Latin Amerika'da her yıl gerçekleştirilen Latinobarometro anketinin 2023 sonuçlarına göre, bölge halkının yüzde 58'i Çin'in küresel etkisini olumlu bulurken, ABD'nin etkisini olumlu görenlerin oranı yüzde 40'ta kaldı. Bu sonuç, Washington'ın geleneksel olarak etkili olduğu bölgede Pekin'in artan nüfuzunu gözler önüne seriyor. Anket, 18 Latin Amerika ülkesinde 20 bin kişiyle yüz yüze görüşülerek yapıldı ve 2023 yılının Ekim-Kasım aylarını kapsıyor.
ABD Algısındaki Erozyonun Nedenleri
ABD'nin bölgedeki itibar kaybı yeni değil. 2018'de yapılan aynı ankette ABD'nin etkisini olumlu görenlerin oranı yüzde 48 iken, bu oran 2023'te yüzde 40'a geriledi. Çin'in olumlu algısı ise aynı dönemde yüzde 50'den yüzde 58'e yükseldi. Uzmanlar bu değişimi birkaç faktöre bağlıyor: ABD'nin bölgeye yönelik ilgisizliği, ekonomik yardımların azalması ve özellikle Trump döneminde uygulanan göçmen karşıtı politikalar. Ayrıca ABD'nin Venezüella ve Küba'ya yönelik yaptırımları bölgede geniş bir hoşnutsuzluk yaratıyor.
Çin ise son yirmi yılda Latin Amerika'da ekonomik varlığını hızla artırdı. Bölgeye yapılan Çin doğrudan yatırımları 2022'de 15 milyar doları aşarken, Çin birçok Latin Amerika ülkesinin birinci veya ikinci ticaret ortağı haline geldi. Brezilya, Şili, Peru ve Arjantin gibi ülkelerde Çin altyapı projelerine, madenciliğe ve enerji sektörüne büyük yatırımlar yapıyor. Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan Latin Amerika ülkelerinin sayısı ise 20'yi geçmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Latin Amerika'daki etkisi tarihsel olarak Monroe Doktrini'ne dayanır ve Soğuk Savaş boyunca askeri müdahalelerle pekiştirilmiştir. Ancak 21. yüzyılda bölge ülkeleri çeşitlendirilmiş dış politika arayışına girdi. Çin'in yükselişi bu arayışta önemli bir alternatif sundu. Son yıllarda Şili, Peru ve Kosta Rika gibi ülkeler Tayvan yerine Pekin'i tanımayı tercih etti. Bu diplomatik kaymalar, ABD'nin bölgedeki yumuşak gücündeki erimeyi gösteriyor.
Ancak anket sonuçları Çin'in bölgede tam bir hegemonya kurduğu anlamına gelmiyor. ABD hala bölgedeki en büyük ticaret ortağı ve en fazla doğrudan yatırım yapan ülke konumunda. Ayrıca Latin Amerika kamuoyunda Çin'e yönelik şüpheler de var: bazı kesimler Çin yatırımlarının borç tuzağına yol açabileceğinden ve yerel istihdamı olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor. Yine de genel eğilim, Çin lehine bir değişim olduğunu gösteriyor.
Bu değişim, küresel güç dengelerindeki kaymayı yansıtması açısından önemli. ABD'nin Ukrayna ve Orta Doğu'daki krizlerle meşgul olması, Latin Amerika'ya ayırdığı kaynakları sınırlıyor. Çin ise ekonomik diplomasi ve altyapı yatırımlarıyla bölgede kalıcı bir varlık inşa ediyor. Latinobarometro direktörü Marta Lagos, "ABD'nin bölgedeki liderliği sorgulanıyor, Çin ise istikrarlı bir ortak olarak görülüyor" değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Latin Amerika'da son yıllarda açılım politikası izliyor; Brezilya, Arjantin, Meksika ve Şili ile ticaret ve diplomatik ilişkilerini güçlendiriyor. Bölgede ABD etkisinin azalması ve Çin'in yükselişi, Türkiye için hem fırsat hem risk taşıyor. Türkiye, Çin ile işbirliği yaparak bölgede ortak altyapı projelerine katılabilir; ancak Çin'in ekonomik ağırlığı Türk şirketleri için rekabeti artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin NATO üyesi olarak ABD ile ilişkileri, Latin Amerika'daki dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Bölgede çok kutuplu bir yapının oluşması, Türkiye'nin bağımsız dış politika hamleleri için alan açabilir.