Kanada hükümeti, ülkenin denizaltı filosunu yenilemek için düzenlediği çok milyar dolarlık ihalede Alman tersanesi Thyssenkrupp Marine Systems (TKMS) liderliğindeki Alman-Norveç konsorsiyumunu seçti. Karar, Ottawa'nın savunma alımında geleneksel ortağı ABD'den bağımsız alternatiflere yönelme eğilimini yansıtıyor. İlk partide 12 adet konvansiyonel denizaltının tedarikini öngören sözleşme, Kanada tarihinin en büyük tekli savunma projelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Projenin toplam değerinin 60-80 milyar Kanada doları arasında olduğu tahmin ediliyor. TKMS'in Type 212CD ve 214 sınıfı tasarımları üzerinde yükselen teklif, özellikle Kuzey Kutbu'nda görev yapabilecek buz kırma kabiliyeti ve havadan bağımsız tahrik sistemi (AIP) ile öne çıktı. İlk denizaltının 2030'ların başında hizmete girmesi planlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Kanada'nın mevcut denizaltı filosu, 1980'lerde İngiltere'den satın alınan ve yaşlanan dört adet Victoria sınıfı denizaltıdan oluşuyor. Bu gemilerin bakım maliyetleri yıllar içinde katlanarak artarken, operasyonel hazırlık oranları sürekli düşüş gösteriyor. 2023'te Halifax'ta tersanede yatan üç denizaltıdan yalnızca biri göreve hazır durumdaydı. Ottawa, 2017'de başlattığı Kanada Yüzey Savaşçısı projesinin ardından denizaltı filosunu da modernize etme kararı aldı. İhale sürecinde ABD'li General Dynamics Electric Boat ve Fransız Naval Group da yarıştı ancak TKMS, sunduğu teknoloji transferi ve Kanada tersanelerinde ortak üretim taahhüdüyle öne geçti. Özellikle Halifax'taki Irving Shipbuilding ile yapılacak işbirliği, projenin Kanada'da 10 binin üzerinde istihdam yaratması bekleniyor.
Kararın ardında jeopolitik faktörler de etkili oldu. ABD'nin son yıllarda savunma alımlarında önceliği Hint-Pasifik bölgesine kaydırması ve Arktik stratejisinde Kanada ile koordinasyon eksiklikleri, Ottawa'yı farklı tedarikçilere yöneltti. Almanya ise Norveç ile ortak geliştirdiği Type 212CD sınıfı denizaltılarla Arktik koşullarda kanıtlanmış bir performansa sahip. Norveç Donanması, 2029'dan itibaren altı adet Type 212CD almayı planlıyor ve Kanada'nın projeye dahil olmasıyla ortak lojistik avantaj sağlanacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Kanada'nın bu kararı, küresel denizaltı pazarında Avrupa'nın yükselen rolünü teyit ediyor. TKMS, son yıllarda İsrail, Singapur ve Mısır gibi ülkelere yaptığı satışlarla portföyünü genişletirken, Norveç ile birlikte geliştirdiği yeni nesil platformlar NATO'nun Kuzey Atlantik ve Arktik savunması için kritik önem taşıyor. Öte yandan ABD, en büyük müttefiklerinden birinin bu alanda Avrupa'ya yönelmesinden rahatsızlık duymuş olsa da, Ukrayna savaşı sonrası Avrupa savunma sanayiinin güçlenmesini teşvik eden Washington, itirazını açıkça dile getirmedi. Analistler, anlaşmanın ABD-Kanada savunma ticaretinde bir kırılma değil, çeşitlenme olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor. Denizaltı ihalesi ayrıca Kanada'nın Arktik egemenlik iddiasını somutlaştırması açısından da sembolik bir adım. Buzulların erimesiyle yeni deniz yollarının açıldığı bölgede, Rusya'nın Kuzey Filosu 50'nin üzerinde denizaltıyla devriye gezerken, Kanada'nın elindeki dört eski denizaltı caydırıcılık sağlamakta yetersiz kalıyordu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın TKMS tercihi, Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltma hedefi açısından önemli bir veri sunuyor. Türkiye, MİLDEN projesiyle milli denizaltı geliştirme yolunda ilerlerken, Almanya'nın bu tür büyük ölçekli projelerde teknoloji transferine açık olduğunu görmek, olası işbirlikleri için kapı aralıyor. Ancak Türkiye'nin Almanya ile denizaltı alanındaki mevcut ilişkisi (214 sınıfı denizaltılar) bir başarı öyküsü olsa da, Kanada gibi bir NATO müttefikinin ABD'den Avrupa'ya kayması, küresel savunma tedarik zincirindeki dönüşümün sinyallerini veriyor. Türkiye, bu süreci kendi milli projelerinin ihracat potansiyelini değerlendirmek için bir fırsat olarak görmeli.