İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Kusra köyünde Filistinli ailelerin evlerine yönelik geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirdi. Cumartesi günü yaşanan olaylar, ay başında köye uygulanan ablukanın ardından yerleşimcilerin ilk büyük eylemi olarak kayıtlara geçti. Maskeli saldırganların evlere zarar verdiği, araçları ateşe verdiği ve köylülere taşlarla saldırdığı bildirildi. Saldırı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun nadir görülen bir şekilde yerleşimci şiddetini eleştirmesine yol açtı.
Kusra Köyünde Gerginlik Tırmanıyor
Kusra, Nablus'un güneyinde, yerleşimci yolları ve ileri karakollarla çevrili stratejik bir konumda yer alıyor. Filistin sivil toplum kuruluşlarına göre, köy son haftalarda yerleşimcilerin ve İsrail güvenlik güçlerinin artan baskısı altında. Ay başında başlatılan abluka, köyün ana girişlerinin kapatılması ve tarım arazilerine erişimin engellenmesiyle uygulamaya konulmuştu.
Cumartesi gecesi düzenlenen saldırıda, maskeli onlarca yerleşimcinin köye sızdığı ve en az altı ev ile çok sayıda aracı hedef aldığı belirtiliyor. Görgü tanıkları, saldırganların Filistinlilere ait zeytin ağaçlarını da kestiğini ve bazı evlerin duvarlarına 'Araplara ölüm' yazdığını aktardı. Köy sakinleri, saldırı sırasında İsrail askerlerinin müdahale etmediğini, hatta bazı askerlerin olayı izlemekle yetindiğini öne sürdü.
Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırıda en az 11 Filistinlinin yaralandığını, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı. Yaralıların Nablus'taki hastanelere kaldırıldığı öğrenildi. Olayın ardından köyde sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, Filistin güvenlik güçleri bölgede devriye sayısını artırdı.
Netanyahu'dan Nadir Eleştiri, Bölgesel Tepkiler
Başbakan Netanyahu, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail devleti, yasaları kendi eline alan hiç kimseye müsamaha göstermez. Yerleşimci şiddeti, İsrail'in uluslararası meşruiyetine zarar verir ve güvenlik güçlerimizin işini zorlaştırır." dedi. Netanyahu'nun bu açıklaması, son yıllarda yerleşimci şiddetine karşı en sert çıkışlarından biri olarak yorumlandı. Ancak Filistinli yetkililer, bu sözlerin samimiyetini sorgulayarak, "Netanyahu'nun söylemleriyle eylemleri birbirini tutmuyor. Yerleşimci şiddeti, onun hükümet politikalarının doğal bir sonucudur." şeklinde tepki gösterdi.
Bölgesel düzeyde ise Ürdün ve Mısır hükümetleri saldırıyı kınayan açıklamalar yayımladı. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, "Bu tür saldırılar, uluslararası hukukun açık ihlalidir ve iki devletli çözümü baltalamaktadır." ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamada da "Yerleşimci şiddetinin artması, bölgede kalıcı barış umutlarını yok etmektedir." denildi.
Kusra'daki saldırı, Birleşmiş Milletler verilerine göre Batı Şeria'da son bir yılda yaşanan en kanlı dönemlerden birine denk geliyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2023'te yerleşimci saldırılarının yüzde 40 arttığını ve bu saldırılarda en az sekiz Filistinlinin hayatını kaybettiğini raporlamıştı. Uluslararası toplum, İsrail'e yerleşimci şiddetini engelleme çağrısı yaparken, İsrail hükümetinin bu konudaki yaptırımları yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kusra'daki saldırı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği yeniden gündeme getiriyor. Ankara'dan yapılan açıklamalarda, İsrail'in yerleşimci şiddetine göz yuman politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulanıyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin devletinin tanınması yönündeki çağrılarını güçlendiriyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik mimarisi gibi konularda İsrail'le ilişkileri dengeleyen Türkiye, Filistin halkının haklarını savunarak Arap kamuoyundaki meşruiyetini pekiştirmeyi hedefliyor. BM ve İİT gibi platformlarda soruna ilişkin kararlı duruşunu sürdüren Türkiye'nin, bölgesel barışın tesisi için uluslararası topluma daha aktif rol çağrısı yapması bekleniyor.