İran Dışişleri Bakanlığı, İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen nükleer müzakerelerde 'önemli adımlar' üzerinde anlaşmaya varıldığını açıkladı. Sözcü Nasır Kenani, yaptığı açıklamada, tarafların nihai anlaşma için zemin hazırlama amacıyla görüşmeleri sürdürdüğünü ve teknik ekiplerin mutabakat muhtırasının uygulanması için gerekli konularda çalışmalarına devam edeceğini duyurdu. Görüşmeler, 2015 Ortak Kapsamlı Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması ve ABD'nin anlaşmaya dönüşü ile ilgili kapsamlı müzakerelerin bir parçası olarak nitelendiriliyor. Bu açıklama, Tahran'ın Batılı güçlerle yürüttüğü dolaylı müzakerelerde somut ilerleme kaydedildiği yönünde yorumlandı.
Görüşmelerin arka planı
İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında 2015 yılında imzalanan JCPOA, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla anlaşma fiilen askıya alınmıştı. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme programını anlaşma sınırlarının ötesine taşımıştı. Biden yönetimi, göreve gelmesinin ardından JCPOA'ya dönüş sinyali vermiş ve Viyana'da başlayan müzakerelerde ABD'nin anlaşmaya katılım şartları masaya yatırılmıştı. Ancak müzakereler, İran'ın yeni talepleri ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması nedeniyle defalarca kesintiye uğramıştı. Son olarak İsviçre'deki görüşmelerde tarafların 'önemli adımlar' üzerinde anlaşması, sürecin yeniden ivme kazandığına işaret ediyor.
Uzmanlar, İsviçre'deki görüşmelerin ana gündem maddelerinin İran'ın zenginleştirme seviyesi, yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimleri olduğunu belirtiyor. Taraflar, uzun süredir devam eden tıkanıklığı aşmak için kilit noktalarda esneklik göstermeye başlamış görünüyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, daha önceki açıklamalarında, iyi niyetin karşılıklı olması halinde anlaşmaya varılabileceğini ifade etmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
JCPOA'nın yeniden canlanması, sadece İran'ın nükleer programı açısından değil, bölgesel dengeler ve küresel enerji piyasaları açısından da kritik önem taşıyor. İran'ın nükleer faaliyetlerinin uluslararası denetime açılması, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından yakından izleniyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçenekler de dahil olmak üzere her türlü tedbiri alacağını sık sık dile getiriyor. Suudi Arabistan da İran'ın nükleer programına karşı kendi nükleer programını başlatma sinyali vermiş durumda. Ayrıca, yaptırımların kaldırılması halinde İran'ın petrol ihracatının artması, küresel petrol piyasasında arz fazlası yaratarak fiyatları düşürebilir. Bu durum, Rusya ve OPEC ülkeleri için olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Diplomatik kaynaklar, İsviçre'deki görüşmelerin olumlu havada geçtiğini ve tarafların yakın zamanda metin üzerinde çalışmaya başlayabileceğini belirtiyor. Ancak, nihai anlaşmanın imzalanması için hala önemli mesafeler bulunduğu da vurgulanıyor. Özellikle İran'ın uluslararası denetimlerin kapsamını kısıtlama talebi ve ABD'nin bölgesel balistik füze programına ilişkin endişeleri anlaşmanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'la nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi, Türkiye için hem diplomatik hem de ekonomik açıdan önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle bu ülkede yaşanacak her gelişmeden doğrudan etkilenmektedir. JCPOA'nın yeniden canlanması, İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesi anlamına gelir. Bu durum, Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ve petrol ithalatını artırmasına olanak sağlayarak enerji arzını çeşitlendirebilir. Ayrıca, İran ekonomisinin normale dönmesi, Türk şirketleri için inşaat, otomotiv ve makine gibi sektörlerde yeni ticaret ve yatırım fırsatları yaratacaktır. Diplomatik cephede ise, Türkiye'nin İran ve Batı arasında arabuluculuk rolü oynama potansiyeli artmaktadır. Ancak, İran'ın bölgedeki nüfuzunun artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Bu nedenle Ankara, süreci dikkatle takip etmekte ve her iki tarafı da dengelemeye çalışmaktadır.