ABD'de bu yıl gıda güvenliği krizi derinleşiyor. Ülkede 2025'in başından bu yana 160'tan fazla gıda geri çağırma işlemi kaydedilirken, Cyclospora kaynaklı salgın hastalıklar 11 bin kişiyi etkiledi. Uzmanlar, federal gıda denetim mekanizmalarının zayıflamasına yol açan kesintilerin bu tabloda belirleyici olduğunu vurguluyor. Özellikle DOGE (Dijital Hükümet Verimliliği) programı kapsamında yapılan bütçe kesintileri, Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ile Tarım Bakanlığı'nın (USDA) denetim kapasitesini olumsuz etkiledi.
DOGE kesintileri ve denetim zafiyeti
DOGE programı, federal hükümetin dijital dönüşümünü hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla hayata geçirilmişti. Ancak program kapsamında yapılan personel azaltımları ve teknoloji yatırımlarındaki yavaşlama, gıda güvenliği alanında kritik bir açık yarattı. FDA'nın gıda denetimi için görevlendirdiği müfettiş sayısı son iki yılda yüzde 18 azaldı. USDA'nın Et ve Kümes Hayvanları Denetim Servisi'ndeki (FSIS) veteriner hekim açığı ise yüzde 25'e ulaştı.
Bu kesintiler, özellikle ithal gıdaların denetiminde gözle görülür bir zafiyete yol açtı. ABD'nin son 10 yılda gıda ithalatı yüzde 30 artarken, denetlenen ithal parti sayısı aynı oranda artmadı. 2024'te yalnızca ithal gıdaların yüzde 3,2'si fiziksel denetime tabi tutulabildi. Bu oran, 2015'te yüzde 5,1 idi. Cyclospora salgınının kaynağı olarak gösterilen ithal taze ürünlerin büyük bölümü, bu denetim boşluğundan yararlanarak pazara girdi.
Salgın, özellikle Meksika ve Guatemala'dan ithal edilen kişniş ve marul gibi ürünlerle ilişkilendiriliyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), son altı ayda Cyclospora vakalarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 arttığını açıkladı. Bu artışta, iklim değişikliğinin parazitin yayılma alanını genişletmesi de etkili olsa da, denetim eksikliği ana faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel gıda zincirinde ABD'nin güvenilirliği
ABD, dünyanın en büyük gıda ihracatçılarından biri. Bu nedenle ülkedeki gıda güvenliği zafiyetleri, yalnızca iç pazarı değil, küresel gıda tedarik zincirini de tehdit ediyor. ABD'den gıda ithal eden ülkeler, artan geri çağırma vakaları karşısında ithalat politikalarını gözden geçirmeye başladı. Avrupa Birliği, geçtiğimiz ay ABD menşeli bazı taze ürünler için ek kontroller getirdi. Bu durum, ABD'nin gıda güvenliği konusundaki uluslararası itibarını zedeliyor.
Uzmanlar, DOGE kesintilerinin kısa vadede tasarruf sağlasa da uzun vadede sağlık maliyetlerini artırdığını belirtiyor. Her büyük gıda kaynaklı salgın, sağlık sistemi üzerinde ortalama 2 milyar dolarlık bir yük oluşturuyor. Ayrıca geri çağırma işlemleri, gıda üreticileri için tazminat ve itibar kaybı anlamına geliyor. 2025'te yaşanan 160 geri çağırma vakasının maliyeti, şimdiden 1,2 milyar doları aşmış durumda.
Bu tablo, ABD'nin gıda güvenliği altyapısını dijitalleştirme çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. DOGE programının hedeflerinden biri olan yapay zeka destekli denetim sistemleri henüz tam olarak devreye alınamadı. Mevcut sistem, büyük ölçüde insan gücüne dayandığı için kesintilerden doğrudan etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki gıda güvenliği krizi, Türkiye'nin gıda ihracatı açısından fırsat ve risk barındırıyor. Türkiye, ABD pazarına taze meyve ve sebze ihracatını artırma potansiyeline sahipken, ABD'nin denetim zafiyetleri nedeniyle güvenilir bir tedarikçi imajı oluşturabilir. Ancak bu durum, Türk ihracatçıların ABD'li alıcılarla yaptığı sözleşmelerde daha sıkı güvenlik kriterleri talep edilmesine yol açabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi gıda güvenliği denetimlerinin uluslararası standartlara uygunluğu, bu fırsatı değerlendirmede kritik önem taşıyor. ABD'deki gelişmeler, küresel gıda ticaretinde güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor; Türkiye'nin bu alandaki kapasitesini güçlendirmesi stratejik bir öncelik olmalı.