Japonya Merkez Bankası (BOJ), enflasyon baskılarının artması ve Japon yeninin tarihi düşük seviyelerde seyretmesi nedeniyle politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesine çıkarmaya hazırlanıyor. Bankanın iki günlük para politikası toplantısının ardından Cuma günü açıklanması beklenen karar, 1995 yılından bu yana görülmemiş bir sıkılaştırma adımı olacak. Piyasalar, BOJ'un politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 0,75'e çıkarmasını bekliyor. Başkan Kazuo Ueda'nın son açıklamaları, enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda faiz artırımının kaçınılmaz olduğu yönünde sinyaller veriyor.
Faiz Artırımının Arka Planı
Japonya'da çekirdek enflasyon (taze gıda hariç) son aylarda yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrediyor. Hizmet fiyatlarındaki artış ve ücretlerdeki ılımlı yükseliş, BOJ'un yıllardır sürdürdüğü ultra gevşek para politikasını gözden geçirmesine neden oldu. Ayrıca, Japon yeninin ABD doları karşısında son 38 yılın en düşük seviyesine gerilemesi, ithal enflasyonu körükleyerek hane halkının alım gücünü eritiyor. Hükümet yetkilileri de zayıf yenin olumsuz etkileri konusunda uyarılarda bulunmuştu.
BOJ, 2024 yılında negatif faiz politikasına son vererek ilk adımı atmıştı. Ancak o zamandan bu yana faiz artırımı konusunda temkinli bir duruş sergiledi. Şimdi ise Ueda yönetimindeki banka, enflasyonun talepten kaynaklandığına dair daha fazla kanıt görmesiyle birlikte daha cesur adımlar atmaya hazırlanıyor. Toplantı öncesinde yayımlanan Tankan anketi, büyük imalatçıların iş koşullarının iyileştiğini gösterdi. Bu da BOJ'un elini güçlendiriyor.
Öte yandan, küresel ekonomik yavaşlama ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesi, BOJ'un kararını etkileyebilecek dış faktörler arasında. Fed'in gevşekleşmesi, BOJ'un sıkılaşması yönünde bir politika ayrışmasına işaret ediyor; bu da yenin değer kazanmasına yardımcı olabilir. Ancak bu ayrışma, küresel sermaye akımlarını ve gelişmekte olan piyasaları da etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri ve Asya-Pasifik bölgesinin en önemli finans merkezlerinden. BOJ'un faiz artırımı, bölgedeki diğer merkez bankalarının politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi ekonomiler, Japonya ile yakın ticari ve finansal bağlara sahip. Yenin değer kazanması, Japonya'nın ihracatını pahalı hale getirerek rekabet gücünü azaltabilir; bu da bölgedeki ticaret dengelerini değiştirebilir.
Ayrıca, Japon yatırımcıların yurtdışındaki yatırımları (özellikle ABD tahvilleri ve hisse senetleri) büyük hacimli. Faiz artışı, Japon yatırımcıların yurt içine dönmesine neden olarak küresel piyasalarda dalgalanma yaratabilir. Carry trade pozisyonlarının çözülmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Nitekim, BOJ'un faiz artırım sinyali vermesiyle birlikte yen bir miktar değer kazandı ve küresel tahvil faizleri yükseldi.
Uzmanlar, BOJ'un faiz artırımının kademeli olacağını ve piyasalarla iletişimin dikkatli yönetileceğini belirtiyor. Banka, aynı zamanda tahvil alım programını da azaltmayı planlıyor. Bu adımlar, Japonya'nın on yıllardır süren deflasyonla mücadelesinin sona erdiği yönünde bir işaret olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımı, küresel sermaye akımlarını yeniden şekillendirebilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkeler için bu durum iki yönlü bir etki yaratabilir: Bir yandan Japon yatırımcıların yurt içine dönmesi, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye çıkışına neden olabilir. Öte yandan, Fed'in faiz indirimi ve BOJ'un sıkılaşması, doların zayıflamasına yol açarak Türkiye'nin dış borç maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, yenin değer kazanması, Türkiye'nin Japonya ile olan ticaretinde dengeyi değiştirebilir. Ancak doğrudan etki sınırlı olacaktır; zira Türkiye-Japonya ticaret hacmi görece küçüktür. Yine de küresel risk iştahı ve faiz hadleri, Türkiye'nin borçlanma koşullarını dolaylı yoldan etkileyebilir.