İngiliz ordusunda görevli bir albay, 19 yaşındaki asker Jaysley Beck'in cinsel saldırıya uğradıktan sonra intihar etmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada aklandı. Beck, 2021 yılında Wiltshire'daki Larkhill Kampı'nda kendi canına kıymıştı. Albayın, genç askerin şikayetlerini nasıl ele aldığına dair yürütülen soruşturma sonucunda herhangi bir suçlamayla karşılaşmayacağı açıklandı. Karar, İngiliz ordusunda cinsel taciz ve kötü muamele iddialarının nasıl işlendiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı
Jaysley Beck, 2021 yılında Kraliyet Topçu Birliği'nde görev yaparken Larkhill Kampı'nda cinsel saldırıya uğradı. Saldırının ardından psikolojik destek alan Beck, yaşadığı travmayı üstlerine bildirdi. Ancak iddialara göre, şikayeti yeterince ciddiye alınmadı ve gerekli koruma önlemleri sağlanmadı. Beck, olaydan kısa bir süre sonra, 2021 yılında kendi hayatına son verdi.
Olayın ardından başlatılan soruşturmada, Beck'in şikayetini ele alan albayın görevini ihmal ettiği öne sürüldü. Askeri savcılık, albayın genç askerin güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığı ve şikayeti usulüne uygun şekilde işleme koymadığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Ancak yürütülen disiplin soruşturması sonucunda albayın herhangi bir kusuru olmadığına karar verildi.
Karar, Beck ailesi ve kamuoyunda öfkeyle karşılandı. Aile avukatları, kararın adaletsiz olduğunu ve ordunun cinsel taciz vakalarını örtbas etme geleneğini sürdürdüğünü savundu. İngiliz Savunma Bakanlığı ise soruşturmanın bağımsız ve titiz bir şekilde yürütüldüğünü, ancak delil yetersizliği nedeniyle albay hakkında işlem yapılamadığını belirtti.
İngiliz Ordusunda Cinsel Taciz Sorunu
Jaysley Beck'in ölümü, İngiliz ordusunda uzun süredir devam eden cinsel taciz ve cinsiyet ayrımcılığı sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kadın askerlerin yüzde 60'ından fazlasının cinsel tacize uğradığını ortaya koydu. Birçok asker, şikayet ettiklerinde ya dışlandıklarını ya da kariyerlerinin sona erdirildiğini belirtiyor.
2021'de yayımlanan bağımsız bir rapor, ordunun cinsel taciz vakalarını ele alış biçiminin "ciddi şekilde yetersiz" olduğunu tespit etti. Raporda, şikayet mekanizmalarının güvenilir olmadığı, mağdurların korunmadığı ve faillerin nadiren cezalandırıldığı vurgulandı. Hükümet, rapor sonrası bazı reformlar açıkladıysa da, Beck'in ölümü ve ardından gelen akılma kararı, değişimin yavaş ilerlediğini gösteriyor.
Savunma Bakanlığı, son yıllarda cinsel tacizle mücadele için yeni bir birim kurduğunu ve şikayet süreçlerini iyileştirdiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu adımların yeterli olmadığını ve orduda köklü bir kültür değişikliği gerektiğini söylüyor. Beck ailesi, kızlarının ölümünün ardından başlattıkları kampanyayla, orduda cinsel taciz mağdurlarının sesini duyurmaya çalışıyor.
Kararın Yankıları ve Beklentiler
Albayın aklandığı karar, İngiliz kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Muhalefet partileri, kararı eleştirerek hükümeti ordudaki cinsel taciz vakalarına karşı daha sert önlemler almaya çağırdı. İşçi Partisi sözcüsü, "Bu karar, ordunun mağdurları koruma konusunda ne kadar aciz kaldığını gösteriyor" dedi. Muhafazakar Parti'den bazı milletvekilleri ise soruşturmanın bağımsızlığına güvendiklerini ancak sürecin şeffaf olmadığını belirtti.
Beck ailesinin avukatı, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Jaysley'nin ölümünden sorumlu olanların hiçbiri hesap vermedi. Bu, adaletin tecelli etmediği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Aile, karara itiraz edeceklerini ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını duyurdu.
İngiliz ordusu, son yıllarda yaşanan skandallara rağmen, cinsel taciz vakalarında artış olduğunu kabul ediyor. Savunma Bakanlığı verilerine göre, 2022'de 300'den fazla cinsel taciz şikayeti kaydedildi; bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 15 artış gösterdi. Uzmanlar, gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu, çünkü birçok mağdurun korkudan şikayet etmediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiliz ordusundaki cinsel taciz skandalı ve ardından gelen akılma kararı, NATO müttefiki bir ülkede savunma kurumlarında yaşanan etik erozyonu gözler önüne seriyor. Türkiye, kendi ordusunda benzer sorunlarla mücadele ederken, bu tür vakaların ittifak içi güven ve moral üzerindeki etkilerini yakından takip etmeli. Ayrıca, İngiltere'nin yaşadığı bu tür krizler, Türkiye'nin askeri personel hakları ve cinsiyet eşitliği konusundaki uluslararası taahhütlerini gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor. NATO içinde savunma reformları ve insan hakları standartlarının yükseltilmesi, Türkiye'nin de savunduğu bir konu.