İsrail'in önde gelen eski üst düzey güvenlik ve istihbarat yetkilileri, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya hitaben yayımladıkları ortak mektupta, Batı Şeria'da Yahudi yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik artan şiddet eylemlerinin 'kontrolden çıktığı' uyarısında bulundu. Eski Şin Bet (İç İstihbarat Servisi) başkanları, eski polis komiserleri, eski ordu generalleri ve eski Mossad direktörlerinden oluşan 26 isimli grup, mevcut durumun hem İsrail güvenliği hem de uluslararası meşruiyeti açısından 'tehlikeli bir eşik' olduğunu vurguladı. Mektup, özellikle son haftalarda işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinli köylerine yönelik yerleşimci saldırılarında kaydedilen belirgin artışa ve güvenlik güçlerinin bu eylemler karşısındaki 'pasif' tutumuna dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yerleşimci Şiddetinde Artış ve Güvenlik Zafiyeti
Eski yetkililerin uyarısı, son aylarda Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik Yahudi yerleşimci şiddetinin hem sıklık hem de vahşet açısından tırmandığı bir döneme denk geliyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023 yılının ilk dokuz ayında Batı Şeria'da yerleşimcilerle bağlantılı 790'dan fazla şiddet olayı kaydedildi; bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40'lık bir artış anlamına geliyor. Saldırılar arasında Filistinli çiftçilere ait zeytin ağaçlarının kesilmesi, ev ve arabaların kundaklanması, hatta birkaç vakada silahlı saldırılar sonucu Filistinlilerin hayatını kaybetmesi yer alıyor. Eski yetkililere göre, İsrail ordusu ve polisi bu saldırılara müdahale etmekte yetersiz kalıyor; hatta bazı durumlarda güvenlik güçlerinin yerleşimcilerle işbirliği yaptığı veya onlara göz yumduğu yönünde ciddi iddialar bulunuyor. Bu durum, mektupta 'devletin otoritesini zayıflatan bir hukuk boşluğu' olarak tanımlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İsrail-Filistin Çatışmasında Yeni Bir Kırılma Noktası mı?
Eski üst düzey yetkililerin bu çıkışı, sadece İsrail iç siyaseti açısından değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dinamikler bakımından da büyük önem taşıyor. Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, İsrail-Filistin çatışmasının zaten kırılgan olan ateşkes ve barış sürecini daha da zora sokuyor. Bir yandan, Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon hükümeti, yerleşimci hareketini açıkça desteklerken, diğer yandan ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte somut adım atmakta gecikiyor. Bu durum, Filistin Yönetimi'nin zaten zayıf olan meşruiyetini daha da aşındırırken, Hamas gibi radikal grupların elini güçlendiriyor. Uzmanlar, eğer yerleşimci şiddeti kontrol altına alınmazsa, Batı Şeria'da yeni bir silahlı intifada (ayaklanma) dalgasının patlak verebileceği uyarısında bulunuyor. Bu da sadece İsrail ve Filistin için değil, tüm Orta Doğu bölgesi için istikrarsızlaştırıcı bir etki yaratabilir. Özellikle Ürdün ve Mısır gibi İsrail'le barış anlaşması imzalamış ülkeler, Batı Şeria'daki şiddet olaylarının kendi iç güvenliklerine sıçramasından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'da Yahudi yerleşimci şiddetinin tırmanması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği ve bölgedeki nüfuz mücadelesini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, BM ve İİT gibi platformlarda Filistinlilerin haklarını savunurken, bu tür olaylar Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkaracak argümanları güçlendiriyor. Ancak son yıllarda Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan normalleşme adımları göz önüne alındığında, Ankara'nın bu durumu doğrudan bir krize dönüştürmekten kaçınacağı, bunun yerine diplomatik kanallardan uyarı ve kınamalarını sürdüreceği öngörülebilir. Dolaylı olarak, Batı Şeria'daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Suriye gibi Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının bulunduğu diğer bölgelerdeki dengeleri de etkileyebilir.