KOPENHAG - İzlanda, ABD Başkanı Donald Trump'ın sosyal medyada İzlanda ve diğer bazı ülkeleri Amerikan bayrağı altında gösteren bir görsel paylaşmasının ardından Pazartesi günü ABD Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı. Yerel yayıncı RUV'un haberine göre, İzlanda hükümeti söz konusu paylaşımı 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi ve diplomatik kanallar aracılığıyla resmi bir açıklama talep etti. Olay, Kuzey Atlantik'te son aylarda artan jeopolitik gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Olayın Arka Planı
Trump, geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya platformu Truth Social'da üzerinde ABD bayrağı bulunan bir dünya haritası paylaştı. Haritada İzlanda'nın yanı sıra Kanada, Grönland ve Panama gibi ülkeler de Amerikan bayrağıyla renklendirilmişti. Bu paylaşım, söz konusu ülkelerde büyük tepkiyle karşılandı. İzlanda, 1944'te Danimarka'dan bağımsızlığını kazanmış, NATO'nun kurucu üyelerinden biri ve ABD ile savunma işbirliği bulunan bir ülke. Ancak ülkenin egemenliğine yönelik bu tür bir ima, Reykjavik yönetimi tarafından provokasyon olarak algılandı.
İzlanda Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'ABD Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak söz konusu paylaşımın kabul edilemez olduğu ve İzlanda'nın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiği iletildi' denildi. Açıklamada ayrıca, 'İzlanda, ittifak ilişkilerine önem vermekle birlikte, toprak bütünlüğü ve egemenliği tartışmaya açık değildir' ifadeleri kullanıldı. ABD Büyükelçiliği'nden henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bu gelişme, Trump'ın daha önce Grönland'ı satın alma girişimi ve Kanada'yı '51. eyalet' olarak nitelendirmesiyle başlayan tartışmaların bir devamı niteliğinde. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland konusunda yaptığı açıklamada 'Grönland satılık değildir' demiş ve Trump'ın bu tutumunu 'ciddiyetsizlik' olarak eleştirmişti. Benzer şekilde Kanada Başbakanı Justin Trudeau da 'Kanada asla ABD'nin bir parçası olmayacak' sözleriyle karşılık vermişti. İzlanda'nın tepkisi, bu zincirin son halkası olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İzlanda'nın ABD Büyükelçisini çağırması, küçük bir devletin egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığını göstermesi açısından önemli. NATO üyesi olan İzlanda, savunma alanında ABD'ye bağımlı olsa da, bu tür bir adımı atmaktan çekinmedi. Uzmanlar, olayın NATO içindeki dayanışma ve güven ortamını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Arktik bölgesindeki stratejik dengeler açısından İzlanda'nın yeri kritik. ABD'nin Keflavik üssü, Soğuk Savaş döneminden bu yana Kuzey Atlantik'te önemli bir askeri üs olarak kullanılıyor.
Diğer yandan, Trump'ın bu tür paylaşımları, uluslararası hukuk ve diplomasi teamüllerine aykırı olarak değerlendiriliyor. Birçok Avrupa başkenti, ABD'nin bu tutumunu 'yeni yayılmacılık' olarak nitelendiriyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada 'Müttefikler arasında bu tür söylemler kabul edilemez' demişti. İzlanda'nın hamlesi, Avrupa'da ABD'ye karşı ortak bir duruş sergilenmesi çağrılarını güçlendirebilir.
Öte yandan, Rusya ve Çin gibi aktörler, Batı ittifakı içindeki bu tür gerilimleri kendi lehlerine kullanmaya çalışabilir. İzlanda'nın NATO üyeliği ve ABD ile ilişkileri, Rusya'nın Arktik'teki hamleleri karşısında denge unsuru olarak görülüyor. Ancak Trump'ın son paylaşımı, bu dengeyi sarsabilir. İzlanda kamuoyunda da ABD karşıtı duyguların artabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın ABD Büyükelçisini çağırması, Türkiye'nin de sıkça karşılaştığı bir durum: müttefiklik ilişkileri içinde egemenlik haklarının ihlali iddiası. Türkiye, özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz'de ABD'nin PKK/YPG ile işbirliği yapmasını egemenliğine tehdit olarak görüyor ve benzer diplomatik adımlar atıyor. Bu olay, küçük ve orta ölçekli ülkelerin hegemonik güçler karşısında egemenliklerini koruma refleksini gösteriyor. Türkiye için İzlanda'nın bu tutumu, NATO içinde eşitlik ve karşılıklı saygı ilkelerinin önemini vurgulaması açısından ders niteliğinde. Ayrıca, Trump'ın yayılmacı söylemleri, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı mevcut sorunlarda haklılık payını artırabilir ve Avrupa ile yakınlaşma sürecini hızlandırabilir.