İsrail'de yüzlerce kişi, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği ve Gazze savaşını başlatan saldırının üçüncü yıl dönümünde Nova müzik festivali alanında ve Kfar Aza kibbutzunda düzenlenen törenlerle hayatını kaybedenleri andı. Saldırıda yaklaşık 1.200 kişi öldürülmüş, 250'den fazla kişi rehin alınmıştı. Anma etkinlikleri, İsrail toplumunun derin yasını ve travmasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
7 Ekim 2023 sabahı, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, Gazze Şeridi'nden İsrail'in güneyine eşi görülmemiş bir kara, hava ve deniz saldırısı başlattı. Saldırının ilk hedeflerinden biri, Re'im kibbutzu yakınlarındaki Nova müzik festivali oldu. Çoğu genç binlerce kişinin katıldığı festivalde silahlı saldırganlar saatler boyunca katliam yaptı; 360'tan fazla kişi hayatını kaybetti, onlarcası rehin alındı. Aynı gün Kfar Aza ve Be'eri gibi kibbutzlara da saldırılar düzenlendi; Kfar Aza'da 60'tan fazla kişi öldürüldü. Saldırı, İsrail tarihinde en çok can kaybına yol açan tek gün olarak kayıtlara geçti.
İsrail hükümeti saldırıya geniş çaplı bir askeri operasyonla karşılık verdi. Gazze'ye yönelik hava ve kara saldırıları sonucu bugüne kadar on binlerce Filistinli hayatını kaybetti, bölge büyük ölçüde yıkıma uğradı. Savaş, bölgesel ve küresel düzeyde derin siyasi sonuçlar doğurdu; birçok ülke ateşkes çağrısı yaptı, ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı.
Üçüncü yıl dönümünde düzenlenen anma törenlerine İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Başbakan Benjamin Netanyahu ve muhalefet liderleri katıldı. Nova festival alanında kurbanların anısına mumlar yakıldı, isimleri okundu ve dualar edildi. Kfar Aza'da ise hayatta kalanlar ve kurban yakınları, saldırı sırasında yaşadıklarını anlattı. Törenlerde, halen Hamas'ın elinde tuttuğu rehinelerin serbest bırakılması çağrıları yapıldı. İsrail toplumu, hem yas hem de öfke duyguları içinde; hükümetin saldırıyı önleyemediği yönündeki eleştiriler sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
7 Ekim saldırısı ve ardından gelen Gazze savaşı, Orta Doğu'da dengeleri alt üst etti. İsrail ile Hamas arasındaki çatışma, Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve İran gibi bölgesel aktörleri de içine çekti. İran destekli gruplar, İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılar düzenledi. Savaş, küresel kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açtı; birçok ülkede İsrail karşıtı protestolar düzenlendi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturmaları başlattı. ABD, İsrail'in en büyük askeri destekçisi olarak kaldı; Avrupa ülkeleri arasında ise görüş ayrılıkları derinleşti. Savaşın üçüncü yılında hâlâ ateşkes sağlanamaması, bölgesel istikrarsızlığın süreceğini gösteriyor.
Anma törenleri, İsrail iç siyasetinde de yankı buldu. Netanyahu hükümeti, savaşın yönetimi ve rehinelerin kurtarılamaması nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalıyor. Muhalefet, erken seçim çağrısı yapıyor. Ancak güvenlik endişeleri ve savaş ortamı, siyasi istikrarsızlığı daha da artırıyor. İsrail toplumu, bir yandan yas tutarken diğer yandan gelecekte benzer bir saldırının tekrarlanmaması için daha etkili güvenlik önlemleri talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim saldırısı sonrası İsrail ile ilişkilerini dondurmuş, Gazze'deki sivil kayıpları sert dille eleştirmiş ve ateşkes çağrıları yapmıştı. Üçüncü yıl dönümü, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar vurgusunu yinelemesi için bir fırsat. Ankara, Hamas ile diyalog kanallarını koruyarak rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardımların ulaştırılması konusunda arabuluculuk yapabileceğini gösterdi. Ayrıca, savaşın enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki etkileri Türkiye ekonomisi için risk oluşturuyor. Türkiye'nin izlediği dengeli politika, bölgede artan kutuplaşmada stratejik bir konum sağlıyor.