Kopenhag, 26 Ağustos - İzlanda'da Cumartesi günü yapılacak ulusal referandum öncesinde açıklanan yeni bir kamuoyu yoklaması, İzlandalıların dar bir çoğunluğunun Avrupa Birliği'ne (AB) katılım müzakerelerinin yeniden başlatılmasını desteklediğini ortaya koydu. Anket sonuçları, önceki ankete göre desteğin bir miktar azaldığını gösteriyor. Bu gelişme, İzlanda'nın AB ile ilişkilerinde potansiyel bir dönüm noktasına işaret ediyor ve ülkenin Avrupa entegrasyonu konusundaki bölünmüşlüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Referandumun Arka Planı ve Anket Sonuçları
İzlanda'da yapılan son anket, halkın yaklaşık %43'ünün AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması yönünde oy kullanacağını, buna karşılık %38'inin karşı olduğunu gösteriyor. Geri kalan %19'luk kesim ise kararsız olduğunu belirtiyor. Bu oranlar, bir önceki ankete kıyasla destekte yaklaşık iki puanlık bir düşüşe işaret ediyor. Önceki ankette destek %45 civarındaydı.
Referandum, İzlanda'nın 2009 yılında başlattığı ancak 2013 yılında dönemin hükümeti tarafından askıya alınan AB üyelik müzakerelerinin geleceği hakkında halkın görüşünü almayı amaçlıyor. 2010 yılında başlayan müzakereler, özellikle balıkçılık hakları ve tarım sübvansiyonları gibi hassas konularda tıkanmıştı. İzlanda, AB üyesi olmayan ancak Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyesi olan bir ülke olarak, AB'nin tek pazarına büyük ölçüde erişim sağlıyor.
Anketin sonuçları, İzlanda toplumundaki derin bölünmeyi de gözler önüne seriyor. Kırsal kesimlerde ve balıkçılık sektöründe AB üyeliğine karşı güçlü bir muhalefet bulunurken, başkent Reykjavik ve çevresinde AB üyeliğine destek daha yüksek. Özellikle genç seçmenler ve kentsel nüfus, ekonomik istikrar ve serbest dolaşım gibi gerekçelerle AB üyeliğine daha sıcak bakıyor.
İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir, referandumun halka danışma niteliği taşıdığını ve hükümetin sonucu parlamentoya taşıyacağını açıkladı. Ancak bazı siyasi analistler, sonucun bağlayıcı olmamasına rağmen, hükümetin AB müzakerelerinin yeniden başlatılması konusunda güçlü bir desteği olmadan harekete geçmesinin zor olacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İzlanda'nın AB üyeliği konusu, yalnızca ülke içinde değil, aynı zamanda Avrupa genelinde de yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği, genişleme politikası çerçevesinde Batı Balkanlar'a odaklanmış durumda. İzlanda gibi küçük ama gelişmiş bir ülkenin olası üyeliği, AB'nin genişleme sürecine yeni bir dinamizm katabilir. Ancak AB içinde de İzlanda'nın üyeliğine sıcak bakmayan ülkeler bulunuyor; özellikle balıkçılık konusundaki anlaşmazlıklar, İzlanda'nın üyelik sürecinde önemli bir engel olarak görülüyor.
Küresel ölçekte, İzlanda'nın AB üyeliği konusu, Arktik bölgesinin stratejik önemiyle de bağlantılı. İklim değişikliği nedeniyle eriyen buzullar, Arktik bölgesinde yeni deniz yolları ve doğal kaynakların keşfedilmesine yol açarken, bu durum bölgesel güçler arasında rekabeti artırıyor. İzlanda'nın AB üyesi olması, AB'nin Arktik politikalarında daha güçlü bir aktör haline gelmesini sağlayabilir.
Öte yandan, İzlanda'nın AB üyeliği, ülkenin para birimi İzlanda kronunun yerine Euro'ya geçişi de gündeme getirecek. 2008 yılında yaşanan mali krizde ciddi şekilde sarsılan İzlanda ekonomisi, o dönemde Euro'ya geçişin faydalı olabileceğini tartışmıştı. Ancak bu konu, ülke içinde hâlâ oldukça tartışmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın AB üyelik sürecine dair bu referandum, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı olarak önemli sinyaller barındırıyor. AB'nin genişleme politikasının seçimlere ve kamuoyu desteğine ne kadar bağlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye gibi uzun süredir AB kapısında bekleyen bir ülke için, İzlanda gibi küçük bir ülkenin bile üyelik müzakerelerinde iç siyasetin etkisiyle karşılaşması, AB'nin genişleme sürecinin ne kadar karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, İzlanda'nın EEA üyeliği gibi alternatif modellerin, Türkiye'nin gümrük birliği gibi mevcut ilişki biçimlerini düşünürken akılda tutulması gereken örnekler olarak değerlendirilebilir.