İsveç'in başkenti Stockholm'ün en işlek noktalarından biri olan Merkez İstasyonu, son günlerde aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (SD) tartışmalı bir kampanyasına sahne oluyor. Partinin göçmen karşıtı söylemlerini taşıyan afişler ve otobüs reklamları, Somali kökenli İsveç vatandaşlarına 'gönüllü geri dönüş' çağrısı yapıyor. Söz konusu uygulama, ülkede artan yabancı düşmanlığı ve entegrasyon politikalarına ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi.
İsveç Demokratları'nın Tartışmalı Kampanyası
İsveç Demokratları, göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen bir parti olarak uzun süredir İsveç siyasetinde etkisini artırıyor. Son olarak partinin Stockholm Merkez İstasyonu'na yerleştirdiği afişlerde, 'Hoş karşılanmadınız' ifadesiyle Somalili İsveçlilere sesleniliyor. Benzer mesajlar, şehir içi otobüs hatlarında da yayınlanıyor. Kampanya, ülkede yaşayan göçmen toplulukları arasında büyük tepki çekerken, insan hakları örgütleri tarafından da kınandı.
İsveç Demokratları yetkilileri ise kampanyanın amacının, entegrasyonun başarısız olduğunu vurgulamak ve göçmenlere 'gerçekçi beklentiler' sunmak olduğunu savunuyor. Parti lideri Jimmie Åkesson, daha önce yaptığı açıklamalarda, İsveç'in göç politikalarının ülkeyi güvensiz ve ekonomik olarak sürdürülemez hale getirdiğini ileri sürmüştü.
Kampanyanın Stockholm gibi kozmopolit bir kentte hayata geçirilmesi ise sembolik bir anlam taşıyor. Ülkenin en büyük ve en çok göç alan şehri olan Stockholm'de bu tür bir propagandanın yapılması, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Stockholm Belediye Başkanı, söz konusu reklamların kentin misafirperverlik geleneğine aykırı olduğunu belirterek, gerekli hukuki adımların atılacağını söyledi.
İsveç'te Yükselen Yabancı Düşmanlığı ve Toplumsal Yansımaları
Bu gelişme, İsveç'te son yıllarda artan aşırı sağ hareketin ve toplumdaki yabancı düşmanlığının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2022 genel seçimlerinde İsveç Demokratları, oylarını artırarak parlamentonun en büyük ikinci partisi konumuna yükselmişti. Bu durum, partinin ana akım sağ partiler üzerindeki etkisini de artırmış, göç ve entegrasyon politikalarının sertleşmesine yol açmıştı.
İsveç hükümeti, son dönemde göçmenlere yönelik yardımları kısma, oturma izni şartlarını zorlaştırma ve suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde güvenlik önlemlerini artırma gibi adımlar attı. Bu politikalar, İsveç'in uzun yıllardır savunduğu açık kapı ve insan hakları odaklı göç politikasından önemli bir sapma olarak yorumlanıyor. Sivil toplum örgütleri, bu durumun İsveç toplumundaki ayrımcılığı ve ırkçılığı körüklediği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, İsveç Demokratları'nın bu tür kampanyalarla yalnızca kendi tabanını konsolide etmeyi değil, aynı zamanda göçmen karşıtlığını normalleştirmeyi amaçladığını belirtiyor. Benzer söylemlerin diğer Avrupa ülkelerinde de yükselişte olduğu göz önüne alındığında, bu durum kıtanın genelinde artan popülizm ve yabancı düşmanlığının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İsveç'te yaşayan Müslüman topluluklar ve göçmen dernekleri, bu tür söylemlerin toplumsal huzuru bozduğunu ve nefret suçlarını teşvik ettiğini ifade ediyor. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan Kur'an-ı Yakma eylemleri ve cami saldırıları, ülkede artan İslam karşıtlığının göstergesi olarak gösteriliyor. Stockholm'deki bu son kampanya da bu bağlamda endişeleri artıran bir gelişme olarak kaydedildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki bu gelişme, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağın ve göçmen karşıtlığının bir yansıması olarak Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir boyut taşıyor. Özellikle İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye ile yaşanan gerginlikler hatırlandığında, bu tür söylemler iki ülke arasındaki diyaloğu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'den göç eden vatandaşlarımızın da bulunduğu İsveç'te, aşırı sağın güçlenmesi, Türk kökenli göçmenlerin güvenliğini ve toplumsal uyumunu tehdit edebilir. Bu durum, Avrupa'daki Türk toplumunun haklarının korunması ve ayrımcılıkla mücadele bağlamında Türk dış politikasının öncelikleri arasında yer almaktadır. Türkiye'nin, İsveç'teki Müslüman topluluklara yönelik artan önyargılara karşı diplomatik girişimlerini artırması beklenebilir.