İsveç, NATO'nun en yeni üyesi olarak 9 Eylül'de genel seçimlere gidiyor. Mevcut merkez-sağ koalisyon hükümeti, göçmen karşıtı ve aşırı sağ kökenli İsveç Demokratları'nın dış desteğiyle ayakta duruyor. Seçim, ülkenin NATO üyeliğinin yanı sıra göç, enerji ve ekonomi politikalarında yeni bir yön belirleyecek.
Seçimin Arka Planı ve Mevcut Siyasi Tablo
İsveç'te 2022 seçimlerinin ardından ılımlı sağ partiler ile Hristiyan Demokratlar ve Liberaller koalisyon kurdu. Ancak bu hükümet, parlamentoda çoğunluğu sağlamak için aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (SD) dış desteğine ihtiyaç duyuyor. SD, göçmen karşıtı politikaları ve Avrupa şüpheci duruşuyla biliniyor. Koalisyon, SD'nin desteğiyle göçü sınırlandırma, suçla mücadele ve nükleer enerjiyi genişletme gibi konularda adımlar attı.
Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki hükümet, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrasında İsveç'in NATO üyeliğini tamamladı. Bu süreç, ülkenin güvenlik politikasında tarihi bir değişimi temsil ediyor. Ancak NATO üyeliği, savunma harcamalarının artırılması ve ittifak yükümlülükleri konusunda iç siyasette tartışmalara yol açtı.
Ana muhalefet Sosyal Demokratlar, seçim kampanyasında refah devleti, iklim politikaları ve eşitlik vurgusu yapıyor. Anketler, Sosyal Demokratlar ile koalisyon partileri arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. İsveç Demokratları ise göç karşıtı söylemini ekonomi ve güvenlikle birleştirerek oy tabanını genişletmeye çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç'in NATO üyeliği, Baltık Denizi bölgesinde güç dengelerini değiştirdi. Rusya, İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka katılmasını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. İsveç, NATO üyesi olarak savunma altyapısını güçlendirmek ve ittifak tatbikatlarına katılmak durumunda. Bu durum, ülkenin savunma bütçesini artırmasını gerektiriyor.
Seçim sonuçları, Avrupa Birliği içinde İsveç'in pozisyonunu da etkileyecek. İsveç, AB'nin iklim hedeflerine bağlı bir ülke olarak biliniyor. Ancak yeni hükümet, enerji politikalarında nükleer enerjiye daha fazla ağırlık verebilir. Ayrıca göç politikalarında AB genelinde tartışılan sınır güvenliği ve iltica reformları konusunda İsveç'in tutumu belirleyici olacak.
Küresel ölçekte ise İsveç, Ukrayna'ya verdiği destek ve Rusya'ya karşı yaptırımlarla Batı bloğunun önemli bir parçası. Seçim sonrası oluşacak hükümet, bu politikaların sürekliliğini sağlayıp sağlamayacağı açısından yakından izleniyor. İsveç Demokratları'nın yükselişi, Avrupa'daki sağ popülist dalganın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye, terör örgütlerine verilen destek ve iade talepleri konusunda çekincelerini dile getirmişti. İsveç'in yeni hükümeti, Türkiye'nin onayını alabilmek için bazı adımlar attı. Seçim sonrası İsveç'in NATO içindeki tutumu ve Türkiye ile ilişkileri, özellikle savunma sanayii işbirliği ve terörle mücadele konularında belirleyici olacak. Ayrıca İsveç'teki Türk toplumu ve göçmen politikaları, iki ülke arasındaki diplomatik gündemi etkileyebilir. Türkiye, İsveç'in AB üyeliği sürecinde de dengeli bir politika izliyor.