Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD ile ticaret müzakerelerinin beklenmedik şekilde askıya alınmasının ardından Ottawa'nın 20 milyar dolar değerinde Amerikan ürününe yönelik misilleme tarifelerinin yürürlüğe girdiğini duyurdu. Carney, "ABD ile ticaret görüşmelerinin çökmesi utanç verici, ancak Kanada'nın egemenliğini korumak için mücadeleye devam edeceğim" dedi. Karar, Kuzey Amerika'daki ticaret gerilimini daha da tırmandırırken, Kanada'nın kararlı duruşu uluslararası piyasalarda yeni dalgalanmalara yol açtı.
Gerilimin Arka Planı ve Tarifelerin Kapsamı
Kanada hükümeti, ABD'nin çelik, alüminyum ve bazı tarım ürünlerine yönelik ek vergilerine yanıt olarak, toplam 20 milyar dolar değerinde Amerikan malına yüzde 25'e varan oranlarda gümrük vergisi uygulama kararı almıştı. Ottawa'nın misilleme listesinde domuz eti, viski, meyve suyu, beyaz eşya gibi geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor. Ekonomistler, bu adımın ABD'li üreticiler kadar Kanada tüketicisini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD yönetimi ise Kanada'yı "haksız ticaret uygulamaları" ile suçlayarak, tarifelerin ulusal güvenlik gerekçesiyle konulduğunu savunuyor. Ancak Carney, "Bu bir egemenlik meselesidir. Kanada, kendi çıkarlarını korumak zorundadır" ifadesini kullandı. Görüşmelerin çökmesinde, ABD'nin Kanada'dan yumuşak kereste ve süt ürünleri kotasında taviz talep etmesi, Ottawa'nın ise otomotiv sektöründeki mevcut kuralların korunmasında ısrar etmesi etkili oldu.
Uzmanlara göre, tarifelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte iki ülke arasındaki yıllık 700 milyar dolarlık ticaret hacmi ciddi risk altına girebilir. Kanada'nın en büyük ticaret ortağı olan ABD ile yaşanan bu kriz, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA'nın yerini alan USMCA) geleceğini de tartışmaya açtı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Kanada'nın misilleme hamlesi, sadece ikili ilişkilerle sınırlı kalmayıp küresel ticaret düzenini de etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğu iddia edilen tek taraflı tarifeler, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Avrupa Birliği ve Çin, ABD'nin benzer uygulamalarına karşı kendi önlemlerini devreye almış durumda. Ottawa'nın kararı, özellikle emtia fiyatları ve Kanada doları üzerinde baskı oluşturarak, küresel piyasalarda güveni sarsıyor.
Öte yandan, Kanada'nın kararlı tutumu, diğer orta ölçekli güçler için bir "direniş modeli" olarak görülüyor. Carney hükümeti, ABD'nin baskılarına boyun eğmeyerek egemenlik vurgusu yaparken, iç kamuoyunda da milliyetçi duyguları güçlendiriyor. Ancak bazı analistler, uzun süreli bir ticaret savaşının Kanada ekonomisini resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Bu arada, Küba hükümeti de ekonomik verilerin bozulduğunu açıklayarak, ABD yaptırımlarının ada ülkesi üzerindeki etkisinin arttığını belirtti. Küba'nın açıklaması, Washington'ın ticaret savaşlarını sadece Kanada ile sınırlı tutmadığını, küresel ölçekte bir baskı politikası izlediğini gösteriyor. Karayipler'de artan istikrarsızlık, ABD'nin bölgesel hegemonya çabalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-ABD ticaret savaşının Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı görünse de, küresel ticaret kurallarının aşınması ve tek taraflı tarifelerin yaygınlaşması, Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomiler için risk oluşturuyor. ABD'nin çelik ve alüminyum tarifeleri Türkiye'yi de kapsamıştı; Ottawa'nın misillemesi, Ankara'nın benzer adımlar atması için cesaret verici olabilir. Ayrıca, Kanada'nın egemenlik vurgusu, Türkiye'nin savunduğu çok kutuplu dünya düzenine işaret ediyor. Türkiye, DTÖ reformu ve serbest ticaret anlaşmalarının güçlendirilmesi yönünde diplomatik girişimlerini artırabilir. Bu gelişme, Türk ihracatçısı için yeni pazarlar (Kanada gibi) arayışını da teşvik edebilir.