Brüksel merkezli bir insan hakları örgütü olan Hind Rajab Vakfı, İsrailli yedek asker Matan Jerafi hakkında Vietnam makamlarına resmi bir suç duyurusunda bulundu. Vakıf, Jerafi'yi Gazze Şeridi ve güney Lübnan'daki İsrail saldırıları sırasında savaş suçları, soykırım ve soykırıma teşvikle suçluyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, vakıf, Jerafi'nin Vietnam'da bulunduğunu tespit etti ve yerel yetkililerden hakkında yasal işlem başlatılmasını talep etti.
Suç duyurusunun gerekçesi ve iddialar
Hind Rajab Vakfı, Filistinli bir kız çocuğunun adını taşıyan ve İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında savaş suçu işleyenleri tespit etmeye odaklanan bir kuruluş olarak biliniyor. Vakıf, Jerafi'nin sosyal medya hesaplarını ve yayınladığı videoları inceleyerek, onun Gazze'deki Refah kentinde bir okulun yakınında insani yardım bekleyen sivillere ateş açtığı, Lübnan'ın güneyinde ise bir sivili öldürdüğü iddialarını delil olarak sunuyor. Ayrıca, Jerafi'nin soykırım çağrışımı yapan ifadeler kullandığı ve bu paylaşımların uluslararası hukuk açısından suç teşkil ettiği öne sürülüyor.
Vakıf yetkilileri, Jerafi'nin Vietnam'a giriş yaptığını ve şu anda ülkede olduğunu tespit ettiklerini, bu nedenle Vietnam'ın taraf olduğu Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, savaş suçu işlediği iddia edilen kişilerin yargılanması veya iadesi konusunda uluslararası yükümlülükler doğduğunu vurguluyor. Suç duyurusunun, Vietnam hükümetine Jerafi'nin tutuklanması ve hakkında soruşturma başlatılması talebiyle yapıldığı bildiriliyor.
Uluslararası hukuk ve evrensel yargı ilkesi
Bu gelişme, uluslararası toplumda savaş suçları konusunda evrensel yargı yetkisinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Uluslararası hukukta, savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlar, işlendikleri ülke dışında da yargılanabilir. Vietnam'ın Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taraf olmamasına rağmen, Cenevre Sözleşmeleri'ne taraf olması nedeniyle, savaş suçlarını yargılama yükümlülüğü bulunuyor. Ancak, Vietnam'ın bu tür bir davayı kabul edip etmeyeceği ve uluslararası hukuku uygulayıp uygulamayacağı merak konusu.
İsrail ise, bu tür suçlamaları daha önce de reddetmiş ve Gazze'deki operasyonlarının meşruiyetini savunmuştu. İsrail hükümeti, askerlerinin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini, Hamas gibi terör örgütleriyle mücadelede sivilleri korumak için azami özen gösterdiğini ifade ediyor. Ancak, bağımsız kuruluşlar ve insan hakları örgütleri, İsrail ordusunu Gazze'de ayrım gözetmeksizin saldırılar düzenlemekle ve sivilleri hedef almakla suçluyor.
Hind Rajab Vakfı'nın bu girişimi, İsrailli askerlere yönelik uluslararası hukuk davalarının bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz aylarda, benzer vakıflar Avrupa ülkelerinde ve Latin Amerika'da birçok İsrailli asker hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bu davalar, İsrail'in uluslararası arenada artan yalnızlığını ve Gazze'deki savaşın uluslararası hukuk açısından yarattığı tartışmaları gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını her zaman sert şekilde kınamış ve Filistin halkının yanında yer almıştır. Bu suç duyurusu, uluslararası toplumun İsrail'in eylemlerine karşı hukuki mekanizmaları işletme çabalarının bir örneği olarak, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği dolaylı olarak güçlendirmektedir. Türkiye, benzer suçlamaları uluslararası mahkemelere taşımış ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini defalarca dile getirmiştir. Bu gelişme, Ankara'nın uluslararası hukuk ve insan hakları vurgusunu teyit etmekte, ancak doğrudan Türk dış politikasına etkisi sınırlı kalmaktadır. Türkiye'nin bu konudaki tutumu, BM ve İİT gibi platformlarda İsrail aleyhine kararlar çıkarılması yönündeki çabalarıyla örtüşmektedir.