ProPublica'nın kapsamlı araştırmasına göre, ABD'de son yıllarda kamu fonlarıyla desteklenen özel okul sayısında patlama yaşanıyor. Ancak eyalet yönetimleri, bu okulların nasıl işletildiğine dair yeterli denetim yapmıyor. Özel okullara akan milyarlarca dolarlık kamu parası, eğitim sektöründe bir dönüşüme yol açarken, öğrenci başarısı, mali şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi temel konular gölgede kalıyor.
Gelişmenin arka planı
Kovid-19 pandemisi sonrası ebeveynlerin geleneksel devlet okullarına olan güveni sarsıldı. Birçok aile, çocuklarını özel okullara veya evde eğitime yönlendirdi. Bu talebi karşılamak için eyaletler, okul seçimi programlarını (voucher, vergi kredisi bursları ve eğitim tasarruf hesapları gibi) genişletti. ProPublica'nın analizine göre, 2020'den bu yana 30'dan fazla eyalet bu tür programları hayata geçirdi veya mevcutları büyüttü.
Programların finansmanı hızla arttı. Örneğin, Florida, Arizona ve Indiana gibi eyaletler her yıl milyarlarca doları özel okul öğrencilerine yönlendiriyor. Ancak bu fonların nasıl kullanıldığına dair denetim son derece sınırlı. ProPublica, birçok özel okulun mali raporlarını yayınlamadığını, öğretmen yeterlilik belgelerini sunmadığını ve öğrenci başarı verilerini paylaşmadığını tespit etti. Eyalet denetim mekanizmaları ise ya yetersiz ya da hiç yok.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu eğilim sadece ABD'ye özgü değil. Dünya genelinde birçok ülke, eğitimde özelleştirme ve okul seçimi politikalarını benimsiyor. Şili, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerde benzer modeller uzun süredir uygulanıyor. Ancak bu ülkelerin deneyimleri, kamu fonlarının özel okullara aktarılmasının eşitsizlikleri artırabileceğini, düşük gelirli ailelerin en iyi okullara erişimini sınırlayabileceğini ve eğitim kalitesinde düşüşe yol açabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, bu politikanın uzun vadeli sonuçları konusunda uyarıyor. Özellikle dini veya ideolojik temelli okulların kamu fonu alması, laik eğitim ilkesini zedeleyebilir. Ayrıca, özel okulların kâr amacı güden yapılar haline gelmesi, eğitimi bir metaya dönüştürme riski taşıyor. ABD'deki bu durum, küresel eğitim politikaları açısından önemli bir vaka çalışması niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de özel okul sayısı ve kamu teşvikleri son yıllarda arttı. Özel okullara verilen devlet desteği, eğitimde fırsat eşitliği ve kalite denetimi tartışmalarını beraberinde getiriyor. ABD örneğinde görülen denetim zafiyetleri, Türkiye'nin benzer bir yola girmesi halinde karşılaşabileceği risklere işaret ediyor. Eğitim Bakanlığı'nın özel okullar üzerindeki denetim kapasitesi, bu fonların etkin ve adil kullanımı için kritik önemde. Türkiye, ABD'deki bu deneyimden ders çıkararak şeffaf ve hesap verebilir bir model geliştirebilir.