İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttuğu topraklar, ülke yönetimi tarafından bir savaş kazancı olarak sunuluyor. Ancak daha önce Lübnan'da görev yapmış İsrailli askeri gaziler, bu sözde "tampon bölge"nin, geçmişte başarısız olduğu kanıtlanmış bir stratejinin ölümcül bir tekrarı olduğu uyarısında bulunuyor. İsrail-Lübnan sınırındaki bu gelişme, iki ülke arasındaki gerginliği yeniden alevlendirirken, bölgedeki istikrarsızlığı da derinleştiriyor.
Askelerden gelen uyarı
İsrail'in 1982 yılında Lübnan'ı işgal etmesi ve 2000 yılına kadar süren askeri varlığı, birçok İsrailli asker için travmatik anılarla dolu. Gaziler, o dönemde uygulanan tampon bölge stratejisinin Hizbullah'ın güçlenmesine yol açtığını ve İsrail'e düzenlenen saldırıları artırdığını belirtiyor. Şimdi ise benzer bir stratejinin yeniden hayata geçirilmesi, bu deneyimleri yaşamış askerler arasında ciddi endişelere neden oluyor.
İsrail ordusundan emekli Binbaşı (Y) David Zonshein, "2000 yılında çekildiğimizde, tampon bölgenin bize hiçbir güvenlik sağlamadığını gördük. Tam tersine, Hizbullah'ın mevzilenmesine alan yarattık. Şimdi aynı hatayı tekrarlıyoruz" ifadelerini kullandı. Zonshein ve diğer gaziler, siyasi liderlerin askeri gerçeklikten kopuk kararlar aldığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki işgal, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah'ın bölgedeki varlığı ve giderek artan askeri kapasitesi, İsrail'in bu hamlesini daha riskli hale getiriyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına rağmen devam eden işgal, uluslararası toplum tarafından da eleştiriliyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Uzmanlar, bu durumun bölgesel bir savaşa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Lübnan'daki istikrarsızlık, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıkları daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, İsrail ile Türkiye arasındaki son dönemde normalleşme adımları atılırken, bu tür askeri hamleler ilişkileri yeniden gerginleştirme riski taşıyor. Türkiye, bölgede barış ve istikrarın önemine vurgu yaparak, diyalog çağrısında bulunmalıdır.