Japon Kızıl Ordu'sunun (JRA) eski üyesi ve Filistin direnişinin sembol isimlerinden Kozo Okamoto, 78 yaşında hayatını kaybetti. Okamoto, 1972 yılında Tel Aviv yakınlarındaki Lod Havalimanı'nda düzenlenen ve 26 kişinin öldüğü, 80'den fazla kişinin yaralandığı kanlı saldırının faili olarak uluslararası gündeme gelmişti. Orta Doğu Eye'ın haberine göre, Okamoto'nun ölümü Ürdün'ün başkenti Amman'da gerçekleşti. Uzun yıllar Filistin davasına adanmış bir yaşam süren Okamoto, Japonya'dan ayrılarak Orta Doğu'ya yerleşmiş ve burada direniş gruplarıyla ilişki kurmuştu.
Lod Havalimanı Saldırısı ve Japonya'dan Kopuş
Kozo Okamoto, 1947 yılında Japonya'nın güneyindeki Kagoshima kentinde doğdu. Kyoto Üniversitesi'nde tarım mühendisliği okurken, 1960'ların sonlarında küresel çapta yükselen sol hareketlerden etkilendi. 1969'da Japonya Kızıl Ordusu'na (JRA) katıldı. Bu örgüt, 1970'lerde dünya genelinde radikal eylemleriyle tanındı. JRA, Japonya'daki polis baskısından kaçarak Orta Doğu'ya yöneldi ve Filistinli gruplarla işbirliği yaptı.
Okamoto, 30 Mayıs 1972'de gerçekleştirilen Lod Havalimanı saldırısının üç kişilik timindeydi. Tel Aviv'deki havalimanında yolcu terminaline ateş açan ve el bombaları patlatan ekip, aralarında Porto Riko'lu hacıların da bulunduğu 26 kişiyi öldürdü. Saldırıyı hem Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) hem de JRA üstlendi. Okamoto, saldırı sırasında yakalanan tek kişi oldu. İsrail'de yargılanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 1985 yılında, Ahmed Casbir'in önderliğindeki Filistinli militanlarla yapılan esir takası anlaşmasıyla serbest bırakıldı.
Serbest kaldıktan sonra Okamoto, Cezayir'e gitti. Burada JRA'nın diğer üyeleriyle yeniden bir araya geldi. Ancak örgüt içindeki tartışmalar nedeniyle ayrılarak Lübnan'a geçti. 1990'ların sonunda Lübnan'daki Filistinli mülteci kamplarında yaşadı. 2000 yılında Lübnan'a giriş yaparken sahte pasaport kullandığı gerekçesiyle gözaltına alındı ve hakkında sınır dışı kararı çıkarıldı. Ancak Lübnan, savaş suçlarıyla ilgili yargılanabileceği gerekçesiyle iadesini reddetti.
Orta Doğu'da Bir Sembol: Filistin Davasına Adanmış Bir Ömür
Kozo Okamoto, yıllar içinde Filistin davasının uluslararası bir sembolü haline geldi. Japon asıllı olmasına rağmen, kendisini 'Arap direniş savaşçısı' olarak tanımlıyordu. İslamiyet'i benimsedi ve Selahaddin adını aldı. 2019 yılında, Orta Doğu Eye'a verdiği bir röportajda, eylemlerinden pişmanlık duymadığını belirterek, 'Ben bir savaşçıyım, bu yüzden savaş alanlarında ölmek isterdim' demişti. Okamoto, İsrail-Filistin çatışmasında şiddetin masum sivilleri hedef almasını ise üzüntüyle karşıladığını ifade etmişti.
Okamoto'nun ölümü, Orta Doğu'daki sol hareketler ve Filistin davasının tarihsel bir dönemini kapatıyor. 1970'lerde başlayan uluslararası direniş hareketleri, bugün büyük ölçüde etkisini yitirmiş olsa da, Okamoto'nun yaşam öyküsü, Japonya'dan Orta Doğu'ya uzanan sıra dışı bir yolu simgeliyor. Onun adı, özellikle 1972 Lod Havalimanı saldırısıyla birlikte, uluslararası terörizmin tarihine kazınmış durumda. Ancak Okamoto'yu sevenler, onun bir 'özgürlük savaşçısı' olduğunu savunuyor.
Okamoto'nun hayatı, aynı zamanda Japonya'nın 1960'lardaki öğrenci hareketlerinin ve küresel anti-emperyalist mücadelenin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Dönemin koşullarında, birçok genç, Vietnam Savaşı'na ve ABD'nin küresel hegemonyasına karşı çıkarak şiddete başvurmayı meşru görüyordu. JRA'nın Filistin davasıyla ilişkisi, bu uluslararası dayanışmanın en uç örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kozo Okamoto'nun ölümü, Türkiye'nin Orta Doğu politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgedeki tarihsel dinamikleri hatırlatması bakımından önemli. 1970'lerde Türkiye, sol örgütlerin ve Filistin davasının etkisi altında kalmış, bazı Türk vatandaşları da bu hareketlere katılmıştı. Bugün Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında Filistinlilerin yanında yer alan bir politika izliyor. Okamoto gibi figürlerin yaşam öyküleri, bu dayanışmanın tarihsel köklerini gösteriyor. Ayrıca, bölgedeki radikal hareketlerin dönüşümü, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından dersler içeriyor. Türkiye, terörle mücadelede köktenci grupların küresel bağlantılarına karşı dikkatli olmayı sürdürüyor.