ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'ın Haiti ve Suriye vatandaşlarına yönelik Geçici Koruma Statüsü'nü (TPS) sona erdirme kararının önündeki hukuki engelleri kaldırdı. Savunucu gruplar, bu kararın yüz binlerce insanın sınır dışı edilmesine ve ailelerin parçalanmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Karar, TPS'nin uzun süredir tartışmalı olan yasal statüsünü yeniden gündeme taşırken, ABD'nin göç politikasında yeni bir dönemece işaret ediyor.
Kararın Arka Planı ve Detayları
Yüksek Mahkeme, 9 üyeli heyetin oy çokluğuyla aldığı kararda, Trump yönetiminin 2017 ve 2018 yıllarında Haiti ve Suriye için TPS'yi sona erdirme yönündeki idari adımlarının hukuka uygun olduğuna hükmetti. Karar, alt mahkemelerin bu kararları bloke eden ihtiyati tedbirlerini kaldırıyor. Ancak mahkeme, TPS sahiplerinin ülkeden ayrılmaları için 60 günlük bir geçiş süreci tanıdı. Bu süre zarfında, Kongre'nin yeni bir yasal düzenleme yapması veya Başkan Joe Biden'ın yeni bir TPS ataması yapması halinde korumanın devam etmesi mümkün.
Haiti ve Suriye, uzun süredir siyasi istikrarsızlık, doğal afetler ve iç savaş gibi nedenlerle ABD'ye sığınanların ağırlıklı olarak geldiği ülkeler arasında. TPS programı, bu ülkelerden gelen ve ABD'de bulunan kişilere geçici çalışma izni ve sınır dışı edilmeme garantisi sağlıyor. Şu anda ABD'de yaklaşık 300 bin Haiti ve Suriye uyruklu kişinin TPS kapsamında olduğu tahmin ediliyor. Sivil toplum kuruluşları, bu kişilerin çoğunun ABD'de on yılı aşkın süredir yaşadığını ve Amerikan toplumuna entegre olduğunu vurguluyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Karar, sadece ABD içi bir mesele olmanın ötesinde, uluslararası göç ve mülteci hukuku açısından da önemli bir emsal teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), TPS'nin sona ermesinin Haiti ve Suriye'den kaçan insanlar için yeni bir insani kriz yaratabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Haiti, son yıllarda artan çete şiddeti, yoksulluk ve depremlerle mücadele ederken, Suriye'deki iç savaş ise on yılı aşkın süredir devam ediyor. Uzmanlar, bu ülkelere dönüşün zorunlu olması halinde binlerce kişinin yeniden yerinden edilme riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor.
Karar ayrıca, ABD'deki göçmen toplulukları arasında büyük bir endişeye yol açtı. Birçok Haiti ve Suriye kökenli Amerikalı, aile üyelerinin sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. Göçmen hakları savunucuları, kararın ABD'nin insani taahhütlerine gölge düşürdüğünü ve ülkenin göçmenlere yönelik giderek sertleşen politikalarının bir yansıması olduğunu savunuyor. Öte yandan, kararın muhafazakar çevrelerde memnuniyetle karşılandığı; bu grupların TPS'nin geçici bir koruma olarak kalması gerektiğini ve süresiz hale gelmesinin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, ABD'nin Suriyelilere yönelik TPS kararı, küresel mülteci rejimindeki çifte standartları bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, Suriye krizinin başından beri ağır bir yük üstlenirken, ABD'nin yüz binlerce Suriyeliye koruma sağlayan TPS'yi sona erdirmesi, uluslararası yük paylaşımı açısından soru işaretleri yaratıyor. Karar, ABD'nin göç politikalarındaki katılaşmanın devam edeceğini gösterirken, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile mülteci anlaşmaları kapsamında daha fazla yük altına girmesine yol açabilecek dolaylı etkiler de barındırıyor. Ankara'nın, bu gelişmeyi BM ve diğer uluslararası platformlarda Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik politikalarını meşrulaştırmak için kullanması muhtemel.