İsveç, çarşamba günü İran büyükelçiliğinde görevli bir çalışanı sınır dışı ettiğini ve Tahran'ın İsveç'teki Yahudi ve İsrail çıkarlarına yönelik tehditlerde bulunduğu gerekçesiyle İran büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı'na çağırdığını açıkladı. Karar, İsveç'in ulusal güvenliğine yönelik algılanan bir tehdide yanıt olarak alındı.
Olayın Arka Planı
İsveç hükümeti, uzun süredir İran'ın ülke içindeki Yahudi ve İsrail hedeflerine yönelik faaliyetlerini izliyordu. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İran'ın uzun bir süredir İsveç'te yaşayan Yahudi toplumu ve İsrail temsilciliklerine yönelik tehditlerde bulunduğunu biliyoruz" denildi. Söz konusu diplomatın bu tehdit faaliyetlerinin bir parçası olarak hareket ettiği değerlendiriliyor. İsveç, diplomatik teamüllere uygun olarak, ismi açıklanmayan çalışanın ülkeyi terk etmesini istedi. Aynı zamanda İran'ın Stockholm Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak durum protesto edildi ve bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğu iletildi.
İsveç'in bu adımı, son yıllarda İran ile Avrupa ülkeleri arasında artan gerilimin bir yansıması. İran'ın Avrupa topraklarında muhalifleri hedef alan operasyonlar düzenlediği iddiaları, birçok ülke tarafından dile getirilmişti. İsveç özelinde, ülkedeki İran diasporasına yönelik baskılar ve İsrail karşıtı söylemler zaman zaman gündeme geliyordu. Bu olay, İsveç'in istihbarat birimlerinin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir dosyanın somut bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın Avrupa'daki diplomatik ağını kullanarak istihbarat toplama ve muhalifleri sindirme faaliyetleri yürüttüğü, Batılı istihbarat servislerinin sıkça dile getirdiği bir konu. Özellikle 2018'de Danimarka'da İran'ın bir muhalif lideri öldürmeye yönelik planının ortaya çıkarılması, 2019'da Fransa'da İran destekli bir bombalama girişiminin engellenmesi gibi olaylar, Tahran'ın Avrupa'daki faaliyetlerine dair endişeleri artırmıştı. İsveç'in bu kararı, Avrupa Birliği'nin İran'a yönelik tutumunda daha da sertleşmenin bir işareti olarak yorumlanıyor. AB, nükleer anlaşma sonrası süreçte İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışsa da, insan hakları ihlalleri ve yurt dışı operasyonlar konusunda baskı unsurlarını kullanmaktan çekinmiyor. İsveç'in bu adımı, diğer Avrupa ülkeleri için de benzer önlemlerin habercisi olabilir. Ayrıca, İsrail karşıtı tehditlerin doğrudan hedef alınması, İsveç'in İsrail ile olan ilişkilerini de etkileyebilir. İsveç, Filistin yanlısı tutumuyla bilinen bir ülke olsa da, kendi topraklarında Yahudi toplumunun güvenliğini sağlamak konusunda hassas.
İran cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Tahran'ın misilleme olarak İsveç'in Tahran Büyükelçiliği'nde çalışan birini sınır dışı etmesi veya diplomatik ilişkileri askıya alması olasılıklar arasında. İran, geçmişte benzer durumlarda karşılıklılık ilkesine dayalı adımlar atmıştı. Bu olay, İran'ın nükleer programı nedeniyle zaten gergin olan Batı ile ilişkilerinde yeni bir çatlak yaratabilir. İsveç, İran ile ekonomik ve diplomatik bağlarını sürdürmeye çalışan ülkelerden biriydi; ancak bu tür güvenlik tehditleri, ilişkilerin seyrini değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'in İranlı diplomatı sınır dışı etmesi, Türkiye'nin bölgesel dengeleri açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, hem İran hem de İsveç ile karmaşık ilişkilere sahip. İran ile sınır komşusu olan ve ekonomik işbirliğini sürdüren Türkiye, aynı zamanda Batı bloğu içinde yer alıyor. İsveç'in NATO üyelik sürecinde Türkiye'nin onayı kritikti ve bu süreçte İsveç'ten bazı beklentileri olmuştu. Şimdi İsveç'in İran'a karşı sert adımı, Türkiye'nin İran ile olan hassas dengesini etkileyebilir. Türkiye, İran'ın Avrupa'daki faaliyetlerinden doğrudan etkilenmese de, bölgesel istikrar için taraflar arasında denge gözetmek durumunda. Ayrıca, İsveç'teki Yahudi toplumuna yönelik tehditler, Türkiye'nin de zaman zaman gündemine gelen antisemitizm ve radikalizmle mücadele konularını hatırlatıyor.