İsrail ordusu, ABD’nin arabuluculuğunda Washington’da sürdürülen ateşkes müzakerelerine rağmen Güney Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdü. Lübnanlı yetkililerin açıklamasına göre, saldırılarda 2 sivil hayatını kaybetti, en az 5 kişi yaralandı. Saldırıların, İsrail ile Hizbullah arasında Kasım 2023’te varılan ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği belirtiliyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, düzenlediği basın toplantısında, “Askerlerimiz, güvenlik koşulları sağlanana kadar Güney Lübnan’dan çekilmeyecek” ifadelerini kullandı.
Saldırıların arka planı ve tarafların tutumu
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerine düzenlediği hava ve topçu saldırıları, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket ve füze saldırılarını durdurmasına rağmen devam ediyor. Ateşkes anlaşması uyarınca Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmesi ve bölgenin Lübnan ordusu ile Birleşmiş Milletler Geçici Gücü’nün (UNIFIL) kontrolüne bırakılması öngörülüyordu. Ancak İsrail, Hizbullah’ın yeniden konuşlanmasından endişe ederek güvenlik bölgesi oluşturma politikasını sürdürüyor. Katz, “Tampon bölgeyi tamamen kontrol etmeden geri çekilmek, kuzey İsrail’deki yerleşimlerimizi tehlikeye atar” dedi.
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, saldırıları kınayarak uluslararası topluma İsrail’i durdurma çağrısı yaptı. Hizbullah ise henüz resmi bir açıklama yapmazken, militan grupların ateşkese uyduğu ancak İsrail’in provokasyonlarına karşı kendini savunma hakkını saklı tuttuğu belirtiliyor. Öte yandan Washington’daki görüşmelerin, İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması konularında ilerleme kaydedemediği bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD’nin arabuluculuk çabaları
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın aracılık ettiği müzakerelerde, İsrail ve Lübnan delegasyonları arasında doğrudan temas sağlanamadı. Blinken, tarafları ateşkes anlaşmasının uygulanması konusunda uzlaşmaya çağırırken, İsrail’in askeri varlığını meşru müdafaa olarak savundu. Bölgedeki gerilim, sadece Lübnan-İsrail sınırını değil, aynı zamanda İran ve Suriye eksenli dengeleri de etkiliyor. Hizbullah’ın İran’dan aldığı destek, ateşkesin kırılgan yapısını koruyor. Uzmanlar, ABD’nin İsrail’e yönelik baskısının sınırlı kaldığını ve Netanyahu hükümetinin güvenlik endişelerini öncelediğini vurguluyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ateşkesi denetleme mekanizmasının yetersiz kalması, bölgede yeni bir çatışma riskini artırıyor. Fransız ve Katar arabuluculuğuyla yürütülen dolaylı müzakerelerde de somut ilerleme sağlanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan arasındaki gerilimi yakından izlemektedir. Bölgede istikrarsızlığın devam etmesi, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanları tartışmalarını etkileyebilir. Türkiye’nin Lübnan’daki siyasi ve askeri aktörlerle ilişkileri göz önüne alındığında, olası bir çatışma genişlemesi Ankara’nın bölgesel politikalarını zora sokabilir. Ayrıca, İsrail’in saldırgan tutumu Türkiye’nin Filistin ve Lübnan konusundaki geleneksel duruşuyla çelişmekte, Ankara’nın arabuluculuk rollerini sınırlamaktadır. Türkiye’nin, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerini artırması beklenebilir.