Kaliforniya, Amerikan gıda endüstrisinde köklü bir değişikliğe imza atarak 'Satış Tarihi' (Sell By) etiketlerini yasaklama kararı aldı. 2026 yılında yürürlüğe girmesi planlanan yeni düzenleme, tüketicileri süpermarket raflarında karışıklığa yol açan bu etiketlerden kurtararak, yerine 'Son Kullanma Tarihi' (Use By) ve 'Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi' (Best If Used By) gibi daha anlaşılır ifadeler getirmeyi amaçlıyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom tarafından imzalanan yasa, eyaletteki gıda atığı sorununa karşı atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yetkililere göre, halihazırda hanelerde israf edilen gıdanın büyük bir kısmı, tüketicilerin 'satış tarihi' geçmiş ürünleri hatalı bir şekilde bozulmuş sanmasından kaynaklanıyor. Yasa, üreticilere yeni etiketleme standartlarına uyum sağlamaları için üç yıllık bir geçiş süreci tanıyor.
Yeni Düzenlemenin Arka Planı ve Gıda İsrafına Etkisi
Yeni düzenlemenin temel amacı, gıda israfını azaltmak ve tüketicilerin gıda güvenliği konusunda daha bilinçli kararlar almasını sağlamak. ABD'de her yıl yaklaşık 40 milyon ton gıda çöpe gidiyor ve bunun önemli bir kısmı 'satış tarihi' etiketlerinin neden olduğu kafa karışıklığından kaynaklanıyor. Kaliforniya Çevre Koruma Ajansı'na göre, bu tarihler aslında mağazaların ürünleri raflardan kaldırması için belirlenmiş satış yönergeleri iken, tüketiciler tarafından yanlışlıkla gıdanın bozulduğu anlamına geldiği düşünülüyor. Yeni sistemde 'Son Kullanma Tarihi' etiketi, özellikle sağlık riski taşıyan bozulabilir ürünler için kullanılacak; 'Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi' ise kalitenin en iyi olduğu dönemi belirtecek. Bu değişiklik, sadece tüketicilere değil, perakendecilere ve üreticilere de netlik kazandıracak. Örneğin, süt ürünleri ve et gibi hassas gıdalarda 'son kullanma tarihi' geçtikten sonra tüketilmemesi uyarısı yapılırken, kuru gıdalarda 'tavsiye edilen tüketim tarihi' geçmiş ürünlerin hâlâ güvenle tüketilebileceği ifade edilecek. Benzer düzenlemeler Avrupa Birliği'nde ve Birleşik Krallık'ta da uygulanıyor; bu ülkelerde gıda israfının azaltılmasında olumlu sonuçlar alındı.
Kaliforniya'nın bu adımı, ABD genelinde de benzer yasaların önünü açabilir. Zira New York ve New Jersey gibi eyaletler de benzer düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Federal düzeyde ise Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıda etiketlemesinde standardizasyon çağrılarını destekliyor. Uzmanlar, uygulamanın başarılı olması halinde ABD'de yılda 10 milyon tondan fazla gıdanın çöpe gitmesinin önlenebileceğini hesaplıyor. Bu da hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük bir kazanım anlamına geliyor.
Küresel Boyut ve Diğer Ülkelerdeki Örnekler
Gıda etiketlemesinde netlik sağlama çabaları, dünya genelinde giderek yaygınlaşıyor. Avrupa Birliği, 2011 yılında yürürlüğe koyduğu düzenlemelerle 'satış tarihi' etiketini kaldırarak 'son kullanma tarihi' ve 'tavsiye edilen tüketim tarihi' olarak iki temel kategori belirlemişti. Bu sistem sayesinde AB ülkelerinde gıda israfında belirgin bir azalma kaydedildi. Birleşik Krallık, 2023'te büyük perakendecilerin çoğuyla gönüllü olarak benzer bir sisteme geçti. Japonya ise 'en iyi tüketim tarihi' ve 'son tüketim tarihi' ayrımını uzun yıllardır kullanıyor. Küresel gıda israfına karşı mücadelede Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), her yıl dünyada üretilen gıdanın üçte birinin israf edildiğini ve bunun sera gazı emisyonlarının yüzde 8'ine denk geldiğini belirtiyor. Kaliforniya'nın hamlesi, bu küresel çabaya önemli bir katkı sağlayacak. Ancak düzenlemenin başarısı, tüketicilerin eğitimi ve perakendecilerin uyum sürecine bağlı olacak. Özellikle düşük gelirli ailelerin, yeni etiketleri doğru yorumlaması için kamu spotları ve bilgilendirme kampanyaları planlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de gıda israfı önemli bir sorun olup, her yıl 7,7 milyon ton gıda çöpe atılıyor. 'Son kullanma tarihi' ve 'tavsiye edilen tüketim tarihi' arasındaki farkın tüketiciler tarafından yeterince bilinmemesi, bu israfın başlıca nedenlerinden biri. Kaliforniya'nın getirdiği uygulama, Türkiye'nin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gıda etiketlemesinde netlik sağlama çalışmalarına örnek teşkil edebilir. AB uyum süreci kapsamında Türkiye'nin benzer bir düzenlemeyi hayata geçirmesi, hem gıda israfını azaltabilir hem de tüketici mağduriyetini önleyebilir. Ayrıca, Türk gıda ihracatçılarının ABD pazarına yönelmesi durumunda, yeni etiketleme standartlarına uyum sağlamaları gerekecektir. Bu düzenleme, küresel gıda ticaretinde etiket standardizasyonunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor.