Ortadoğu, İran ile yaşanan artan gerilim ve çatışma ortamında yeni bir güvenlik mimarisine doğru evrilirken, Mısır'ın liderliğindeki "Sekizgen" ittifakı ve NATO'nun bölgeye yönelik angajmanı, kriz yönetiminde belirleyici unsurlar haline geliyor. Middle East Bureau Chief Agnes Helou, bölgedeki son gelişmeleri özetlerken, savunma araştırmacısı Bilal Saab ile İran savaşının süregelen etkilerini değerlendiriyor. Helou ve Saab, özellikle Arap Körfez ülkelerinin, İran'ın balistik füze tehditlerine ve vekil güçlerin saldırılarına karşı nasıl bir savunma hattı oluşturduğunu, bu süreçte Mısır’ın oynadığı kilit rolü ve NATO’nun Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan varlığını masaya yatırıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sekizgen İttifakı ve NATO’nun Bölgesel Rolü
Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Ürdün ve Irak'ın da dahil olduğu gayriresmi bir güvenlik yapılanması olan "Octagon" (Sekizgen), İran destekli milislerin ve füze tehditlerinin arttığı bir dönemde stratejik bir önem kazanmıştır. Bu ittifak, özellikle Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'deki deniz güvenliğini sağlamak, hava savunma sistemlerini entegre etmek ve istihbarat paylaşımını artırmak amacıyla kurulmuştur. Araştırmacı Bilal Saab, bu yapılanmanın aslında İran'ın 2019'da Suudi petrol tesislerine ve BAE açıklarındaki ticari gemilere yönelik saldırılarına bir yanıt olduğunu belirtmektedir. NATO ise, Irak'taki eğitim misyonu ve Akdeniz'deki deniz gücüyle bölgede dolaylı bir güç dengesi unsuru olarak varlığını sürdürmektedir. İran’ın nükleer programının ilerlemesi ve Rusya ile artan askeri işbirliği, NATO’nun güney kanadını tehdit ederken, Mısır ve Körfez ülkeleri de kendi savunma bütçelerini artırarak modern hava savunma sistemleri (örneğin S-400 ve THAAD) tedarik etmeye yönelmiştir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Savaşının Ortadoğu’ya Etkileri
İran ile doğrudan bir savaş senaryosu, bölgesel enerji koridorlarını, deniz ticaretini ve milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkileyecek potansiyele sahiptir. Helou ve Saab’ın analizine göre, İran'ın vekil güçleri (Hizbullah, Husiler, İran destekli Iraklı milisler) sayesinde birden fazla cephede savaş açma kabiliyeti, Arap devletlerini kolektif savunma arayışına itmiştir. Bu bağlamda, Mısır'ın Sekizgen ittifakının yanı sıra, İsrail ile normalleşme süreci (Abraham Anlaşmaları) da İran karşıtı bir blok oluşturma çabasının parçası olarak görülmektedir. Öte yandan, NATO'nun bölgeye yönelik angajmanı sınırlı kalmakta; üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları (özellikle Türkiye'nin itirazları) nedeniyle doğrudan bir askeri müdahale olasılığı düşük görünmektedir. Saab, İran'ın iç siyasi istikrarsızlığına rağmen dış politika hedeflerinden vazgeçmeyeceğini, bu nedenle gerilimin orta vadede devam edeceğini öngörmektedir. Bölgedeki ülkeler ise, hem caydırıcılık hem de diplomasi yoluyla bir denge politikası izlemeye çalışmaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji bağımlılığı nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Mısır'ın Sekizgen ittifakı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki varlığı ve Libya politikası ile rekabet halinde olan bir güç dengesi yaratırken, NATO'nun bölgedeki angajmanı Ankara'nın ittifak içindeki konumunu da etkilemektedir. Türkiye, İran'a karşı sert bir blok oluşturulmasına sıcak bakmamakta, bunun ikili ticari ve diplomatik ilişkilerine zarar vereceğini düşünmektedir. Öte yandan, İran'dan kaynaklanan terör ve göç tehdidi, Türkiye'nin sınır güvenliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle Ankara, esnek bir politika izleyerek hem İran'la diyaloğu sürdürmekte hem de NATO ve Körfez ülkeleriyle işbirliğini dengelemeye çalışmaktadır. Uzun vadede, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturmaya devam edecektir.