Bloomberg Opinion köşe yazarı David Fickling, tungsten piyasasındaki hareketlerin yaklaşan bir savaşın habercisi olabileceğini öne sürüyor. Fickling'e göre tungsten madenciliği, “bir asırlık savaş tahmin piyasası” olarak görülebilir. Kaleme aldığı son yazısında tungsteni “ülkelerin kaderini belirleyebilecek süper bir element” olarak tanımlıyor. Ticari tungsten piyasası oldukça küçük olmasına rağmen, bu metalin stratejik önemi büyük. Odd Lots podcastinde konuşan Fickling, tungstenin savunma sanayiinden yüksek teknoloji ürünlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu ve bu nedenle jeopolitik gerilimlerin erken bir göstergesi olabileceğini belirtiyor.
Tungsten Neden Bu Kadar Kritik?
Tungsten, periyodik tabloda W sembolüyle bilinen ve doğada en yüksek erime noktasına sahip metallerden biridir. Bu özelliği sayesinde zırh delici mühimmatlardan kesici takımlara, elektrik kontaklarından havacılık malzemelerine kadar pek çok alanda kullanılır. Özellikle askeri uygulamalarda tungsten karbür, tank zırhı ve kinetik enerji mermileri için vazgeçilmezdir. Bu nedenle savunma sanayiine yönelik talepteki artış, tungsten fiyatlarını doğrudan etkiler.
Fickling, tungsten fiyatlarındaki ani yükselişlerin tarihsel olarak savaş dönemlerinin öncü göstergesi olduğunu vurguluyor. Örneğin, I. Dünya Savaşı öncesinde tungsten talebindeki artış, silah üretimindeki hızlanmayı ele vermişti. Benzer şekilde Soğuk Savaş döneminde de tungsten fiyatlarındaki dalgalanmalar, askeri harcamalardaki değişimlerle paralellik göstermişti. Günümüzde ise Çin'in dünya tungsten üretiminin büyük bir kısmını kontrol etmesi, bu metalin jeopolitik bir koz haline gelmesine neden oluyor.
Tungstenin ticari hacmi, bakır veya çelik gibi metallere kıyasla oldukça küçüktür. Yıllık küresel tungsten üretimi yaklaşık 80 bin ton civarındadır ve bunun büyük bölümü Çin'den karşılanır. Bu durum, piyasayı manipülasyona açık hale getirirken, arz kesintileri veya ihracat kısıtlamaları gibi hamleler küresel fiyatları hızla etkileyebilir. Fickling, bu özellikleri nedeniyle tungsten piyasasının bir tür “prediction market” gibi çalıştığını, yatırımcıların ve analistlerin bu piyasadaki hareketlerden jeopolitik riskleri okuyabildiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna'daki savaş, Pasifik'teki tansiyon ve Orta Doğu'daki çatışmalar, savunma harcamalarını küresel bir seviyede artırıyor. Özellikle NATO ülkeleri ve Çin, askeri modernizasyon programları kapsamında tungsten gibi kritik minerallere olan bağımlılıklarını artırıyor. Çin, tungsten üretiminin %80'inden fazlasını elinde bulundururken, nadir toprak elementleri ve diğer stratejik metallerde de benzer bir üstünlüğe sahip. Bu durum, Batılı ülkelerin Çin'e olan bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırıyor; ABD ve Avustralya gibi ülkeler kendi tungsten madenlerini yeniden canlandırma veya alternatif kaynaklar bulma arayışında.
Uzmanlar, tungsten piyasasındaki son fiyat artışlarının sadece arz-talep dengesizliğinden değil, aynı zamanda stratejik stoklama faaliyetlerinden kaynaklandığını düşünüyor. Ülkeler, olası bir çatışma durumunda üretim hatlarının kesintisiz devam edebilmesi için kritik mineralleri stokluyor. Bu da piyasada ek bir talep baskısı yaratıyor. Ayrıca, yüksek teknoloji ürünlerinde (cep telefonları, elektrikli araçlar, türbinler) tungsten kullanımının artması, sivil talebi de canlı tutuyor.
Fickling'in analizi, tungsten fiyatlarındaki yükselişin tek başına bir savaşın habercisi olduğu anlamına gelmediğini, ancak jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı dönemlerde bu tür sinyallerin dikkatle izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle Tayvan üzerindeki gerilim, tungsten tedarik zincirlerinde ciddi kesintilere yol açabilir; çünkü Çin, dünya tungsteninin büyük kısmını üretirken, Tayvan da yarı iletken üretiminde kritik bir rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma sanayiinde yerli üretim hamlelerini sürdürürken tungsten gibi kritik minerallere olan dış bağımlılığı da devam ediyor. Türkiye'nin tungsten rezervleri sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda maden arama faaliyetleri artıyor. Küresel tungsten fiyatlarındaki olası bir sıçrama, Türkiye'nin maliyetlerini etkileyebilir ve yerli savunma projelerini zorlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin stratejik olarak Çin dışı kaynaklara yönelmesi, bu alanda fırsatlar yaratabilir. Jeopolitik gerilimlerin yükseldiği bu dönemde, Türkiye'nin kritik mineraller konusunda ulusal bir strateji geliştirmesi önem taşıyor.