Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumartesi sabahı yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada'ya yönelik yeni gümrük tarifelerini 'yanlış hesaplama' olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinin çökmesinin ardından Kanada'nın egemenliğini korumak için müzakere masasından kalktığını duyurdu. Carney, Ottawa'daki basın toplantısında, 'Kanada egemenliğini pazarlık konusu yapmayacak. Bu yanlış hesaplama, iki dost ülke arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedeledi' ifadelerini kullandı. Görüşmelerin çökmesi, Kuzey Amerika ticaretinde yeni bir belirsizlik dönemine işaret ediyor.
Görüşmelerin çöküşü ve Kanada'nın tutumu
Görüşmelerin çökmesi, iki ülke arasında haftalardır süren yoğun diplomatik temasların ardından geldi. Kanada hükümeti, ABD'nin özellikle otomotiv ve tarım sektörlerine yönelik gümrük tarifesi tehditlerine karşı koymaya çalışıyordu. Carney, görüşmelerde Kanada'nın önemli tavizler vermeye hazır olduğunu ancak ABD'nin taleplerinin 'egemenliği ihlal eder nitelikte' olduğunu belirtti. Başbakan, 'Bizim için kırmızı çizgiler vardı ve bu çizgiler aşıldı. Kanada'nın doğal kaynakları, su kaynakları ve tarım politikaları üzerindeki kontrolü pazarlık konusu yapılamaz' dedi. Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması, Kanada'nın yaklaşık 150 milyar dolarlık ihracatını etkileyebilecek yeni gümrük tarifeleriyle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
Uzmanlar, Kanada'nın bu tutumunun kısa vadede ekonomik maliyetleri artıracağını ancak uzun vadede ülkenin bağımsızlığını koruma açısından kritik önemde olduğunu vurguluyor. Ottawa merkezli araştırma kuruluşu Canada West Foundation'dan analist Sarah Thompson, 'Kanada, ABD ile olan ticari ilişkilerinde tarihsel olarak daha esnek davranmıştır. Ancak Carney hükümeti, Trump yönetiminin müzakerelerdeki agresif tutumuna karşı daha sert bir çizgi izliyor. Bu, Kanada'nın gelecekteki ticaret müzakereleri için de bir mesaj niteliği taşıyor' değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece Kanada-ABD ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. ABD'nin son dönemde Çin, Avrupa Birliği ve diğer ticaret ortaklarıyla yaşadığı anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, Kanada ile yaşanan bu kriz, Washington'ın 'Önce Amerika' politikasının ticaret savaşlarını derinleştirebileceği endişelerini artırıyor. Uzmanlar, ABD'nin gümrük tarifesi tehditlerinin sadece ekonomik bir araç olmadığını, aynı zamanda diplomatik baskı aracı olarak da kullanıldığını belirtiyor. Kanada'nın bu tutumu, diğer ülkeleri de ABD ile müzakerelerde daha temkinli davranmaya itebilir.
Öte yandan, Kanada'nın bu sert tutumu, ülke içinde de tartışmalara yol açıyor. Muhalefet partileri, hükümetin müzakereleri yönetme biçimini eleştirirken, bazı iş dünyası temsilcileri ise ticari gerilimlerin ekonomiye vereceği zarara dikkat çekiyor. Calgary merkezli enerji şirketi yetkilisi David Murray, 'ABD ile yaşanacak uzun süreli bir ticaret savaşı, Kanada'nın enerji sektörünü de olumsuz etkileyecektir. Bu durum, her iki ülkenin de kaybedeceği bir senaryo' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmemekle birlikte, küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor. ABD'nin müttefiki Kanada'ya karşı bile bu kadar agresif bir ticaret politikası izlemesi, Türkiye gibi ABD ile zaman zaman ticari anlaşmazlıklar yaşayan ülkeler için endişe verici bir tablo çiziyor. Türkiye, ABD ile olan ticari ilişkilerinde benzer baskılarla karşılaşabilir. Ayrıca, Kanada'nın egemenlik vurgusu, uluslararası ticarette bağımsızlığını koruma mücadelesi veren ülkeler için bir örnek teşkil edebilir. Türkiye'nin de ticaret politikalarını çeşitlendirerek benzer risklere karşı hazırlıklı olması gerekiyor.