Tayland'ın, Kamboçya ile deniz sınırı müzakerelerini düzenleyen 2001 tarihli Mutabakat Zaptı'ndan (MoU) tek taraflı olarak çekilmesi, Phnom Penh yönetimini anlaşmazlığı uluslararası platformlara taşımaya itti. Kamboçya Dışişleri Bakanlığı, Tayland'ın bu hamlesini eleştirerek, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında zorunlu arabuluculuk sürecini başlatmayı değerlendirdiklerini duyurdu. İki ülke arasında yaklaşık 50 yıldır çözülemeyen bu sınır anlaşmazlığı, özellikle Kamboçya'nın kıta sahanlığında olası hidrokarbon rezervlerine ilişkin artan jeopolitik gerilimlerle birlikte yeniden gündeme geldi.
Gerilimin Arka Planı: 2001 Mutabakatından Çekilme
Tayland hükümeti, 2024 sonlarında, 2001 yılında imzalanan ve iki ülke arasında Tayland Körfezi'ndeki deniz sınırının belirlenmesi için ortak teknik komite kurulmasını öngören mutabakat zaptından çekildiğini açıkladı. Bangkok, bu adımın gerekçesi olarak Kamboçya'nın söz konusu bölgede tek taraflı petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerini gösterdi. Kamboçya ise bu suçlamayı reddederek, mutabakata bağlı olduğunu ve Tayland'ın çekilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Kamboçya Başbakanı Hun Manet, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tayland'ın bu tek taraflı kararı, bölgesel istikrarı tehdit etmekte ve iki ülke arasında yıllardır süren diyalog sürecine zarar vermektedir. Biz, uluslararası hukuk çerçevesinde haklarımızı sonuna kadar arayacağız” ifadelerini kullandı. Tayland Dışişleri Bakanı Maris Sangiampongsa ise Kamboçya'yı “güven inşa edici adımlar atmamakla” suçlayarak, mutabakatın geçerliliğini yitirdiğini iddia etti.
İki ülke arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı, 1970'lerden bu yana çözülememiş bir konu. Tayland Körfezi'ndeki münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlarının yaklaşık 26.000 kilometrekarelik bir alanda çakıştığı tahmin ediliyor. Bölgenin altında önemli miktarda petrol ve doğalgaz rezervi bulunduğu düşünülüyor. Kamboçya, 2019'da ABD'li enerji şirketi Chevron ile bu alanda arama anlaşması imzalamış, ancak Tayland'ın itirazları nedeniyle proje durdurulmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ASEAN Dayanışması Sınanıyor
Bu anlaşmazlık, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği'nin (ASEAN) temel ilkelerinden biri olan bölgesel uyuşmazlıkların barışçıl çözümü prensibini test ediyor. ASEAN, üye ülkeler arasındaki toprak ve deniz ihtilaflarında doğrudan müzakereyi teşvik etse de, tarafların uluslararası yargıya başvurması alışılmadık bir durum. Kamboçya'nın UNCLOS kapsamında zorunlu arabuluculuk talep etmesi, ASEAN'ın ihtilaf çözüm mekanizmalarını aşarak daha bağlayıcı bir uluslararası hukuk sürecini başlatabilir.
Uzmanlar, bu hamlenin bölgedeki diğer deniz anlaşmazlıklarına da emsal teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Güney Çin Denizi'ndeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Tayland Körfezi'nde benzer bir sürecin işlemesi, Çin, Malezya ve Vietnam gibi ülkelerin de kendi ihtilaflarında uluslararası hukuka başvurma olasılığını artırabilir. Washington merkezli düşünce kuruluşu Center for Strategic and International Studies'a (CSIS) göre, Kamboçya'nın girişimi, UNCLOS'un bağlayıcılığını ve etkinliğini test etme açısından kritik bir vaka olabilir.
Tayland ise konuyu ikili diyalogla çözmekte ısrarcı. Başbakan Paetongtarn Shinawatra, uluslararasılaştırma çabalarını “erken ve gereksiz” olarak nitelendirerek, iki ülkenin ortak çıkarına olan çözümün masa başında bulunabileceğini vurguladı. Ancak Kamboçya'nın uluslararası mahkemeye gitme tehdidi, Bangkok'un elini zorlaştırıyor. Tayland'ın 2001 mutabakatından çekilmesinin hukuki geçerliliği de tartışmalı; zira uluslararası hukukta tek taraflı çekilmenin şartları sınırlıdır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland ve Kamboçya arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı, Türkiye için Doğu Akdeniz'deki benzer ihtilaflar açısından emsal teşkil edebilecek bir vaka. Türkiye, UNCLOS'a taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukukta deniz yetki alanlarının belirlenmesinde hakkaniyet ilkesini savunuyor. Kamboçya'nın zorunlu arabuluculuk girişimi, Türkiye'nin de kıta sahanlığı ve MEB konularında uluslararası yargıya başvurma seçeneğini gündemde tutmasına neden olabilir. Ayrıca, ASEAN ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştiren Türkiye, bu tür bölgesel krizlerin çözümünde yapıcı bir rol üstlenme potansiyeline sahip. Ancak şu an için iki ülke arasındaki anlaşmazlığın Türk dış politikasına doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır.