İşgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimciler, 17 Kasım Cumartesi günü birçok Filistin köyüne asker korumasında saldırı düzenledi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, silahlı yerleşimciler Ramallah'ın kuzeydoğusundaki Turmus Ayya köyüne girerek evlere ve araçlara zarar verdi. Saldırılarda en az 3 Filistinlinin yaralandığı, çok sayıda evin kundaklandığı ve onlarca aracın kullanılamaz hale geldiği bildirildi. Görgü tanıkları, İsrail ordusunun saldırı sırasında müdahale etmediğini, hatta bazı askerlerin yerleşimcileri koruduğunu ifade etti.
Saldırıların arka planı ve yerleşimci şiddeti
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti son aylarda belirgin şekilde arttı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında şimdiye kadar 1.200'den fazla yerleşimci saldırısı kaydedildi. Bu saldırılar genellikle zeytin hasadı mevsiminde yoğunlaşıyor; çünkü yerleşimciler Filistinlilerin tarım arazilerine erişimini engellemeye çalışıyor. Turmus Ayya köyü, bölgedeki en büyük Filistin köylerinden biri olarak biliniyor ve yaklaşık 5 bin nüfusa sahip. Köy sakinleri, daha önce de benzer saldırılara maruz kaldıklarını ancak bu kez şiddetin boyutunun daha büyük olduğunu belirtti. İsrail ordusunun yerleşimcileri koruması, uluslararası hukuka göre işgal gücünün sivilleri koruma yükümlülüğünü ihlal ediyor.
Saldırılarda, yerleşimcilerin Filistinlilere ait zeytin ağaçlarını kestiği ve hasat edilmiş ürünleri yaktığı da ifade ediliyor. Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, yerleşimciler ayrıca köyün su deposuna zarar vererek bölgedeki su kaynaklarını hedef aldı. Bu eylemler, uluslararası toplum tarafından savaş suçu olarak değerlendirilen kolektif cezalandırma niteliği taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanmasına yol açıyor. Filistin yönetimi, saldırıları kınayarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuruda bulundu. ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte, İsrail'e yönelik somut yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, uluslararası toplumun çifte standart eleştirilerini artırıyor. Arap Birliği acil toplantı çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde konuyla ilgili bir karar tasarısı görüşülüyor. İsrail'in yerleşim politikaları, 1967'den bu yana 700 bin yerleşimciyi Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e taşıdı; bu durum iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Son saldırılar, Gazze'de devam eden savaşla bağlantılı olarak daha geniş bir bağlamda ele alınıyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları devam ederken, Batı Şeria'da da gerginlik artıyor. Ordunun yerleşimcileri koruması, İsrail'in işgal altındaki topraklarda uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek doğrultusunda bu tür saldırıları düzenli olarak kınamakta ve İsrail'e yaptırım çağrısı yapmaktadır. Ankara, iki devletli çözümü savunurken, Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğu görüşünü korumaktadır. Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru yaratabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkilemektedir; çünkü çatışmanın yayılması, Türkiye'nin sınır komşusu olan Suriye ve Irak'taki durumu da etkileyebilir. Türkiye, bu bağlamda Birleşmiş Milletler nezdinde Filistin yönetimine diplomatik destek sağlamaya ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine karşı sesini yükseltmeye devam edecektir.