Karadağ, Avrupa Birliği'nin bir sonraki üyesi olma yolunda iddialı bir hedef belirlemiş durumda. Havayolu şirketi Air Montenegro'nun uçaklarına '28 by 28 - The Next EU Member' sloganını taşıyan bu hedef, ülkenin 2028 yılına kadar birliğe tam üye olma arzusunu simgeliyor. Ancak Adriyatik kıyısındaki bu küçük Balkan ülkesinin önünde önemli siyasi, hukuki ve ekonomik engeller bulunuyor. Başkent Podgorica'da atılan adımlar, üyelik müzakerelerinin hızlanması için yetersiz kalırken, AB'nin genişleme sürecindeki yorgunluğu da Karadağ'ın ümitlerini gölgeliyor.
Reform Sürecinde Yavaş İlerleme
Karadağ, 2012 yılında AB üyelik müzakerelerine başlayan ilk Batı Balkan ülkesi olma unvanını taşıyor. O tarihten bu yana 33 fasıldan 31'ini açmış durumda, ancak bunlardan sadece üçünü geçici olarak kapatabildi. Özellikle hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele alanlarındaki reformların yetersizliği, Brüksel'in eleştirilerine hedef oluyor. Son dönemde medya özgürlüğü ve organize suçla mücadele konularında atılan adımlar olumlu karşılansa da, AB Komisyonu'nun yıllık raporlarında sürecin 'çok yavaş' ilerlediği vurgulanıyor.
Siyasi istikrarsızlık da önemli bir sorun. 2020 parlamento seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümeti, iç çekişmeler ve gensoru önergeleriyle sarsıldı. 2022'deki hükümet değişikliği de reform ivmesini olumsuz etkiledi. AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Oliver Varhelyi, Karadağ'ın 'reformları uygulama kapasitesini artırması' gerektiğini belirterek, siyasi uzlaşının önemine işaret etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karadağ'ın AB üyeliği, sadece ülke için değil, Batı Balkanlar'ın tamamı için stratejik bir önem taşıyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Batı'nın genişleme politikasını yeniden canlandırdı. Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'a aday statüsü verilmesi, Batı Balkan ülkelerinin de sürecin hızlandırılması taleplerini artırdı. Ancak AB içinde genişleme yorgunluğu ve reform şartındaki katılık, özellikle Fransa ve Hollanda gibi ülkelerin çekinceleriyle birleşince Karadağ'ın hedefi zora giriyor.
Bölgede Sırbistan ve Kosova arasındaki gerginlikler, Boşnak-Hırvat anlaşmazlıkları ve Bosna Hersek'in kırılgan yapısı, Karadağ'ın üyelik sürecini dolaylı olarak etkiliyor. AB, genişleme sürecini 'bölgesel istikrarın garantisi' olarak görse de, mevcut jeopolitik rekabetler ve iç siyasi kutuplaşmalar, reformların önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Karadağ'ın AB üyeliği, Türkiye için Batı Balkanlar'daki nüfuz dengeleri açısından önem taşıyor. Ankara, bölgede ekonomik ve kültürel bağlarını güçlendirirken, AB'nin genişleme sürecine verdiği desteği sürdürüyor. Karadağ'daki Türk yatırımları ve TİKA'nın faaliyetleri, iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştiriyor. Ancak Türkiye'nin kendi AB üyelik sürecinin tıkanmış olması, iki ülkenin birliğe katılım süreçlerini farklı mecralara taşıyor. Karadağ'ın üyeliği, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını kısmen daraltabilir; zira Ankara, AB üyesi bir Karadağ'ın birlik içindeki karar alma mekanizmalarında Yunanistan ve GKRY'nin etkisi altında kalabileceğini göz önünde bulunduruyor. Yine de, Batı Balkanlar'da AB çatısı altında artan istikrar, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve güvenlik çıkarlarına da olumlu yansıyabilir.