcının öncelikleri ve siyasi duruşu bilinmiyor. Mahkeme içindeki kaynaklar, soruşturmanın halihazırda kanıt toplama aşamasında olduğunu ve bu sürecin yeni başsavcının göreve başlamasıyla birlikte devam edeceğini belirtiyor. Ancak bazı uzmanlar, siyasi baskıların yeni başsavcının tavrını etkileyebileceği görüşünde.
Uluslararası toplumdan tepkiler ve bölgesel yansımalar
Filistin soruşturması, uluslararası hukukun uygulanması açısından bir dönüm noktası olarak görülüyor. İsrail ve ABD, ICC'nin yetkisini tanımıyor ve soruşturmanın siyasi motivasyonlu olduğunu savunuyor. Öte yandan, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri, mahkemenin kararlılığının devam etmesini bekliyor. Khan'ın yerine geçecek isim, bu dengelerde belirleyici olacak.
Adaylar arasında, eski İngiliz savcı Andrew Cayley ve Kenya doğumlu uluslararası hukuk uzmanı Karim Khan'ın yardımcısı Nazhat Shameem Khan gibi isimler konuşuluyor. Her birinin Filistin dosyasına yaklaşımı, bölgedeki adalet arayışını doğrudan etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yakından ilgilendiriyor. Ankara, ICC'nin Filistin'de işlenen suçları soruşturmasını açıkça desteklemiş ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini sık sık dile getirmiştir. Khan'ın ayrılışı, soruşturmanın yavaşlaması veya siyasi baskılarla şekillenmesi riskini beraberinde getiriyor. Türkiye'nin, yeni başsavcı seçiminde Filistin yanlısı bir adayın öne çıkması için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve Filistin davasındaki tutarlı duruşu, bölgesel ve küresel arenada önemini koruyor.