Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Kusra köyü, İsrailli yerleşimcilerin kuşatması altında 21. gününü geride bırakırken, İsrail güçleri köyde yaşanan tıbbi acil durumlarda tahliyeleri engellemeye devam ediyor. Filistinli sağlık görevlilerine göre, köydeki tek sağlık ocağına ulaşım da dahil olmak üzere temel hizmetler felç durumda; yerleşimcilerin ve askerlerin köyün girişlerinde kurduğu kontrol noktaları nedeniyle hastalar dışarıya sevk edilemiyor.
Kusra'daki kuşatma ve insani durum
İsrail yanlısı yerleşimcilerin, Kusra ve çevresindeki Filistin köylerine yönelik saldırıları son haftalarda artarak devam ediyor. 21 gündür kesintisiz süren kuşatma nedeniyle köylüler hem gıda hem de temel sağlık hizmetlerine erişmekte güçlük çekiyor. Filistin Kızılayı ekipleri, İsrail ordusunun ve yerleşimcilerin müdahalesiyle hasta ve yaralıların ambulanslarla hastanelere ulaştırılamadığını raporluyor. Köy muhtarlığından yapılan açıklamada, kuşatmanın sürmesi halinde ciddi bir insani krizin yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
Orta Doğu Gözlemevi'nin aktardığı son bilgilere göre, İsrail güçleri köyün ana girişini kapalı tutarken, yerleşimciler de tarım arazilerine erişimi engelliyor. Zeytin hasadının yapılamaması bölge ekonomisini olumsuz etkiliyor. Daha önce 18 gün süren benzer bir kuşatma uluslararası kamuoyunda tepki çekmişti, ancak İsrail yönetimi yerleşimcilere yönelik herhangi bir kısıtlama kararı almadı.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Kusra'daki kuşatma, Batı Şeria genelinde artan yerleşimci şiddeti ve İsrail'in toprak ilhakı planlarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, son bir yıl içinde Batı Şeria'da yerleşimci kaynaklı saldırılarda belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonunu daha da zayıflatıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği yetkilileri yaptıkları yazılı açıklamalarda tarafları itidale çağırırken, somut bir yaptırım kararı alınmadı.
İsrail'de koalisyon hükümetindeki aşırı sağcı partilerin yerleşimci liderlerle yakınlığı, kuşatmanın sürmesinde etkili oluyor. Analistler, bu tür krizlerin 2023'ten bu yana izlenen sistematik yıldırma politikasının bir parçası olduğunu, amaçlananın Filistin nüfusunu yerinden etmek olduğunu savunuyor. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri ise tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor, ancak şu ana kadar kuşatmayı kaldırmaya yönelik bir ilerleme sağlanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek kapsamında Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini yakından izliyor. Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarını kınamıştı. Kusra'daki kuşatmanın sürmesi, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Ayrıca Ankara, Filistinli gruplar arasında birliğin sağlanması yönündeki çabalarına devam ederken, böyle bir kriz, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde yapacağı girişimler ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye desteği, hem uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek hem de mağdur Filistinlilere yardım ulaştırmak açısından önem taşıyor.