İsrail hava saldırılarının temellerini çökerttiği Gazze Şeridi'ndeki binalar, artık binlerce insan için son sığınak. Gazze kentindeki dairesinde, Heba Arafat eğimli oturma odasında yukarı doğru yürümek zorunda kalıyor; zira binanın yapısı tamamen yana yatmış durumda. Yeniden inşa süreci durma noktasına gelirken, binlerce Gazzeli çökme riski taşıyan bu yapılarda yaşam mücadelesi veriyor.
Yeniden İnşanın Önündeki Engeller
Gazze'deki yıkımın boyutu, bölgede benzeri görülmemiş bir insani krizi derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki konut stokunun yüzde 60'ından fazlası hasar gördü veya tamamen yıkıldı. Ancak yeniden inşa çalışmaları, İsrail'in uyguladığı abluka ve inşaat malzemelerinin girişine getirilen kısıtlamalar nedeniyle neredeyse tamamen durmuş durumda. Mısır üzerinden sınırlı miktarda yardım girse de, çimento, demir ve diğer temel inşaat malzemeleri Gazze'ye ulaşmıyor. Bu durum, evsiz kalan yüz binlerce insanın kaderini belirsizliğe sürüklüyor.
Heba Arafat gibi isimler, her an çökebilecek binalarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Arafat, "Burada yaşamak zorundayım çünkü gidecek başka yerim yok. Her gece yıkılma korkusuyla uyanıyorum" diyor. Ancak Arafat'ın durumu, Gazze'deki binlerce insanın ortak kaderi haline gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), Gazze'deki binaların yüzde 80'inin artık güvenli olmadığını ve bu yapıların yıkılması gerektiğini belirtiyor. Ne var ki, yıkım işlemleri için bile gerekli ekipman ve yakıt bulunamıyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Gazze'deki insani kriz, sadece barınma sorunuyla sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporlarına göre, temiz suya erişim nüfusun yalnızca yüzde 10'u için mümkün. Elektrik kesintileri günün büyük bölümünde yaşanıyor ve hastaneler temel ilaçlardan yoksun. Gıda güvensizliği had safhada; yardım kuruluşları, bölgede kıtlık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. Çocuklar arasında yetersiz beslenme oranları hızla yükseliyor. Eğitim sistemi çökmüş durumda; okulların yüzde 70'i ya hasar görmüş ya da barınak olarak kullanılıyor. Bu koşullar altında, Gazze halkının büyük bir kısmı, temel insani ihtiyaçlardan bile yoksun bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Sağlık yetkilileri, salgın hastalık riskinin her geçen gün arttığını belirtiyor.
Uluslararası Boyut ve Müzakereler
Gazze'deki yeniden inşa sorunu, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, kalıcı bir çözüme ulaşmakta zorlanıyor. İsrail, güvenlik endişeleri nedeniyle inşaat malzemelerinin sivil amaçlı kullanımının kontrol edilmesi gerektiğini savunuyor. Filistinli gruplar ise ablukanın tamamen kaldırılmasını talep ediyor. Uluslararası toplum, yeniden inşa için fon taahhütlerinde bulunsa da, bu fonların nasıl ve ne zaman kullanılacağı belirsiz. Avrupa Birliği ve ABD, Gazze'nin yeniden inşası için insani yardım koridorlarının açılması çağrısı yapıyor. Ancak, siyasi çözüm sağlanmadan kalıcı bir yeniden inşanın mümkün olmadığı görülüyor. Uzmanlar, Gazze'nin yeniden imarı için onlarca yıl ve milyarlarca dolar gerektiğini, bunun da ancak istikrarlı bir siyasi ortamda mümkün olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin çözümünde aktif rol oynama potansiyeline sahip. Bölgesel bir aktör olarak Türkiye, İsrail ile Hamas arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yapabilecek kapasitede. Ayrıca, Türk hükümeti ve sivil toplum kuruluşları, Gazze'ye insani yardım ulaştırma konusunda önemli çabalar sarf ediyor. Ancak, İsrail ile ilişkilerin normalleşme süreci ve bölgesel dinamikler, Türkiye'nin hareket alanını sınırlayabiliyor. Türkiye'nin Gazze'deki yeniden inşa sürecine katkı sağlaması, hem bölgesel etkinliğini artırabilir hem de Filistin davasındaki tarihsel duruşunu pekiştirebilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin insani diplomasi ve kalkınma yardımları konusundaki deneyimi, Gazze için değerli bir katkı sunabilir.