İşgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde, Salfit'e bağlı Marda köyünün doğusundaki Vadi el-Nar bölgesinde Salı günü İsrailli yerleşimciler, zeytin hasadı yapan Filistinli çiftçilere saldırdı. Saldırıda iki kardeş yaralanırken, çiftçilerin topladığı zeytinler çalındı. Yerel kaynaklar, saldırının Marda köyünden çiftçilerin hasat sırasında gerçekleştiğini belirtti. Olay, bölgede son haftalarda artan yerleşimci şiddetinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Zeytin Hasadı: Filistin Ekonomisinin Can Damarı
Zeytin hasadı, Filistin ekonomisi ve kültürü için hayati önem taşıyor. Her yıl Ekim-Kasım aylarında yapılan hasat, binlerce Filistinli aile için geçim kaynağı. Zeytinyağı üretimi, Filistin'in en önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri. Ancak işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimcilerin saldırıları, çiftçilerin hasat yapmasını sistematik olarak engelliyor. Uluslararası kuruluşlar, son yıllarda yerleşimci şiddetinin arttığını ve Filistinlilerin tarım arazilerine erişiminin kısıtlandığını raporluyor.
Marda köyü, Salfit iline bağlı ve İsrail yerleşim birimlerinin yoğun olduğu bir bölgede yer alıyor. Bölgede bulunan yasa dışı yerleşimler, Filistinlilerin tarım arazilerine yakın. Saldırılar genellikle hasat dönemlerinde yoğunlaşıyor; yerleşimciler, Filistinlileri arazilerinden uzaklaştırmak için tehdit, fiziksel saldırı ve ürün gaspı gibi yöntemlere başvuruyor. Filistinli yetkililer, İsrail ordusunun bu saldırıları engellemekte yetersiz kaldığını, hatta bazı durumlarda yerleşimcilere koruma sağladığını öne sürüyor.
Olayda yaralanan iki kardeşin kimliği henüz açıklanmadı. Saldırı sonrası bölgeye gelen Filistin Kızılayı ekipleri yaralılara müdahale etti. Çiftçiler, saldırıya rağmen hasatlarını tamamlamaya çalışacaklarını ancak güvenlik endişesi nedeniyle korku içinde olduklarını belirtti. Son bir ayda Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde benzer saldırıların yaşandığı bildiriliyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerleşimci Şiddeti
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim inşası yasa dışı. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini kınıyor. Ancak İsrail, yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Yerleşimci şiddeti, son yıllarda uluslararası toplumun gündemine daha fazla geliyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, yerleşimci saldırılarını kınayan açıklamalar yapıyor; bazı ülkeler yerleşimcilere yaptırım uygulamaya başladı. Yine de saldırılar durdurulamıyor.
Filistin yönetimi, uluslararası kuruluşlara başvurarak yerleşimci şiddetinin durdurulması için çağrıda bulunuyor. Ancak İsrail hükümeti, yerleşimcileri destekleyen politikalar izliyor ve saldırıları genellikle "aşırılık yanlısı bireylerin eylemleri" olarak nitelendiriyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail güçlerinin yerleşimcileri koruduğunu ve Filistinlilere yönelik saldırıları cezalandırmadığını belirtiyor. Bu durum, bölgede gerginliği artırıyor ve iki devletli çözüm umudunu zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve İsrail'in işgal politikalarını uluslararası platformlarda eleştiriyor. Batı Şeria'daki yerleşimci saldırıları, Türkiye'nin bölgede artan insani krizlere müdahale çağrılarını güçlendiriyor. Türk dış politikası açısından, Filistin'e yönelik destek, İslam dünyasıyla ilişkilerde ve Orta Doğu'da nüfuz mücadelesinde önemli bir araç. Ancak Türkiye'nin İsrail ile normalleşme süreci, bu tür olaylarda dengeli bir tutum izlemesini gerektiriyor. Yerleşimci şiddetinin tırmanması, Türkiye'nin bölgesel barış girişimlerini zorlaştırabilir ve uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik baskıyı artırarak Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir.