Los Angeles'ta bir jüri, Kaliforniyalı sosyetik Rebecca Grossman'ı, 2020 yılında iki genç kardeşin ölümüne yol açan bir çarp-kaç kazasında ihmalkar buldu ve aileye 22 milyon dolar cezai tazminat ödenmesine karar verdi. Grossman, Eylül 2020'de Westlake Village'da karşıdan karşıya geçmeye çalışan 8 ve 11 yaşındaki Mark ve Jacob Iskander kardeşlere aracıyla çarpmış ve ardından olay yerinden kaçmıştı. Kazada her iki kardeş de hayatını kaybetmişti. Jüri, Grossman'ın aşırı hız yaptığını ve alkol etkisi altında olduğunu belirleyerek, ailenin yaşadığı acıyı hafifletmek adına 21 milyon dolar cezai tazminata ek olarak daha önce belirlenen 10 milyon dolar tazminatı da onayladı.
Gelişmenin Arka Planı: Trajik Kazanın Perde Arkası
Olay, 29 Eylül 2020 akşamı saat 19.00 civarında gerçekleşti. Mark ve Jacob Iskander, anneleri Nancy Iskander ile birlikte bir arkadaşlarından eve dönerken, yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu. Grossman'ın kullandığı beyaz Mercedes-Benz SUV, o sırada 70 mil/saat (yaklaşık 112 km/s) hızla ilerliyordu ve yaya geçidinde durmayarak çocuklara çarptı. Kazanın ardından Grossman, birkaç saniyeliğine yavaşlasa da durmaksızın yoluna devam etti. Daha sonra polise teslim olan Grossman, mahkemede kazayı hatırlamadığını iddia etti. Ancak savcılar, Grossman'ın kazadan önce bir restoranda alkol aldığını ve kanında alkol oranının yasal sınırın üzerinde olduğunu kanıtladı. Ayrıca, o dönemde eski bir Los Angeles Dodgers oyuncusu olan Scott Erickson ile birlikte olduğu ve Erickson'ın da kaza yerinden geçtiği ancak durmadığı belirtildi.
Mahkeme süreci boyunca, Grossman'ın lüks yaşam tarzı ve toplumsal statüsü kamuoyunun dikkatini çekti. Grossman, kaza öncesinde bir yardım kuruluşu olan "Grossman Burn Foundation"da yöneticilik yapıyordu ve bağış toplama etkinlikleriyle tanınıyordu. Savcılar, Grossman'ın kazadan sonraki davranışlarının sorumluluktan kaçma niyetini gösterdiğini savundu. Jüri, Grossman'ı ikinci derece cinayet ve ağır ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermekten suçlu buldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, sadece Kaliforniya'da değil, tüm Amerika Birleşik Devletleri'nde yankı uyandırdı. Özellikle trafik kazalarında zengin ve ayrıcalıklı kişilere verilen cezaların caydırıcılığı tartışmaları yeniden alevlendi. Cezai tazminatın yüksek miktarı, toplumun adalet algısına olan güveni pekiştirdi; ancak bazı hukukçular, bu miktarın Grossman'ın malvarlığına oranla düşük kaldığını savundu. ABD'de cezai tazminatlar, genellikle sanığın mali durumuna göre belirleniyor ve bu dava, bu uygulamanın ne derece adil olduğunu sorgulattı. Ayrıca, çarp-kaç olaylarının artışı ve alkollü araç kullanmanın yıkıcı sonuçları, ulusal düzeyde bir farkındalık yarattı. Bazı eyaletlerde, alkollü araç kullanma cezalarının artırılması yönünde yasa tasarıları gündeme geldi. Grossman davası, zenginlerin yargı önünde eşit muamele görüp görmediği sorusunu da gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de trafik kazalarına ilişkin cezai yaptırımların ve tazminat mekanizmalarının gözden geçirilmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de alkollü araç kullanma ve çarp-kaç olaylarında verilen cezaların caydırıcılığı sıkça tartışılmakta. ABD'deki bu tür yüksek tazminat kararları, Türk kamuoyunda adalet arayışına dair bir referans noktası olabilir. Ayrıca, trafik güvenliği önlemlerinin artırılması ve özellikle yaya ölümlerinin azaltılması konusunda Türkiye'nin de benzer politikalar geliştirmesi gerekebilir. Küresel ölçekte bu dava, toplumsal statü fark etmeksizin hukukun üstünlüğünün vurgulanması ve trafik kazalarında faillerin sorumluluk alması gerektiğini hatırlatıyor.