İzlanda, Şubat 2027'de karasularında balina avını kalıcı olarak yasaklayabilecek bir yasa tasarısını meclise sunmaya hazırlanıyor. Bu adım, ticari balina avını hâlâ yasal olarak izin veren üç ülkeden biri olan İzlanda'nın, artan uluslararası baskı ve iç siyasi tartışmalar sonucunda bu uygulamadan vazgeçme yönünde attığı en somut adım olacak. Tasarının yasalaşması hâlinde geriye yalnızca Norveç ve Japonya kalacak.
Balina avcılığının İzlanda'daki tarihsel ve ekonomik boyutu
İzlanda, yüzyıllardır balina avcılığıyla ilişkilendirilen bir ülke. Modern anlamda ticari balina avı, 20. yüzyılın ortalarından itibaren uluslararası düzenlemelere tabi tutuldu. 1986'da Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu (IWC) ticari balina avına moratoryum ilan etti. Ancak İzlanda, 1992'de IWC'den çekildi ve 2006'da ticari avı yeniden başlattı. O tarihten bu yana ülke, kendi karasularında minke ve fin balinalarını avlama kotası belirliyor.
Balina avcılığı, İzlanda ekonomisinde küçük bir paya sahip. Ülkenin balina eti ihracatı ağırlıklı olarak Japonya'ya yönelikti; ancak Japonya'nın 2019'da IWC'den çekilip kendi ticari avını yeniden başlatmasının ardından bu pazar daraldı. Ayrıca pandemi sonrası dönemde balina eti talebi azaldı ve sektör ekonomik olarak sürdürülemez hâle geldi. Buna karşın balina avcılığı, kıyı bölgelerindeki bazı topluluklar için kültürel bir simge olmayı sürdürüyor.
İzlanda hükümeti, son yıllarda artan uluslararası kamuoyu baskısıyla karşı karşıya. Hayvan hakları örgütleri ve bazı ülkeler, balina avcılığının ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Ayrıca, balina izleme turizmi, ülkenin turizm gelirleri içinde önemli bir yer tutuyor ve bu sektörün temsilcileri avcılığın yasaklanmasını destekliyor.
Yasa tasarısının kapsamı ve siyasi arka plan
İzlanda hükümeti, Şubat 2027'de meclise sunacağı tasarıyla ticari balina avını tamamen yasaklamayı hedefliyor. Tasarı, yalnızca ticari avı değil, aynı zamanda balina ürünlerinin ihracatını da kısıtlayıcı hükümler içerebilir. Henüz tasarının ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak hükümet kaynakları, yasağın kalıcı olmasının amaçlandığını belirtiyor.
Bu gelişme, İzlanda'da yıllardır süren siyasi bir tartışmanın sonucu. 2023'te dönemin Balıkçılık Bakanı Svandís Svavarsdóttir, balina avcılığının hayvan refahı standartlarına uymadığı gerekçesiyle avın geçici olarak durdurulması talimatını vermişti. Bu karar, sektörde belirsizliğe yol açmış ve avcılık faaliyetleri fiilen durma noktasına gelmişti. Ardından yapılan düzenlemelerle avcılık sınırlı koşullarda yeniden başlatılsa da, kamuoyundaki baskı dinmedi.
İzlanda'da 2024'te yapılan genel seçimlerin ardından kurulan koalisyon hükümeti, çevre ve hayvan hakları konularına daha duyarlı bir duruş sergiliyor. Başbakan Kristrún Frostadóttir liderliğindeki hükümet, balina avcılığının sona erdirilmesi yönünde irade beyan etmiş durumda. Tasarının meclisten geçmesi için gereken çoğunluk, iktidar koalisyonunun yanı sıra muhalefetteki bazı partilerin de desteğiyle sağlanabilir.
Uluslararası boyut: Norveç ve Japonya'nın durumu
İzlanda'nın yasağı hayata geçirmesi hâlinde, dünyada ticari balina avına izin veren ülke sayısı ikiye düşecek: Norveç ve Japonya. Norveç, IWC moratoryumuna itiraz ederek avcılığı sürdüren ülkelerden biri. Ülke, her yıl belirli sayıda minke balinası avlıyor. Japonya ise 2019'da IWC'den çekilerek kendi karasularında ticari avı yeniden başlattı. Japonya, avcılığı kültürel bir gelenek olarak savunuyor ve uluslararası eleştirilere rağmen faaliyetlerini sürdürüyor.
İzlanda'nın atacağı adım, bu iki ülke üzerindeki baskıyı artırabilir. Uluslararası kamuoyu, balina avcılığının bilimsel ve etik açıdan savunulamaz olduğunu vurguluyor. Özellikle iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı tartışmaları bağlamında, balinaların ekosistem için kritik önemi sıkça dile getiriliyor. Balinalar, deniz ekosistemlerinde besin zincirinin üst noktasında yer alıyor ve karbon döngüsünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle balina popülasyonlarının korunması, küresel iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkili.
İzlanda'nın kararı, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde olumlu karşılanabilir. AB, balina avcılığına karşı tutumunu net bir şekilde ortaya koymuş durumda. İzlanda, AB üyesi olmasa da Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) üzerinden AB ile yakın ilişkilere sahip. Bu nedenle yasağın, İzlanda'nın uluslararası itibarını güçlendirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın balina avını yasaklama kararı, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmasa da, küresel çevre politikaları ve deniz ekosisteminin korunması açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'de balina avcılığı yapmıyor; ancak deniz biyoçeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir balıkçılık politikaları, Türkiye'nin de gündeminde. İzlanda'nın adımı, uluslararası arenada çevre koruma taahhütlerinin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmeleri çerçevesinde, deniz canlılarının korunmasına yönelik küresel işbirliğinin önemi artıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çevre diplomasisinde aktif rol alması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.