Kamboçya'da son aylarda büyüyen bir insan kaçakçılığı ve dolandırıcılık ağına yönelik operasyon, beklenmedik bir ikincil krize yol açtı. Yetkililerin, yasa dışı çevrimiçi dolandırıcılık merkezlerine düzenlediği baskınlar sonucu serbest kalan ancak ülkelerine dönemeyen binlerce yabancı uyruklu işçi, şimdi başkent Phnom Penh sokaklarında mahsur durumda. Bu kişiler, büyük ölçüde Bangladeş, Hindistan, Nepal, Myanmar, Vietnam ve Çin kökenli. Çoğu, yüksek maaşlı iş vaatleriyle kandırılarak Kamboçya'ya getirilmiş ve pasaportlarına el konularak zorla çalıştırılmıştı.
Operasyonun detayları
Kamboçya polisi, Uluslararası çalışma örgütü ve birçok sivil toplum kuruluşunun raporları doğrultusunda, ülke genelindeki yasa dışı dolandırıcılık merkezlerine yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. Operasyon kapsamında, yüzlerce kişi gözaltına alınırken, binlerce mağdur kurtarıldı. Mağdurların ifadelerine göre, bu merkezlerde çalışanlar, genellikle ailelerine fidye mektupları yazmaya zorlanıyor veya sosyal medya üzerinden insanları dolandırmak için kullanılıyordu. Ancak operasyonun ardından yaşanan gelişmeler, durumun sanıldığı kadar basit olmadığını gösterdi. Kurtarılan işçilerin büyük bir kısmı, pasaportlarına el konulduğu veya kaçak statüde oldukları için ülkelerine dönemiyor. Kamboçya hükümeti, bu kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli prosedürleri başlattığını ancak sürecin yavaş ilerlediğini belirtiyor. Bu durum, binlerce kişinin geçici barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim sorununu da beraberinde getirdi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) yetkilileri, Kamboçya hükümetiyle iş birliği içinde mağdurların kimlik tespiti ve gönüllü geri dönüş sürecini yürüttüklerini açıkladı. Ancak, özellikle Myanmar gibi siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerden gelenlerin geri dönüşü, daha karmaşık bir boyut taşıyor. Myanmar'daki askeri cunta yönetimi, ülkeyi terk eden vatandaşların geri kabulü konusunda isteksiz davranıyor. Bu da Kamboçya'yı, bir tür 'açık hava hapishanesi' haline dönüşme riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kamboçya'daki bu kriz, Güneydoğu Asya'da organize suç ağlarının ne denli karmaşık ve uluslararası boyutlu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Myanmar, Laos ve Kamboçya, özellikle COVID-19 pandemisi sonrası artan işsizlik ve ekonomik darboğaz nedeniyle, bu tür yasa dışı iş merkezlerinin yuvası haline gelmiş durumda. ASEAN ülkeleri arasında bu konuda bir iş birliği mekanizması bulunmamakla birlikte, Çin'in bölgedeki etkisi dolayısıyla, özellikle Çin vatandaşlarının mağduriyeti, Pekin yönetimini harekete geçirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı, Kamboçya'da mahsur kalan vatandaşlarının tahliyesi için özel uçuşlar düzenlemeye başladı. Ancak bu, sorunu tamamen çözmekten uzak. Zira bu merkezlerin finansal akışı, genellikle Çin merkezli kara para aklama operasyonlarıyla bağlantılı. Küresel düzeyde ise, INTERPOL ve Uluslararası Çalışma Örgütü, bu tür modern kölelik vakalarına karşı farkındalık yaratmaya çalışıyor. Ancak uluslararası toplumun tepkisi, çoğu zaman diplomatik açıklamalarla sınırlı kalıyor. Kamboçya'daki durum, insan ticaretinin sadece cezai bir mesele değil, aynı zamanda büyük bir insani kriz olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde insan kaçakçılığı ve düzensiz göçle mücadele eden bir ülke olarak Kamboçya'daki bu krizden dersler çıkarabilir. Doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel insan ticareti ağlarının Güneydoğu Asya'dan Avrupa'ya uzanan rotaları, Türkiye'yi transit ülke konumuna getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Myanmar, Bangladeş gibi ülkelerle siyasi ve ticari ilişkileri göz önüne alındığında, bu kriz bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'ye yansımalarını göstermesi açısından önemli. Türkiye'nin insani diplomasi geleneğiyle, BM çatısı altında bu krizin çözümüne katkı vermesi mümkün olabilir.