İsrailli bir haham, işgal altındaki Batı Şeria'dan Filistinlilerin sürülmesi çağrısında bulundu. Al Jazeera English tarafından Pazar günü yayınlanan görüntülerde, Haham Menachem Ben Shahar'ın bir gruba hitaben, "İsrail toprağı" olarak adlandırdığı bölgede Yahudi olmayanların ulusal haklara sahip olmadığını söylediği duyuluyor. Bu açıklamalar, uluslararası hukuka aykırı olarak kabul edilen ve Filistinlilerin temel haklarını ihlal eden bir söylemin parçası olarak değerlendiriliyor.
Haham Shahar'ın Kışkırtıcı Açıklamaları
Görüntülerde, Ben Shahar'ın, Yahudi halkının İncil'deki vaat edilen topraklar üzerindeki iddiasını öne sürerek, Filistinlilerin bu bölgeden zorla çıkarılmasını savunduğu görülüyor. Haham, "Bu topraklar yalnızca Yahudi halkına aittir ve başka hiçbir milletin burada ulusal hakkı yoktur" şeklinde ifadeler kullandı. Bu tür söylemler, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilere yönelik artan baskı ve şiddet ortamını daha da alevlendirebilecek nitelikte.
Ben Shahar'ın bu açıklamaları, İsrail'deki aşırı sağcı grupların Filistinlilere yönelik söylemlerinin bir uzantısı olarak görülüyor. Daha önce de bazı İsrailli siyasetçiler ve dini liderler, Filistinlilerin Batı Şeria'dan sürülmesi veya göçe zorlanması çağrısında bulunmuştu. Bu tür ifadeler, uluslararası toplum tarafından kınanıyor ve iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak değerlendiriliyor.
İsrail hükümeti yetkilileri, bu açıklamalara ilişkin henüz resmi bir yorum yapmadı. Ancak, İsrail'deki bazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, bu tür kışkırtıcı ifadelerin bölgedeki gerilimi artırdığını ve barış sürecine zarar verdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Filistinli yetkililer, Haham Shahar'ın sözlerini şiddetle kınadı. Filistin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu söylemlerin soykırım çağrısı niteliği taşıdığı ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu ifade edildi. Filistinli müzakereci Saeb Erekat, "Bu açıklamalar, İsrail'in işgal politikalarının ne kadar aşırılaştığını göstermektedir. Uluslararası toplum, bu tür ırkçı ve kışkırtıcı söylemlere karşı harekete geçmelidir" dedi.
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da benzer şekilde kınama mesajları yayınladı. Birleşmiş Milletler, bu tür çağrıların Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu vurgulayarak, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırdı. Avrupa Birliği ise, iki devletli çözüme bağlılığını yineleyerek, bu tür söylemlerin barış çabalarına zarar verdiğini belirtti.
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik uluslararası çabaların sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, daha önce yaptığı açıklamalarda, iki devletli çözümün bölgede kalıcı barışın tek yolu olduğunu defalarca vurgulamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin geleneksel olarak Filistin davasına verdiği desteğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Filistinlilerin haklarını savunmakta ve İsrail'in işgal politikalarını kınamaktadır. Bu tür aşırı söylemler, Türkiye'nin de dahil olduğu İslam dünyasında infial yaratmakta ve bölgedeki gerginliği artırmaktadır. Türkiye'nin, Filistinli mültecilere ev sahipliği yapma ve onlara insani yardım sağlama konusundaki çabaları, bu bağlamda daha da önem kazanmaktadır. Ayrıca, bu tür olaylar Türkiye'nin, İsrail ile ilişkilerinde Filistin meselesini ön planda tutma politikasını haklı çıkarmaktadır.