Japonya Bakanlar Kurulu, 4 Ağustos Salı günü onayladığı yıllık savunma Beyaz Kitabı'nda Çin'i 'en büyük stratejik zorluk' olarak tanımladı ve iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı. Beyaz Kitap'ta, Çin'in artan askeri faaliyetlerinin Japonya'nın güvenliği açısından en büyük tehdit olduğu vurgulanarak, bu durumun 'ulusal bütünlük ve müttefiklerle işbirliği yoluyla ele alınması gerektiği' ifade edildi. Tokyo yönetimi, Çin'in Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki faaliyetlerine dikkat çekerek, bölgedeki güç dengesinin değiştiğine işaret etti. Beyaz Kitap, Japonya'nın savunma politikasının ana hatlarını belirleyen ve her yıl yayımlanan önemli bir belge olarak kabul ediliyor.
Beyaz Kitap'ın Ayrıntıları ve Japonya'nın Endişeleri
Beyaz Kitap'ta Çin'in askeri modernizasyonu ve bölgedeki faaliyetlerinin 'uluslararası toplumun güvenliğine kaygı verici bir durum' oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle, Çin'in Tayvan çevresindeki askeri tatbikatları, Doğu Çin Denizi'ndeki Senkaku/Diaoyu adaları üzerindeki hak iddiaları ve Güney Çin Denizi'ndeki askeri yığınağına dikkat çekiliyor. Japonya, bu faaliyetlerin bölgedeki statükoyu değiştirme girişimleri olarak yorumluyor ve bunun 'müttefiklerle ve benzer düşünen ülkelerle işbirliği içinde' ele alınması gerektiğini savunuyor.
Beyaz Kitap, Japonya'nın savunma bütçesini artırma kararını da meşrulaştırıyor. Geçtiğimiz aylarda Japonya, özellikle adalarını korumak amacıyla füze savunma sistemlerini güçlendirme ve uzun menzilli seyir füzeleri tedarik etme planlarını açıklamıştı. Bu adımlar, Çin'in tepkisine yol açmış ve iki ülke arasındaki diyalog kanallarını zorlamıştı. Beyaz Kitap'ta ayrıca, Japonya'nın 'karşı saldırı kapasitesine' sahip olması gerektiği yönündeki ifadeler de yer alıyor; bu, ülkenin savunma doktrininde önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Beyaz Kitap'taki bu sert dilin, Japonya'nın Çin'e karşı giderek daha temkinli bir yaklaşım benimsemesinin bir işareti olduğunu belirtiyor. Özellikle, Çin'in son yıllarda askeri harcamalarını sürekli artırması ve bölgedeki nüfuzunu genişletmesi, Japonya'yı tedirgin ediyor. Tokyo'nun bu tutumu, ABD ile ittifakını güçlendirme ve bölgedeki diğer ülkelerle işbirliğini derinleştirme çabalarıyla da örtüşüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya'nın bu hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. Çin, Japonya'nın bu suçlamalarını reddederek, 'savunma politikasının uluslararası hukuka uygun olduğunu' savunuyor. Pekin yönetimi, Japonya'nın Beyaz Kitap'ının 'Çin- Japonya ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini' ve 'bölgesel barış ve istikrarı tehdit edeceğini' bildirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Japonya'nın bu tür eylemlerinin sorunları çözmeyeceğini, aksine gerginliği artıracağını' ifade etti.
Bölgesel olarak, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler de Japonya'nın endişelerini paylaşıyor. Özellikle, Çin'in bölgedeki agresif tutumu, birçok ülkeyi savunma harcamalarını artırmaya ve ittifaklarını güçlendirmeye itiyor. ABD ise Japonya'nın bu tutumuna destek verirken, Çin ile ilişkilerinde dengeli bir yol izlemeye çalışıyor. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, 'Çin'in davranışlarının uluslararası düzene meydan okuduğunu' belirterek, Japonya'nın endişelerini haklı buluyor.
Öte yandan, bazı analistler, Japonya'nın bu tutumunun Çin ile ekonomik bağlarını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 300 milyar doları aşarken, güvenlik alanındaki gerilimlerin ticari ilişkilere de yansımasından endişe ediliyor. Özellikle, tedarik zincirlerindeki bağımlılık ve teknoloji alanındaki rekabet, iki ülke arasındaki ilişkileri hassas kılıyor. Bu durum, küresel ekonominin önemli bir parçası olan Asya-Pasifik bölgesinde belirsizliği artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya gerilimi, Türkiye'nin de içinde yer aldığı geniş bir coğrafyada güvenlik paradigmalarını etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Doğu Asya'daki dengeler, küresel tedarik zincirleri ve enerji hatları üzerinden Türk ekonomisini dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, hem Çin ile İpek Yolu işbirliğini geliştirmeye çalışıyor hem de NATO müttefiki olarak Japonya ile yakın diyalog halinde. Bu gerilimin artması, Türkiye'nin bölgesel ticaret ortaklıklarını ve savunma sanayi işbirliklerini gözden geçirmesine yol açabilir. Ancak Türkiye, genellikle bu tür çatışmalarda tarafsız kalmayı ve diyalogdan yana tavır almayı tercih ediyor. Küresel güç mücadelesinin derinleşmesi, Türkiye'nin dış politikada manevra alanını hem genişletebilir hem de kısıtlayabilir.