İşgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Qaryut köyünde yaşayan Filistinliler, İsrailli yerleşimcilerin askeri koruma altında evlerini basarak aileleri zorla yerinden etmeye çalıştığını bildirdi. B Bölgesi olarak bilinen ve Filistin yönetiminin sivil, İsrail'in ise güvenlik kontrolüne sahip olduğu bu bölgede, son haftalarda yerleşimci saldırılarının arttığı belirtiliyor. Görgü tanıkları, silahlı yerleşimcilerin gece saatlerinde köye gelerek birkaç eve zorla girdiğini ve ailelere evlerini terk etmeleri için gözdağı verdiğini aktardı. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, bölgede gerginlik had safhada.
Gelişmenin Arka Planı
Qaryut köyü sakinleri, İsrail ordusunun yerleşimcilere açık destek verdiğini ve müdahale etmek yerine saldırıları izlediğini ifade ediyor. Köy muhtarı Muhammed Ebu Ali, yerleşimcilerin son bir ay içinde en az beş kez köye saldırdığını, bazı ailelerin can güvenliği nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyledi. İsrail insan hakları örgütleri, bu tür saldırıların 'yerleşimci şiddeti' olarak adlandırıldığını ve uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil ettiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti vakaları yüzde 40 artış gösterdi; bu yılın ilk üç ayında 300'den fazla saldırı kaydedildi.
İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria, uluslararası toplum tarafından işgal altında kabul ediliyor. Oslo Anlaşmaları'na göre bölge A, B ve C olmak üzere üç idari bölgeye ayrıldı. B Bölgesi, Filistin yönetiminin sivil kontrolünde olmasına rağmen güvenlik koordinasyonu İsrail'in elinde. Bu durum, Filistinlilerin güvenliğini sağlama konusunda büyük bir açık yaratıyor. İsrail askeri yetkilileri ise olaylarla ilgili yazılı bir açıklama yapmadı; ancak yerel medyada, ordunun 'güvenliği sağlama' gerekçesiyle yerleşimcilerle koordinasyon içinde hareket ettiği iddiaları yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu son saldırılar, Gazze'de devam eden savaşın gölgesinde Batı Şeria'da artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail'in aşırı sağcı hükümeti, yerleşimci hareketini destekleyen bakanları bünyesinde barındırıyor; Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yerleşimlerin yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor. Filistin Yönetimi, bu tür olayların 'etnik temizlik' boyutuna ulaştığını ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini savunuyor. ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaparken, İsrail'e yaptırım uygulanması konusunda somut bir adım atmış değil. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) işgal altındaki topraklarda işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması ise sürüyor. Uzmanlar, yerleşimci saldırılarının Filistin halkının toprak üzerindeki varlığını zayıflatarak iki devletli çözümün önünü kestiğini ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteğin bir kez daha gündeme gelmesini sağlıyor. Ankara, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası platformlarda Filistin topraklarının işgaline karşı çıkıyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin artması, Türkiye'nin bölgedeki insani endişelerini artırıyor; ancak doğrudan Türkiye'ye yönelik bir etkisi bulunmuyor. Bu durum, Türkiye'nin İsrail'le son dönemde geliştirdiği ekonomik ve diplomatik ilişkileri zorlayabilir; kamuoyunda İsrail karşıtı duyguları güçlendirebilir. Türkiye'nin, Filistin yönetimiyle dayanışma içinde hareket ederek uluslararası toplumu harekete geçirme çağrıları yapması beklenir; ancak bu konuda somut bir yaptırım gücü bulunmuyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörlerden biri olmaya devam ediyor.