İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin Basra Körfezi'nde bir İran tankerine düzenlediği saldırının, Washington yönetiminin diyalog iradesinden yoksun olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Kalibaf, Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, "ABD'nin tankerimize yönelik saldırısı, müzakere masasına oturmak istemediklerinin en somut göstergesidir" ifadelerini kullandı. Olay, İran ile ABD arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik diplomatik çabaların sürdüğü bir dönemde meydana geldi.
Gelişmenin arka planı
ABD Donanması'na ait savaş gemilerinin, 10 Mart 2025 tarihinde Umman Denizi'nde bir İran tankerine müdahale ettiği bildirildi. İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, tanker uluslararası sularda seyrederken ABD güçleri tarafından durdurulmaya çalışıldı ve ardından savaş gemileri tankere ateş açtı. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, tankerde küçük çaplı hasar oluştuğu kaydedildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise yaptığı açıklamada, tankerin yasa dışı yollarla petrol taşıdığına dair istihbarat aldıklarını ve bu nedenle müdahalede bulunduklarını savundu. Ancak İran, tankerin tamamen meşru bir ticari faaliyet yürüttüğünü ve uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini belirtti.
Bu olay, İran ile ABD arasında 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde yaşanıyor. Taraflar, anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi için haftalardır görüşmeler yürütüyordu. Tahran yönetimi, ABD'nin bu tür askeri eylemlerinin müzakerelere gölge düşürdüğünü ve güvensizlik ortamı yarattığını dile getiriyor. Kalibaf, "müzakere masasına bir yandan oturup diğer yandan askeri güç kullanmak kabul edilemez bir çelişkidir" diyerek Washington'u samimiyetsizlikle suçladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Basra Körfezi ve Umman Denizi, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %30'unun geçtiği stratejik su yollarıdır. Bu bölgede yaşanan herhangi bir gerginlik, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Tanker saldırısının ardından Brent petrol fiyatlarında %2'lik bir artış yaşandı ve analistler, olası bir İran-ABD çatışmasının petrol arzında ciddi kesintilere yol açabileceği uyarısında bulundu. İran, daha önce de benzer durumlarda Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit etmişti. Bu boğaz, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçiş güzergâhıdır ve kapatılması enerji piyasalarında şok etkisi yaratabilir.
Olay aynı zamanda, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile İran arasındaki zaten gergin ilişkileri daha da kötüleştirebilir. Çin ve Rusya ise İran'a destek mesajı vererek, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil olarak toplanması çağrıları yapılırken, uluslararası toplum tansiyonun düşürülmesi için diplomatik çabalara hız verilmesini istiyor. Avrupa Birliği, tarafları itidale davet eden bir bildiri yayımlarken, nükleer müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Basra Körfezi'ndeki gerginliklerden doğrudan etkilenmektedir. Tanker saldırısı sonrası petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji tedarikinde önemli bir alternatif olan İran’la ilişkileri, bu tür olayların ardından yeniden şekillenebilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile dengeli bir politika izlemeye çalışırken, bölgede tansiyonun yükselmesi Türkiye’yi zor bir diplomatik denge oyununa itebilir. Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenmesi veya enerji arz güvenliğini artıracak adımlar atması gündeme gelebilir.