Kaliforniya ve diğer bazı eyaletler, Trump yönetiminin kamu yardımı alan göçmenlere yeşil kart verilmesini zorlaştıran yeni kurallarına karşı pazartesi günü dava açtı. Federal mahkemeye taşınan davalar, yönetimin “kamu yükü” (public charge) olarak bilinen düzenlemesinin anayasal ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunuyor. Kural, göçmenlerin yeşil kart başvurularında geçmişte kullandıkları kamu yardımlarının (gıda yardımı, konut yardımı, Medicaid gibi) olumsuz bir faktör olarak değerlendirilmesini öngörüyor. Bu düzenleme, milyonlarca göçmenin yasal statüsünü ve sağlık hizmetlerine erişimini tehdit ediyor.
Düzenlemenin kapsamı ve eyaletlerin itirazı
Trump yönetimi tarafından Ağustos 2019'da açıklanan ve Ekim 2019'da yürürlüğe girmesi planlanan kural, göçmenlerin kamu yardımlarına başvurmasını engellemeyi amaçlıyor. Kurala göre, yeşil kart başvurusunda bulunan bir kişi, gelir seviyesi ve kullandığı kamu yardımları göz önünde bulundurularak “kamu yükü” olarak değerlendirilebilir. Bu, düşük gelirli göçmenlerin yeşil kart almasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Kaliforniya Başsavcısı Xavier Becerra, davanın eyaletin göçmen topluluklarına yönelik ayrımcılığı durdurmayı amaçladığını belirtti. Davaya Kaliforniya'nın yanı sıra Maine, Oregon, Pennsylvania ve Washington eyaletleri ile bazı şehirler de katıldı. Davacılar, kuralın federal Göç ve Vatandaşlık Yasası'na aykırı olduğunu ve yönetimin keyfi davrandığını öne sürüyor.
Dava dilekçelerinde, kuralın göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayarak halk sağlığını tehdit ettiği, ayrıca eyaletlerin ekonomilerine zarar verdiği vurgulanıyor. Örneğin, Kaliforniya'da 2 milyondan fazla göçmenin kamu yardımlarından faydalandığı ve bu kişilerin çoğunun çocuk veya yaşlı olduğu belirtiliyor. Eyalet yetkilileri, kuralın yürürlüğe girmesi halinde Medicaid ve gıda yardım programlarından çekilecek göçmenlerin sayısının artacağını ve bunun da eyalet bütçelerine ek yük getireceğini savunuyor. Ayrıca, kuralın göçmenleri “kamu yükü” olarak damgalamak suretiyle ayrımcılık yarattığı ve anayasanın eşit koruma ilkesini ihlal ettiği iddia ediliyor.
Siyasi ve hukuki boyut
Trump yönetimi ise düzenlemenin göçmenlerin kendi kendine yeterliliğini teşvik ettiğini ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını engellediğini savunuyor. Yönetim yetkilileri, kuralın yalnızca yeşil kart başvurusunda bulunanları kapsadığını, mevcut yeşil kart sahiplerini veya vatandaşları etkilemediğini belirtiyor. Ancak eleştirmenler, kuralın yalnızca başvuru sürecini değil, aynı zamanda göçmenlerin günlük yaşamını da etkileyeceğini, çünkü birçok göçmenin kamu yardımlarına başvurmaktan korkarak sağlık hizmetlerinden bile kaçınabileceğini söylüyor.
Bu dava, Trump yönetiminin göç politikalarına karşı eyaletlerin açtığı son davalardan biri. Daha önce de seyahat yasağı, sınır duvarı finansmanı ve DACA programının iptali gibi konularda benzer hukuki mücadeleler yaşanmıştı. Göçmen hakları savunucuları, davanın kuralın yürürlüğe girmesini geciktirebileceğini veya tamamen iptal ettirebileceğini umuyor. Federal mahkemenin önümüzdeki aylarda kuralın yürürlüğünü durdurup durdurmayacağına karar vermesi bekleniyor. Bu süreç, 2020 seçimleri öncesinde göçmen politikalarının nasıl şekilleneceği açısından da kritik önem taşıyor.
Dava, ABD'de göçmen hakları ile eyalet yetkileri arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor. Kaliforniya gibi eyaletler, federal hükümetin göçmen politikalarına karşı kendi yasalarını ve kaynaklarını kullanarak direniyor. Bu durum, ülke genelinde göçmen toplulukları üzerinde belirsizlik yaratırken, işverenler de işgücü kaybı endişesi taşıyor. Özellikle tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinde göçmen işçilere bağımlılık yüksek olduğu için, kuralın ekonomik etkileri geniş çaplı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi hedef almasa da göç ve vatandaşlık politikalarındaki küresel eğilimleri yansıtması bakımından önemlidir. Türkiye, son yıllarda Suriyeli mülteciler başta olmak üzere geniş bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapmakta ve zaman zaman benzer kamu kaynakları tartışmaları yaşamaktadır. ABD’de yeşil kart başvurularında kamu yardımlarının engel teşkil etmesi, Türkiye’nin göçmen politikalarına dair ilham alabileceği veya eleştirebileceği bir model oluşturabilir. Ayrıca, Türk vatandaşlarının ABD’ye göçmenlik başvurularında bu tür düzenlemelerden etkilenmesi söz konusu olabilir; özellikle düşük gelirli veya kamu desteğine ihtiyaç duyan Türk göçmenler için yeşil kart süreci zorlaşabilir. Küresel göç rejimindeki bu tür değişiklikler, Türkiye’nin de ikili anlaşmalar ve vize politikalarında dikkate alması gereken bir faktördür.