Kanada, Soğuk Savaş sonrası dönemin en kapsamlı savunma modernizasyon programı kapsamında, Alman tersanesi ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) ile 12 adet konvansiyonel denizaltı tedariki için çok milyarlık bir anlaşma imzaladı. Başbakan Mark Carney, anlaşmayı NATO'nun kritik zirvesine katılmak üzere Brüksel'e gitmeden hemen önce Ottawa'da düzenlediği basın toplantısında duyurdu. Carney, 'Tehlikelerle dolu ve bölünmüş bir dünyada yaşıyoruz. Kanada'nın egemenliğini savunmak ve müttefiklerimize güven vermek için donanmamızı kökten yenilememiz gerekiyordu' ifadelerini kullandı. Anlaşma, ülke tarihinin en büyük tek savunma tedarik kalemi olarak kayıtlara geçti.
Arktik gözetim ve Cayman rekabeti
Yeni denizaltılar, Kanada'nın üç okyanustaki geniş deniz yetki alanlarını, özellikle de Rusya ve Çin'in artan faaliyet gösterdiği Arktik bölgesini izleme kapasitesini büyük ölçüde artıracak. TKMS'nin Type 212CD veya geliştirilmiş Type 214 tasarımına dayanması beklenen denizaltıların, havadan bağımsız tahrik sistemi (AIP) sayesinde haftalarca su altında kalabilmesi hedefleniyor. İlk teslimatların 2030'ların ortasında yapılması planlanırken, toplam maliyetin 60 milyar Kanada dolarının üzerine çıkması bekleniyor. Anlaşma, Kanada Donanması'nın mevcut dört Victoria sınıfı denizaltısının emekliye ayrılmasıyla oluşacak boşluğu dolduracak. Ancak bu sınıf denizaltılar bakım sorunları ve kaza geçmişiyle eleştiriliyordu.
Kanada'nın bu hamlesi, aynı zamanda Avustralya'nın AUKUS çerçevesinde nükleer denizaltı filosu kurma çabalarına karşı bir denge unsuru olarak da yorumlanıyor. Her ne kadar Kanada nükleer denizaltı yerine konvansiyonel seçeneği tercih etmiş olsa da, TKMS ile yapılan anlaşma ülkenin denizaltı savunma harbi yeteneklerini Batı'ya entegre ediyor. Öte yandan, bu büyük harcamanın Kanada'nın savunma bütçesinde diğer alanlara yapılacak yatırımları geciktirebileceği endişeleri de dile getiriliyor. Muhalefet partileri, özellikle kara kuvvetlerinin modernizasyonu ve siber savunma gibi alanların ihmal edilip edilmediğini sorguluyor.
NATO yükümlülükleri ve Atlantik ittifakı
Anlaşma, Başbakan Carney'in NATO'nun 75. yıl zirvesine katılmasından saatler önce duyurulmasıyla sembolik bir anlam da taşıyor. Zirvede, müttefiklerin GSYİH'lerinin yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü karşılama performansları masaya yatırılacak. Kanada, bu hedefi ancak yüzde 1,4 ile karşılayabilen ülkeler arasında yer alıyor. Carney, denizaltı tedarikinin bu oranı yukarı çekeceğini ve ülkesinin ittifaka olan bağlılığını somutlaştıracağını savunuyor. TKMS ile yapılan anlaşma aynı zamanda Kanada tersanelerinde istihdam yaratma hedefi de taşıyor; denizaltıların bir kısmının Halifax veya Vancouver'daki tersanelerde monte edilmesi veya bakımının yapılması planlanıyor. Bu sayede yerli savunma sanayinin de güçlenmesi amaçlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın bu devasa denizaltı anlaşması, NATO'nun kuzey kanadında önemli bir güç artışına işaret ediyor. Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'de denizaltı filosu en güçlü NATO ülkelerinden biri olarak, bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Kanada'nın TKMS ile anlaşması, Almanya merkezli tersanelerin uluslararası pazardaki etkinliğini artırırken, Türkiye'nin MİLGEM ve yeni tip denizaltı projeleri açısından bir rekabet unsuru oluşturabilir. Bununla birlikte, Ankara'nın Ottawa ile savunma sanayii alanında (özellikle İHA kamera sistemleri) yaşadığı kısıtlamalar ve son dönemdeki normalleşme adımları düşünüldüğünde, bu anlaşma Türkiye'nin alternatif tedarikçiler arayışını daha da önemli hale getirebilir. Küresel denizaltı pazarının daralması, Türkiye'nin yerli ve milli çözümlerini hızlandırmasını gerektiriyor.