İsrailli kurtarma görevlisi Natan Kenig, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıda tanık olduğu görüntüleri üç yıl sonra bile unutamıyor. Kenig, “Sadece küçük bir tetikleyici, o günü yeniden yaşamama yetiyor. Gözlerim açık ya da kapalı, evde ya da arkadaşlarımla dışarıda, hâlâ roketleri, yanan arabaları ve cansız bedenleri görüyorum” diyor. Kenig, gördüğü vahşeti tarif ederken, “Vahşetlere tanık oldum” diyerek sözlerine devam ediyor. Ancak sözlerinin devamı kaynak özette yer almıyor.
7 Ekim saldırısı ve sonrası
7 Ekim 2023'te Hamas, İsrail'in güneyinde sınır bölgelerine geniş çaplı bir saldırı düzenledi. Saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetti ve 250'den fazla kişi rehin alındı. Bu olay, İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş kapsamlı askeri operasyon başlatmasına yol açtı. Aradan geçen üç yılda çatışmalar devam ederken, her iki tarafta da binlerce sivil yaşamını yitirdi. İsrailli kurtarma görevlileri, saldırının ilk saatlerinde bölgeye giderek yaralıları kurtarmaya çalıştı ve saldırının ardından enkaz altında kalanları çıkardı. Natan Kenig de bu görevlilerden biriydi. O gün gördükleri, bugün hâlâ zihninde canlanıyor.
Kenig'in yaşadığı travma, 7 Ekim saldırısına tanık olan yüzlerce İsrailli kurtarma görevlisi ve sivil için ortak bir deneyim. İsrail'de ruh sağlığı uzmanları, saldırının ardından travma sonrası stres bozukluğu vakalarında ciddi artış olduğunu belirtiyor. Ancak Kenig gibi sahada çalışanlar, yaşadıklarını atlatmakta zorlanıyor. Kenig, “Sadece küçük bir tetikleyici yeniden yaşamama neden oluyor” diyerek, günlük hayatta karşılaştığı ses, koku veya görüntülerin kendisini o güne götürdüğünü ifade ediyor.
İsrailli yetkililer, saldırının üzerinden geçen üç yıla rağmen, hem kurtarma görevlileri hem de hayatta kalanlar için psikolojik destek programlarının yetersiz olduğunu kabul ediyor. Bazı uzmanlar, travmanın nesiller boyu sürebileceği uyarısında bulunuyor. Kenig'in hikâyesi, savaşın sadece fiziksel değil, ruhsal yıkımını da gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
7 Ekim saldırısı, Orta Doğu'da dengeleri derinden sarstı. İsrail, Gazze'ye yönelik operasyonlarını genişletirken, Lübnan'da Hizbullah ile çatışmalar arttı, Yemen'de Husiler Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırılar düzenledi ve İran ile İsrail arasında gerilim zaman zaman sıcak çatışmaya dönüştü. Bölgede istikrar arayışları sürerken, sivil kayıplar ve insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani durumun felaket boyutunda olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler, saldırının ardından birçok kez ateşkes çağrısı yaptı; ancak kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Türkiye, bölgede ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ankara, Filistin halkına yönelik insani yardımları sürdürürken, İsrail ile ilişkileri de yönetmeye çalışıyor.
Saldırının yıl dönümlerinde düzenlenen anma törenleri, İsrail toplumunda travmanın canlı olduğunu gösteriyor. Kurtarma görevlileri ve aileleri, yaşadıkları acıyı dile getirirken, hükümetten daha fazla destek talep ediyor. Kenig gibi isimler, sadece kendi deneyimlerini anlatarak, savaşın insani boyutuna dikkat çekiyor. Uluslararası kamuoyunda ise 7 Ekim sonrası yaşananlar, hem İsrail hem de Filistin tarafında sivil acıları gündeme getiriyor. Barış çabaları sonuçsuz kalırken, bölgede yeni bir çatışma dalgası riski sürüyor.
Türkiye, Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması için aktif diplomasi yürütüyor. Ancak İsrail-Filistin çatışması, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da etkiliyor. Kamuoyunda Filistin'e destek güçlü bir şekilde devam ederken, hükümet dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Natan Kenig'in hikâyesi, savaşın sadece taraflar arasında değil, bireyler üzerinde de yıkıcı etkilerini gösteriyor. Üç yıl sonra bile travmanın dinmemesi, çatışmanın ne kadar derin izler bıraktığını ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrailli kurtarma görevlisinin üç yıl sonra bile travmayı atlatamaması, 7 Ekim saldırısının yol açtığı insani yıkımın uzun süreli olduğunu gösteriyor. Türkiye, bölgede kalıcı barış için ateşkes ve iki devletli çözüm çağrılarını sürdürüyor. Bu tür bireysel hikâyeler, çatışmanın sadece askeri değil, toplumsal ve psikolojik boyutunu da öne çıkararak, Türkiye'nin insani diplomasi çabalarına zemin hazırlıyor. Ayrıca İsrail ile ilişkilerde normalleşme arayışları, bu tür travmaların gölgesinde ilerliyor. Ankara, Filistin halkına desteğini korurken, bölgesel istikrar için diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor.