İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet, ülkede burka ve yüzü tamamen kapatan peçe türlerini yasaklayan düzenlemeyi genişletti ve devlet okullarında okuyan yabancı öğrenci sayısına üst sınır getirdi. Tartışmalı karar, ülkenin göç ve entegrasyon politikalarında sertleşmeye gittiği bir dönemde alındı. İtalya, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göçte ön cephe ülkesi konumunda; entegrasyon ise 2027 genel seçimleri öncesinde kampanyanın en sıcak başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Yasağın kapsamı ve okullardaki kota
Yeni düzenleme, kamusal alanlarda yüzü tamamen kapatan giysilerin giyilmesini yasaklıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan genelge, 1975 tarihli Kamu Düzeni Yasası'na dayanarak, kimlik tespitini engelleyen her türlü yüz örtüsünü yasak kapsamına alıyor. Yasağa uymayanlara para cezası ve bazı durumlarda hapis cezası öngörülüyor. Uygulama, polisin kimlik kontrolü yapmasını zorlaştıran durumlarda daha sıkı denetim yapılmasını sağlayacak.
Eğitim alanındaki değişiklik ise devlet okullarında sınıf başına yabancı uyruklu öğrenci oranına yüzde 30 sınırı getiriyor. Eğitim Bakanlığı, bu kotanın entegrasyonu hızlandırmak ve İtalyanca öğrenimini teşvik etmek amacıyla konulduğunu açıkladı. Ancak öğretmen sendikaları ve muhalefet partileri, kotanın ayrımcılık yarattığını ve göçmen kökenli çocukların eğitim hakkını kısıtladığını savunuyor. Halihazırda bazı okullarda yabancı öğrenci oranı yüzde 40'ı aşmış durumda; bu okullarda yeni kayıtların reddedilmesi veya öğrencilerin başka okullara yönlendirilmesi gündeme gelebilir.
Göç ve entegrasyon tartışmaları
İtalya, son yıllarda Akdeniz'deki göç rotasında en fazla yükü taşıyan ülkelerden biri. 2023'te 150 binden fazla düzensiz göçmen İtalya kıyılarına ulaştı; bu sayı 2024'te kısmen düşse de hükümet, göç baskısını siyasi bir koz olarak kullanmaya devam ediyor. Meloni hükümeti, göçmen akışını engellemek için Tunus ve Libya ile anlaşmalar yapmış, ayrıca Arnavutluk'ta göçmen işleme merkezleri kurma projesini hayata geçirmeye çalışıyor.
Entegrasyon politikaları ise ülkedeki 5 milyonu aşkın yabancı uyruklu nüfusu doğrudan etkiliyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, İtalya'da yaşayan yabancıların yaklaşık yüzde 20'si Müslüman. Burka yasağı, bu topluluk içinde endişe yaratmış durumda; bazı dinî gruplar, yasağın ayrımcı olduğunu ve din özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtiyor. Hükümet ise yasağın dinî bir yasak olmadığını, kamu güvenliği ve kimlik tespitiyle ilgili olduğunu savunuyor.
Avrupa ve küresel boyut
İtalya'nın attığı adım, Avrupa'da yükselen sağ popülizmin bir yansıması olarak görülüyor. Fransa 2011'de burka yasağını yürürlüğe koymuş, Belçika, Danimarka ve Avusturya gibi ülkeler de benzer düzenlemeleri hayata geçirmişti. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı, bu tür yasakların ayrımcılığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, İtalya'nın yabancı öğrenci kotası, diğer AB ülkelerinde benzeri olmayan bir uygulama olarak dikkat çekiyor; eğitimde eşitlik ilkesiyle çeliştiği yönünde eleştiriler var.
Küresel ölçekte ise göç ve entegrasyon politikaları, birçok ülkede seçim kampanyalarının merkezine yerleşmiş durumda. İtalya'da 2027 seçimleri yaklaşırken, Meloni'nin sağ koalisyonu, göçmen karşıtı söylemiyle oy tabanını konsolide etmeyi hedefliyor. Anketler, İtalyan seçmenin yüzde 60'ının göçü bir tehdit olarak gördüğünü gösteriyor. Bu tablo, hükümetin sert politikalarını sürdüreceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'nın burka yasağı ve yabancı öğrenci kotası, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da Avrupa'daki Müslüman topluluklar ve göçmen politikaları üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının hakları konusunda hassasiyet gösteriyor; benzer yasakların yaygınlaşması, AB ile ilişkilerde insan hakları ve ayrımcılık başlıklarını gündeme getirebilir. Ayrıca İtalya'nın göçmen kontrolünü sıkılaştırması, Akdeniz'deki göç rotalarını ve Türkiye'nin AB ile yaptığı 2016 tarihli göç anlaşmasının geleceğini etkileyebilir. Türkiye, göç yönetiminde AB'nin kilit ortağı olmayı sürdürüyor; İtalya'nın tutumu, bu iş birliğinin seyrini belirleyecek faktörlerden biri olacak.