İsrail'de aşırı sağcı gruplar ve yerleşimci örgütler, Gazze Şeridi sınırında düzenledikleri gösterilerle 2005 yılında boşaltılan Yahudi yerleşimlerinin yeniden kurulmasını talep etti. Binlerce kişinin katıldığı yürüyüş, İsrail-Filistin çatışmasının yeni bir aşamaya girdiği bir dönemde gerçekleşirken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ortağı aşırı sağcı partilerin baskısı altında olduğu bir sürece denk geldi. Göstericiler, Gazze'nin kuzeyindeki eski yerleşim alanlarına doğru ilerlerken, İsrail ordusu bölgede güvenlik önlemlerini artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Yerleşimlerin Tarihi ve Siyasi Bağlam
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'nın ardından işgal ettiği Gazze Şeridi'nde 21 yerleşim kurmuştu. Ancak 2005 yılında dönemin Başbakanı Ariel Şaron'un öncülüğünde tek taraflı olarak uygulanan ayrışma planı kapsamında bu yerleşimler boşaltılmış ve yaklaşık 8 bin yerleşimci bölgeden çıkarılmıştı. Şaron'un amacı, uluslararası baskıyı azaltmak ve İsrail'in güvenlik duvarının doğusundaki büyük yerleşim bloklarını korumaktı. Ancak aradan geçen 20 yılın ardından, özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırı sonrası yaşanan savaş, yerleşimlerin yeniden kurulması fikrini aşırı sağcı gruplar arasında yeniden popüler hale getirdi.
Netanyahu hükümetinde yer alan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı isimler, Gazze'de yeniden yerleşim kurulması için açıkça çağrı yapıyor. Smotrich, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi'nin yeniden inşası, sadece askeri bir zaferle değil, toprakların kontrolünü kalıcı olarak ele geçirmekle mümkün” ifadelerini kullanmıştı. Bu talepler, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına iki devletli çözüm bulunması yönündeki geleneksel tutumuyla doğrudan çelişiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve Olası Sonuçlar
Yerleşimlerin yeniden kurulması talebi, sadece Filistin yönetimi ve Hamas tarafından değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD gibi önemli aktörler tarafından da şiddetle reddediliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze'de yerleşimlerin yeniden kurulmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki istikrarı daha da bozacağını belirtti. BM Genel Sekreteri António Guterres ise, “Gazze, Filistin devletinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yerleşim faaliyetleri, barış umutlarını yok eder” uyarısında bulundu.
Öte yandan, İran ve Hizbullah gibi bölgesel aktörler, İsrail'in yerleşimleri yeniden inşa etme girişimlerini bir savaş nedeni olarak görebilir. Uzmanlar, böyle bir adımın Lübnan sınırında çatışmaları tırmandırabileceği ve İran'ın nükleer programı konusunda zaten gergin olan ortamı daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Arap Birliği de yaptığı açıklamada, “İsrail'in bu tür kışkırtıcı eylemleri, Filistin davasını yok etmeye yönelik sistematik bir saldırının parçası” ifadelerine yer verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü destek veren ve İsrail'in yerleşim politikalarını kınayan bir ülke konumunda. İsrailli grupların Gazze'de yerleşimlerin yeniden kurulmasını talep etmesi, Türkiye'nin bölgedeki istikrar ve iki devletli çözüm vizyonuna doğrudan bir tehdit olarak görülüyor. Ankara'nın bu gelişmelere tepkisi, Hamas'la olan ilişkileri ve İsrail'le son dönemde normale dönen diplomatik temasları arasında hassas bir denge kurmasını gerektirebilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Kıbrıs sorunu gibi konularda İsrail'le işbirliği arayan Türkiye, Filistin meselesindeki tutarlı duruşunu korumak zorunda. Bu durum, Türk dış politikasının bölgesel dinamikler içinde manevra alanını daraltabilir.