Kanada ve Hırvatistan, İsrail-Filistin çatışmasına iki devletli çözüm bulunması çağrısında bulunurken, Angola İsrail'in yerleşimci genişlemesini kınadı. Bu açıklamalar, Gazze'deki savaşın ardından uluslararası toplumun İsrail'e yönelik artan baskısının bir parçası olarak geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Kanada ve Hırvatistan hükümetleri, ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, İsrail-Filistin çatışmasının tek çözümünün iki devletli çözüm olduğunu vurguladı. Kanada Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail ile birlikte barış içinde yaşayacak bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, kalıcı barışın tek yoludur" denildi. Hırvatistan Dışişleri Bakanlığı ise, "İsrail'in güvenlik endişelerini tanıyoruz, ancak Filistin halkının da kendi devletine sahip olma hakkı vardır. İki devletli çözüm, bölgede istikrarın anahtarıdır" ifadelerini kullandı.
Angola ise, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme kararını sert bir dille kınadı. Angola Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İsrail'in uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetleri, barış umutlarını yok etmekte ve iki devletli çözümü imkânsız hale getirmektedir. Uluslararası toplum bu ihlallere karşı ortak tavır almalıdır" denildi.
Bu açıklamalar, son haftalarda İsrail'e yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapılan oylamalarda, birçok ülke İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını ve yerleşim politikalarını kınayan kararlara destek verdi. Avrupa Birliği de, İsrail ile ilişkilerini gözden geçireceğini açıklamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Filistin çatışması, yıllardır Orta Doğu'nun en önemli sorunlarından biri olarak uluslararası gündemi meşgul ediyor. İki devletli çözüm, 1993 Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana uluslararası toplumun resmi politikası olsa da, hayata geçirilemedi. İsrail'in yerleşim faaliyetleri, Doğu Kudüs'ün statüsü ve Filistinli mültecilerin dönüş hakkı gibi konular, çözümün önündeki en büyük engeller olarak duruyor.
Son dönemde Kanada ve Hırvatistan gibi NATO üyesi ülkelerin açıklamaları, Batı'nın İsrail'e yönelik desteğinde bir çatlak oluştuğunu gösteriyor. Özellikle Kanada'nın, geleneksel olarak İsrail'e yakın bir ülke olarak bu çağrıyı yapması dikkat çekici. Hırvatistan ise, Avrupa Birliği üyesi olarak, AB'nin ortak pozisyonuna paralel hareket ediyor.
Angola'nın açıklaması ise, Afrika ülkelerinin Filistin davasına verdiği desteğin bir yansıması. Angola, geçmişte apartheid rejimine karşı mücadelede Filistin Kurtuluş Örgütü'nü desteklemişti. Bugün de, İsrail'in yerleşim politikalarını apartheid benzeri bir uygulama olarak görüyor.
Uzmanlar, bu açıklamaların İsrail üzerindeki baskıyı artırabileceğini, ancak somut bir sonuç için daha fazla ülkenin harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle ABD'nin tavrı kritik önemde. ABD, İsrail'e askeri ve diplomatik destek vermeye devam ediyor, ancak son dönemde yerleşim faaliyetlerine yönelik eleştirilerini de dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir iki devletli çözümü destekliyor ve Filistin davasını savunuyor. Kanada ve Hırvatistan gibi ülkelerin benzer açıklamalar yapması, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir. Özellikle Hırvatistan'ın AB üyesi olarak bu çağrıyı yapması, Türkiye'nin AB nezdindeki Filistin politikasına dolaylı destek anlamına geliyor. Angola'nın kınaması ise, Afrika'da Filistin'e verilen desteğin sürmesi açısından önemli. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında bu tür açıklamaları memnuniyetle karşılıyor. Ancak somut adımlar için ABD'nin tutumunun değişmesi gerekiyor. Türkiye, bölgede barış için diplomatik çabalarını sürdürürken, İsrail'in yerleşim faaliyetlerine karşı uluslararası baskının artmasını olumlu karşılıyor.