ABD'de ağustos ayına ilişkin istihdam verileri, işgücü piyasasında görünenden daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. İşsizlik oranı %3,8'e gerileyerek olumlu bir sinyal verse de bu düşüşün ardında beklenenin aksine iş bulma umudunu yitiren milyonlarca Amerikalının iş aramaktan tamamen vazgeçmesi yatıyor. Çalışma Bakanlığı'nın verilerine göre işgücüne katılım oranı, Covid-19 salgını dönemi hariç tutulduğunda son 50 yılın en düşük seviyesine indi. Bu durum, ekonominin sözde toparlanma sinyallerine rağmen çalışma çağındaki nüfusun önemli bir kesiminin sistemin dışına itildiğini gösteriyor. Uzmanlar, işsizlik oranındaki düşüşün 'yanıltıcı iyimserlik' olduğu konusunda uyarıyor.
İşgücü piyasasında yapısal kırılma
ABD Çalışma Bakanlığı'nın 1 Eylül'de açıkladığı verilere göre işgücüne katılım oranı ağustos ayında %62,4'e geriledi. Bu oran, Mart 2020'de pandeminin zirve yaptığı dönemde %60,2'ye kadar düşmüştü. Ancak pandemi sonrası dönemde beklenen toparlanma gerçekleşmedi; oran 2022'nin başında %62,3 ile plato yapmış, ardından yeniden düşüş eğilimine girdi. Mevcut seviye, 1970'lerin başından bu yana en düşük değer olarak kayıtlara geçti. Özellikle 25-54 yaş arası 'prime-age' çalışanlarda katılım düşüşü dikkat çekiyor: Bu grupta katılım oranı ağustosta %83,5'e geriledi (Şubat 2020'de %83,1'di). Pandemi öncesi seviyenin altında kalınması, işgücü piyasasında yapısal bir kırılma yaşandığına işaret ediyor.
İş aramaktan vazgeçenlerin sayısı ağustosta 1,6 milyon kişiye ulaştı. Bu kişiler, son dört hafta içinde iş aramadıkları için 'işsiz' olarak sınıflandırılmıyor, ancak çalışmak istediklerini belirtiyor. Ayrıca, yarı zamanlı çalışmak zorunda kalanların sayısı da 4,1 milyon kişiyle yüksek seyrediyor. Bu iki grup birlikte değerlendirildiğinde, işsizlik oranı olarak kullanılan U-3 oranı (resmi işsizlik) %3,8 iken, daha geniş tanımlı U-6 oranı (işgücüne dahil olmayanlar ve yarı zamanlı çalışanları içeren) %7,3'e yükseldi.
İyimser tablonun perde arkası
Tarım dışı istihdam ağustosta 187 bin arttı, ancak bu rakam Mayıs ve Haziran aylarına göre düşüş gösteriyor. Ortalama saatlik kazanç yıllık bazda %4,3 arttı, ancak enflasyonla düzeltilmiş reel ücretlerdeki artış sınırlı kaldı. Fed'in faiz artırım döngüsünün etkileri hissedilmeye devam ediyor; özellikle inşaat ve imalat sektörlerinde istihdam artışı yavaşladı. Analistler, işgücü piyasasının soğuduğunu ancak henüz resesyon sinyali vermediğini belirtiyor. Ancak işgücüne katılım oranındaki düşüş, işsizlik oranının düşmesine neden olarak resmin olduğundan daha iyi görünmesine yol açıyor. Harvard ekonomisti Jason Furman, 'İşsizlik oranı düştüğünde bunu olumlu karşılamak doğal, ancak bu düşüşün nedeni insanların iş bulması değil, iş aramayı bırakması. Bu, ekonominin sağlıklı olduğu anlamına gelmez' dedi.
Küresel ölçekte de benzer eğilimler gözleniyor. Salgın sonrası dönemde birçok gelişmiş ülkede işgücüne katılım oranları eski seviyelerine dönemedi. Erken emeklilik, kronik hastalıklar (uzun Covid), çocuk bakımı sorunları ve beceri uyumsuzluğu gibi faktörler, işgücü arzını kalıcı olarak daraltıyor. Bu durum, enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için de zorluk yaratıyor; işgücü arzındaki daralma ücret enflasyonunu besleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de son yıllarda işgücüne katılım oranı düşük seyrediyor; TÜİK verilerine göre 2023 yılı itibarıyla %53,5 civarında. ABD'de yaşanan bu gelişme, küresel işgücü piyasalarındaki yapısal sorunların bir yansıması. Türkiye açısından özellikle dış talep kanalıyla etki yaratabilir: ABD ekonomisindeki yavaşlama, Türk ihracatının önemli pazarlarından birini etkileyebilir. Ayrıca, Fed'in faiz politikalarında işgücü verilerini dikkate alması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sermaye akımları ve döviz kurları üzerinde dolaylı etki yaratabilir. İşgücüne katılımdaki düşüşün Türkiye'de de benzer nedenlerle (erken emeklilik, kayıt dışı çalışma) devam etmesi, yapısal reform ihtiyacını ortaya koyuyor.